PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Giresun


Hatice_Sultan
24-04-09, 13:15
http://www.geyikmerkezi.com/resimarsivi/giresun_resimleri.jpg


Giresun Hakkında Genel Bilgi

Giresun Merkez, Tirebolu ve Görele ilçeleri ile bunlara bağlı Bulancak, Keşap ve Espiye bucaklarından ibaret olan Giresun 1933 yılında Şebinkarahisar ilinin kaldırılması ile Şebinkarahisar Merkezi ve Alucra ilçeleri Giresun iline bağlanmıştır. 1942 yılında Bulancak, 1945 yılında Keşap, 1957 yılında Espiye, l958 yılında Dereli, 1960 yılında Eynesil, 1987 yılında Piraziz ve Yağlıdere, 1990 yılında Çanakçı, Güce, Doğankent ve Çamoluk ilçelerinin kurulması ile ilçe sayısı 15 olmuştur.

Yüzölçümü : 6.934 Km2 dir.Türkiye yüzölçümünün % 0,89 nu teşkil eder.
Nüfusu : 523.819 dur.
Rakım : 10
Ortalama Yağış : 1349.9 mm.
Ortalama Sıcaklık : 14.3 C
2003 Yılındaki en yüksek sıcaklık : 37.3 C
2003 Yılındaki en düşük sıcaklık : -2 C
Yaylalar : Kümbet, Kulakkaya, Bektaş, Tamdere, Karagöl, Eğribel ve Kazıkbeli yaylalarıdır.
Önemli Yükseltiler : Dereli Bektaş Yaylası Karagöl Tepesi (3 107 Metre.)
Komşuları : Doğuda Trabzon ve Gümaşhane, Güneydoğda Erzincan, Güney ve Güneybatıda Sivas , Batıda Ordu illeri ile Kuzeyde de Karadeniz ile çevrilidir.

İl Merkezi ; Aksu ve Baltama vadileri arasında denize doğru uzanan bir yarımada üzerinde kurulmuş olup, bu yarımadanın doğusunda ve 2km. açığında Doğu Karadeniz'in tek adası olan Giresun Adası bulunmaktadır.

Hatice_Sultan
24-04-09, 13:20
Gelenek ve Görenekler

Gelenek ve Görenekler
Yöre halkı büyük şehirlere göçe başladığından beri eski gelenekleri az da olsa terk etme yolunu tutmuştur. Ancak büyük çoğunluk eski, göreneklerine bağlıdır. Bu gelenek ve görenekler çoğunlukla eski söylentilere dayanır.
Her yıl Mart ayının 14' ünde yılbaşı tutulur. O sabah erkenden kalkılır, deniz veya akarsudan su alarak eve gelinir ve sağ ayak ile eşikten geçilerek eve girilir. Su evin dört bir tarafına serpilir. Eğer hayvanlar varsa onların üzerine de serpilir. O gün kimse evine uğursuz gelir diye misafir kabul etmez, ancak ayağı denenmiş birisi varsa o eve çağrılır. Gelen kişi sağ ayağını içeriye atar yeni yılınız hayırlı olsun martınızı bozuyorum der o gece evde ısırgan veya paça pişirilir içine yeşil boncuk atılır. Bunları yerken boncuk kimin ağzına gelirse o yıl bu şahıs ekine başlar, aile içerisinde bol rızıklı kabul edilir.
Yine Mart'ın 14 ünde gün tutulur. Mart'ın 14'ü, Mart 15'i , Nisan 16'sı, Mayıs v.b. aylar olarak adlandırılır. O günlerdeki havanın durumuna göre o ayların nasıl geçeceği hakkında fikir yürütülür.
6 Mayıs'ta hıdrellez tutulur. Bu gün Hızır ve İlyas Aleyhissamların bir araya geldiğine ve artık kış ayının bitip güzel günlerin geleceğine inanılır.
Yine akşamdan 3-5 genç kızlar niyet tutarak bir gül ağacının dibine yüzüklerini gömerler. Sabahleyin mani okuyarak onları çıkarırlar. Söylenen maninin manasına göre talihlerini denerler.

Hatice_Sultan
24-04-09, 13:21
http://giresunakyoma.sitemynet.com/mynet_resimlerim/koyden.jpg


Buda Benim Köyüm....

Giresun iline bağlı Akçalı köyü, merkezden 27 km uzaklıkta, denizden 600m yükseklikte, Çaldağ'ın karşısında, aksu vadisinin batı arka yüzünde yer almaktadır. Köyümüz; iklim, coğrafi ve bitki örtüsü bakımından Giresun ilinin kuzey kesimlerinin özelliklerine sahiptir. Yerleşim, düz arazi üzerinde ve toplu haldedir.
Yerleşim dışı arazi yapısı dağlık ve engebeli olmakla birlikte bitki örtüsü bakımından oldukça zengindir. Tarım arazisinin büyük bölümünü fındık bahçeleri oluşturmakta, köy merkezinde mısır ve sebze bahçeleri dışında arazinin tamamı ormanlarla kaplıdır.
30-40 Yıl önce, insanların gelir kaynağını, tarım ve hayvancılık oluştururdu. Bu tarihlerden önce kapalı bir ekonomiye sahip olan köyün en önemli gelir kaynağı fındıktır. Hayvancılık ikinci sırada yer alır ve bu tarihlerde her hanede onlarca büyük ve küçük baş hayvan beslenirdi.Hayvanlar baharın son zamanlarına doğru yaylaya çıkarılır ve sonbahar ortalarında getirilirdi. Köy içersinde yer alan mısır tarlalarında ve sebze bahçelerinde yetiştirilen ürünler genelliklekendi ihtiyaçları için yetiştirilir ve tüketilirdi.
Yetiştirilen ürünlerin ağırlığını mısır oluşturur ve su değirmenlerinde un haline getirilip senelik ekmek ihtiyacı karşılanırdı. Arazi yapısının uygun olmaması, çeşitli sebze, hububat vb. Ürünlerin üretilmesini ve ticaretini engellemiştir. Eskiden tarım ve hayvancılığın yanısıra; her hanede ilkel dokuma tezgahları mevcuttu ve yine kendi ihtiyaçlarına cevap verecek kadar keten, şal gibi kumaşlar dokunurdu. 1950'lerden önce Türkiye'nin kalkınma politakasında köyler ve köylüler çok önemliydi. Köy ve köylülerin kooperatifler içersinde örgütlenmeleri söz konusuydu. Hatta bu amaçla köy genelinde dokuma işinin geliştirilmesi amacıyla Karadut dibine "Dokuma Evi" yapılmıştır. Ne yazıkki 1950'lerden sonra Türkiye'nin tarıma ve köyler yönelik ekonomik politakısı değişmiştir.
Son 50 yıllık dönemde yolların yapılması ve genel anlamda sanayi ve teknolojik gelişmeler sonucunda kapalı ekonomi büyük ölçüde, çözülmüş ihtiyaçlar daha ziyade merkezden sağlanmaya başlanmıştır. Türkiye genelindeki sanayi gelişmeler sonucunda tarım ve hayvancılığın giderek önemsiz hale gelmesi, nüfüsun çoğalması ve toprakların bölünmesi sonucu köy nüfusunun büyük bir bölümü şehirlere göçmek zorunda kalmıştır. Hayvancılık yok denecek kadar azalmış, eski büyük mısır tarlaları kaybolmuş, fındık üretimi devam etmekle beraber ekonomik ihtiyaçları karşılamaktan uzaktır.

Hatice_Sultan
24-04-09, 13:32
http://img2.blogcu.com/images/d/a/m/damagimintadi/pancar_corbasi.jpg

KARALAHANA (PANCAR) ÇORBASI (GİRESUN USULÜ)

Malzemeler:

Yarım bağ karalahana
2 adet orta boy soğan
1 adet havuç
1 adet domates
2 yemek kaşığı mısır yarması ( Mısır yarması: Mısırın kalın bir şekilde öğütülmüş halidir. Yerine pirinç de kullanılabilir ancak yarma kullanmak daha evladır. )
1 yemek kaşığı tuz
1 yemek kaşığı tereyağ
3 yemek kaşığı mısır unu
1 küçük kase haşlanmış fasulye

Hazırlanışı:

Karalahanalar bütün olarak yıkanır, daha sonra ince ince doğranır ve tekrar yıkanıp suyu süzülsün diye ilistire (süzgeç) konularak bir kenara bırakılır.
Orta boy bir tencereye su konulduktan sonra ocağa yerleştirilip yarmalar suya eklenir. Kaynamaya yakın suyun üzerinde biriken köpükler alınır, kaynadıktan sonra sırasıyla - ki sıra önemli - karalahanalar, doğranmış soğan, havuç, domates ve fasulyeler tencereye eklenir. Daha sonra biber, tuz ve yağ ilave edilir. En son olarak üzerine mısır unu kaşık yardımıyla ilave edilir ve yumuşak bir kıvama gelene kadar pişirilir. Afiyet olsun..

Not: Karalahana çorbasında özellikle iyotlu tuz kullanılması ve beraberinde bol miktarda acı biber tüketilmesi (lezzet açısından) tavsiye olunur.


Not tarifler damağımtadı bloğundan alınmıştır...

tuareg
14-05-09, 02:19
Maşaallah..:)
Ülkemizin her köşesi bir ayrı güzelde..karadeniz dendimi bir başka severim..Çünkü ben yeşili çok severim..Malum her taraf yemyeşil oralar..:)
Teşekkürler ablam..
Bu arada yaşanılası bir köyünüz var ;)

serihan
07-07-09, 02:37
Ne güzel bir şehirmiş giresun..yeşili VE özellikle hava durumu..:)Urfaya nazaran.. martın on dördünde yapılanlarda ilginç..
Teşekkürler abla güzel bir paylaşımdı..:)