PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : NUR'DAN MUCİZELER - Avucuna küçük taşları aldı, mübarek elinde tesbih etmeye başladıl


asilNUR
12-08-09, 17:55
Nakl-i sahih ile, Enes ve Ebu Zerr'den kütüb-ü sahiha haber veriyorlar ki:

Hazret-i Enes (hâdim-i Nebevî) demiş ki:

Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın yanında idik. Avucuna küçük taşları aldı, mübarek elinde tesbih etmeye başladılar. Sonra Ebu Bekir-is Sıddık'ın eline koydu, yine tesbih ettiler. Ebu Zerr-i Gıffarî tarîkında der ki: Sonra Hazret-i Ömer'in eline koydu, yine tesbih ettiler. Sonra aldı yere koydu, sustular. Sonra yine aldı, Hazret-i Osman'ın eline koydu, yine tesbihe başladılar.

Sonra Hazret-i Enes ve Ebu Zerr diyorlar ki: "Ellerimize koydu, sustular."

ONDOKUZUNCU MEKTUP'TAN

asilNUR
12-08-09, 18:04
Hazret-i Ali ve Hazret-i Câbir ve Hazret-i
Âişe-i Sıddıka'dan nakl-i sahih ile sabittir ki:

Dağ, taş, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'a "Esselâmü aleyke ya Resulallah" diyorlardı.

Hazret-i Ali'nin tarîkında diyor ki:

Bidayet-i nübüvvette, nevahi-i Mekke'de, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ile beraber gezdiğimizde, ağaç ve taşa rastgeldiğimiz vakit, "Esselâmü aleyke yâ Resulallah" diyorlardı.

Hazret-i Câbir, tarîkında der ki:

Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm taş ve ağaca rastgeldiği vakit, ona secde ediyordular; yani inkıyad edip, "Esselâmü aleyke yâ Resulallah" diyordular.

Câbir'in bir rivayetinde,

Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş: اِنِّى َلاَعْرِفُ حَجَرًا كَانَ يُسَلِّمُ عَلَىَّ (Bana selâm veren bir taş biliyorum.)

Bazıları demişler ki: O, Hacer-ül Esved'e işarettir.

Hazret-i Âişe'nin tarîkında demiş:

Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş:

لَمَّا اسْتَقْبَلَنِى جَبْرَائِيلُ بِالرِّسَالَةِ جَعَلْتُ لاَ اَمُرُّ بِحَجَرٍ وَلاَ شَجَرٍ اِلاَّ قَالَ اَلسَّلاَمُ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللّهِ (Cebrâil bana vahiy getirmeye başladıktan sonra hangi taşın ve hangi ağacın yanından geçsem, bana mutlaka ‘Esselâmü aleyke yâ Resulallah’ derlerdi.” Kadı İyâz, eş-Şifâ, 1:307; Hafâcî, Şerhu’ş-Şifâ, 3:71; el-Heysemî, Mecme’u’z-Zevâid, 8:259)

ONDOKUZCU MEKTUP'TAN

asilNUR
12-08-09, 18:11
Başta Buharî, İbn-i Hibban, Davud, Tirmizî gibi kütüb-ü sahiha müttefikan Hazret-i Enes'ten, Ebu Hüreyre'den, Osman-ı Zinnureyn'den, Aşere-i Mübeşşere'den Said İbn-i Zeyd'denhaber veriyorlar ki:

Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Ebu Bekir-is Sıddık, Ömer-ül Faruk ve Osman-ı Zinnureyn ile Uhud Dağı'nın başına çıktılar. Cebel-i Uhud ya onların mehabetlerinden veya kendi sürur ve sevincinden lerzeye geldi, kımıldandı. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etti ki:


اُثْبُتْ يَا اُحُدُ فَاِنَّمَا عَلَيْكَ نَبِىٌّ وَ صِدِّيقٌ وَ شَهِيدَانِ (Dur ey Uhud! Şüphesiz üzerinde bir peygamber, bir sıddık ve iki şehid var.)


Şu hadîs, Hazret-i Ömer ve Osman şehid olacaklarına bir ihbar-ı gaybîdir.


Şu misalin tetimmesi olarak nakledilmiş ki:


Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Mekke'den hicret ettiği ve küffarlar takibe çıktıkları vakit, Sebir namındaki dağa çıktılar. Sebir dedi: "Ya Resulallah, benden ininiz! Korkarım, benim üstümde sizi vururlarsa, Allah beni tazib eder. Onun için korkarım."

Cebel-i Hira çağırdı: يَا رَسُولَ اللّهِ اِلَىَّ "Bana gel."


Bu sır içindir ki, ehl-i kalb, Sebir'de havf ve Hira'da da emniyeti hissederler.


Bu misalden anlaşılır ki:

O koca dağlar, birer müstakil abddir, müsebbihtir ve vazifedardırlar. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ı tanır ve severler; başıboş değillerdir.


ONDOKUZUNCU MEKTUP'TAN..

asilNUR
12-08-09, 18:18
Meşhur Buheyra-yı Rahib'in meşhur kıssasıdır ki:

Nübüvvetten evvel, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, amucası Ebu Talib ve bir kısım Kureyşî ile beraber, Şam tarafına ticarete gidiyorlar. Buheyra-yı Rahib'in Kilisesi civarına geldikleri vakit oturdular.

İnsanlar ile ihtilat etmeyen münzevi Buheyra-yı Rahib birden çıkageldi. Kafile içinde Muhammed-ül Emin'i (A.S.M) gördü. Kafileye dedi:

"Şu Seyyid-ül Âlemîn'dir ve peygamber olacaktır."

Kureyşîler dediler:

"Neden biliyorsun?"

Mübarek rahib dedi ki:

"Siz gelirken baktım ki, havada üstünüzde bir parça bulut vardı. Siz otururken, şu Muhammed-ül Emin (A.S.M.) tarafına bulut meyletti, gölge yaptı. Hem görüyordum ki: Taş, ağaç ona secde eder gibi bir vaziyet gördüm. Bu ise, nebilere yapılır."

ONDOKUZUNCU MEKTUP'TAN

Kaderi_m
15-08-09, 09:12
Hak Teala razı olsun abicim...

eğirdirli
15-08-09, 09:32
Allah razı olsun kardeşim.

kepez
18-01-11, 20:14
Maşaallah...

Allah ebeden razı olsun...

aycan
19-01-11, 11:02
Ben taşlarla olan mucizesini bilmiyordum MUCİZAT_I AHMEDİYE'DE okudum ögrendim.
MaşAllah. Allah razı olsun kardeşim...

ayser
20-01-11, 04:02
Allah razı olsun kardeşim