Orijinalini görmek için tıklayınız : Resime bak,Vecizeyi ekle...
Eklenen resmin mânâsına münasip,
Risale-i Nurlardan "Vecizeler" ekleyelim inşaallah..
"Bismillah" diyelim bakalım..Bu misâl olsun..
http://1x.com/OEfullSize/23984-fullsize.jpg
Ve o nefy ve yolculuk ise,
âlem-i ervâhtan, rahm-ı mâderden, sabâvetten, ihtiyarlıktan,
dünyadan, kabirden, berzahtan, haşirden, Sırattan geçer
bir uzun sefer-i imtihandır.
Sözler | Yedinci Söz | 35
http://1x.com/OEfullSize/24271-fullsize.jpg
?
BİRİNCİ SIR:
"Bismillâhirrahmânirrahîm"in bir cilvesini şöyle gördümki Kâinat sîmâsında, arz sîmâsında ve insan sîmâsında birbiri içinde birbirinin numunesini gösteren üç sikke i rubûbiyet var. Biri: Kâinatın hey'et-i mecmuasındaki ,teavün, tesânüd, teânuk, tecâvübden tezahür eden sikke-i kübrâ-yi ulûhiyettir ki, "Bismillah" ona bakıyor.
İkincisi: Küre-i arz sîmasında nebâtat ve hayvanâtın tedbir ve terbiye ve idaresindeki teşâbüh, tenâsüb , intizâm, insicam, lütuf ve merhametten tezahür eden sikke-i kübrâyi rahmâniyettir ki, "Bismillâhirrahman" ona bakıyor.
birokuyucu
29-04-09, 10:40
Seni bu hataya atıp bu vartaya düşüren, bir gözlü dehândır. Yani, harika, menhus zekândır. O kör dehân ile, herşeyin hâlıkı olan Rabbini unuttun, mevhum bir tabiata isnad ettin, âsârını esbaba verdin, o Hâlıkın malını bâtıl mâbud olan tâğutlara taksim ettin. Şu noktada ve o dehân nazarında, her zîhayat, herbir insan, tek başıyla hadsiz a'dâya karşı mukavemet etmek ve nihayetsiz hâcâtın tahsiline çabalamak lâzım geliyor. Ve zerre gibi bir iktidar, ince tel gibi bir ihtiyar, zâil lem'a gibi bir şuur, çabuk söner şule gibi bir hayat, çabuk geçer dakika gibi bir ömürle, o hadsiz a'dâya ve hâcâta karşı dayanmaya mecbur oluyor. Halbuki, o biçare zîhayatın sermayesi, binler matluplarından birisine kâfi gelmiyor. Musibete giriftar olduğu zaman, sağır, kör esbabdan başka derdine derman beklemiyor. "ve ma düaül kafirıne illa fı dalal" sırrına mazhar oluyor.
Mesnevi-i Nuriye | Zühre
YENİ RESMİMİZ..
http://www.nurunalanur.com.tr/attachment.php?attachmentid=18&stc=1&thumb=1&d=1240988875 (http://www.nurunalanur.com.tr/attachment.php?attachmentid=18&d=1240988875)
(=
Bir hatırlatma:
Soru cevab tarzı olacak biraz bu başlık..
Yâni biri resmi ekleyecek, bir başkası ona münâsip vecize bulacak..
Oyun tarzında olması da bu yüzden..( AsilNur kardeşim yanlış yere mi açtık ne..(= )
(=
bir hatırlatma:
soru cevab tarzı olacak biraz bu başlık..
yâni biri resmi ekleyecek, bir başkası ona münâsip vecize bulacak..
oyun tarzında olması da bu yüzden..( asilnur kardeşim yanlış yere mi açtık ne..(= )
ufak bir karışıklık olmuştu ama.. Toparladık inşaallah.. :)
Biz gidiyoruz, aldanmakta faide yok.
Gözümüzü kapamakla bizi burada durdurmazlar,sevkiyat var.
(Lem'alar)
Yeni Resmimiz :
http://www.islamiyet.gen.tr/infusions/ecard/images/11564206301%2B1.jpg
http://www.islamiyet.gen.tr/infusions/ecard/images/11564206301%2B1.jpg
Arzın tefrişine sebep, yani vesile, insandır.
Bu misafirhanedeki ziyafet onun nâmına verildi.
İşaratül-İcaz
http://img03.blogcu.com/images/c/e/n/cennetasa34/__l__meg__lmek_1239195568.jpg
http://img03.blogcu.com/images/c/e/n/cennetasa34/__l__meg__lmek_1239195568.jpg
Bütün daire-i imkân ve daire-i vücuba bakan, hem o iki şecere-i azîmenin bir tek dalı hükmünde olan îmanın erkân-ı sittesi ve o erkânın bütün dal ve budakları, tâ en ince meyve ve çiçekler aralarında o kadar bir tenâsüb gözetilerek tasvir eder ve o derece bir müvazenet Sûretinde târif eder ve o mertebe bir tenâsüb tarzında izhar eder ki, akl-ı beşer idrâkinden âciz ve hüsnüne hayran kalır.
http://www.resimland.com/data/media/63/efe44_5.gif
http://www.resimland.com/data/media/63/efe44_5.gif
Hem dahi, kâinatın yüzünde serilmiş olan
gayetle güzel ve san'atlı ve parlak ve süslü şu mevcudât,
ışık güneşi bildirdiği gibi,
misilsiz mânevî bir cemâlin mehâsinini bildirir
ve nazîrsiz, hafî bir hüsnün letâifini iş'âr ediyor.
Sözler | Onuncu Söz | 69
http://1x.com/OEfullSize/10686-fullsize.jpg
Ey nefs-i emmare! Kat'iyen bil ki, senin hususî ama pek geniş bir dünyan vardır ki, âmâl, ümit, taallûkat, ihtiyacat üzerine bina edilmiştir.
En büyük temel taşı ve tek direği, senin vücudun ve senin hayatındır.
Halbuki o direk kurtludur. O temel taşı da çürüktür.
Hülâsa, esastan fâsit ve zayıftır. Daima harap olmaya hazırdır.
(Mesnevi-i Nuriye ; Katre ; 59 )
http://img205.imageshack.us/img205/1498/gri.jpg
http://img205.imageshack.us/img205/1498/gri.jpg
..Evet, rahmetin erzak hazînelerinden olan bir şecerenin uçlarında ve dallarının başlarındaki meyveler, çiçekler, yapraklar, ihtiyar olup vazifelerinin hitâma ermesiyle gitmelidirler; tâ, arkalarından akıp gelenlere kapı kapanmasın...
-10.söz-
http://www.unicef.org/turkey/sy10/img/gi15a.jpg
Şecere-i kâinatın hassas meyvesi olan nev-i insandaki ciddi aşk-ı lâhutî gösterir ki,
bütün kâinatta -fakat başka şekillerde- hakiki aşk ve muhabbet bulunuyor.
Öyle ise, kalb-i kâinattaki şu hakiki muhabbet ve aşk, bir Mahbub-u Ezelîyi gösterir.
Sözler | Otuz Üçüncü Söz | 620
http://gallery.photo.net/photo/7755831-md.jpg
Marangoz Ahmed in gönderdiğimiz mektupları arkadaşlara gecede okumak zamanında, iki çekirge mektubun başına gelip ta bitinceye kadar dinlemelerini gördüm. Birkaç gün evvel biz mektubu yazarken, iki güvercin, mektubun makbuliyetini ve müjdeci serçe ve kuddüs kuşlarının müjdelerini tasdik ettikleri gibi, marangozun iki çekirgeleri de güvercinleri ve müjdeci kuşları tasdik ederek, "Biz dahi Risale-i Nur u tanıyoruz diye" lisan-ı halleri ifade ediyor diye latif ve manidar tevafuk olmuş.
Emirdağ Lâhikası
http://1x.com/OEfullSize/24490-fullsize.jpg
Ömür bir sermayedir, gidiyor.
Meyvesi bulunmazsa zayi olur.
Hem rahat ve gafletle olsa, pek çabuk gidiyor.
Lemalar | 25. Lem´a | 207
http://www.lavinya.net/galeri/data/media/10/manzara5842441.jpg
Dünya yüzünü bu kadar müzeyyen masnuâtla süslendirmek, ay ile güneşi lâmba yapmak, yeryüzünü bir sofra-i nimet ederek mat'umâtın en güzel çeşitleriyle doldurmak, meyveli ağaçları birer kap yapmak, her mevsimde birçok defalar tecdid etmek, hadsiz bir cûd ve sehâveti gösterir.
Sözler
http://1x.com/OEfullSize/8543-fullsize.jpg
Beşerin bulaşık eli karışmamak şartıyla,
hiçbir şeyde hakikî nezafetsizlik ve çirkinlik görünmüyor.
Lemalar | Otuzuncu Lem´a | 304
http://img1.loadtr.com/b-93647-g%C3%BCne%C5%9F.jpg
http://img1.loadtr.com/b-93647-g%C3%BCne%C5%9F.jpg
Nasıl bir ağaç yaprak, meyve ve çiçeklerinin kelimâtı ile bir tesbihatı var. Öyle de: Koca semâvat denizi dahi, kelimâtı hükmünde olan güneşler, yıldızlar ve ayları ile Fâtır-ı Zülcelâline tesbihat yapar ve Sâni'-i Zülcelâline hamd eder ve hâkezâ...
http://2photo.ru/uploads/posts/4268/20071022/mihai_criste/22_10_2007_0470570001192999146_mihai_criste.jpg
28 nolu mesajın vecizesi hârikalar ötesiydi..MaşaAllah keçeli..
http://2photo.ru/uploads/posts/4268/20071022/mihai_criste/22_10_2007_0470570001192999146_mihai_criste.jpg
Şu kâinatın tılsım-ı muğlâkını açan http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/sozl1/b472.gif -1-
ruh-u beşer için saadet kapısını fetheden,
ne kadar kıymettar iki tılsım-ı müşkülküşâ olduğunu;
ve sabır ile Hâlıkına tevekkül ve ilticâ ve şükür ile Rezzâkından suâl ve duâ,
ne kadar nâfi ve tiryak gibi iki ilâç olduğunu;
ve Kur'ân'ı dinlemek, hükmüne inkıyâd etmek, namazı kılmak, kebâiri terk etmek
ebedü'l-âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli, revnaktar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen,
şu temsilî hikâyeciğe bak, dinle:
1- Allah'ın varlığına, birliğine ve âhiret gününe İmân ettim.
Sözler | Yedinci Söz | 34
http://img411.imageshack.us/img411/5320/manzara8gi2.jpg
Dünya ise, bütün şâşaasıyla, âhirete nisbeten bir zindan hükmündedir.
Elbette, zindân-ı dünyadan bostân-ı cinâna çıkmak ve müz'ic dağdağa-i hayat-ı cismâniyeden âlem-i rahata ve meydan-ı tayerân-ı ervâha geçmek ve mahlûkatın sıkıntılı gürültüsünden sıyrılıp huzûr-u Rahmân'a gitmek, bin can ile arzu edilir bir seyahattir, belki bir saadettir.
http://img412.imageshack.us/img412/3141/bulut.jpg
Hatice_Sultan
02-05-09, 01:13
atmaca kuşu serçelere tasliti, zahiren rahmete uygun gelmez. halbuki serçe kuşunun istidadı, o taslit ile inkişaf eder.
sözler 211
Hatice_Sultan
02-05-09, 01:13
http://www.guzel-resimler.net/data/media/343/Sonbahar_Resmi.jpg
Hem anlarsın ki,
güz mevsiminde yaz, bahar âleminin güzel mahlûkatının tahribâtı idâm değil.
Belki, vazifelerinin tamamıyla terhisâtıdır.
Sözler | Onuncu Söz | 75
http://1x.com/OEfullSize/20274-fullsize.jpg
İnsanın ebede uzanmış emelleri ve kâinatı ihâta etmiş efkârları ve ebedî saadetlerinin envâına yayılmış arzuları gösterir ki, bu insan ebed için halk edilmiş ve ebede gidecektir; bu dünya, ona bir misafirhânedir ve âhiretine bir intizar salonudur.
Sözler
http://gallery.photo.net/photo/2384304-lg.jpg
http://gallery.photo.net/photo/2384304-lg.jpg
Evet, şems ve kameri, anâsır ve maâdini, nebâtât ve hayvanâtı bir nakş-ı âzamın atkı ipleri gibi, o bin bir isimlerin şuâlarıyla tanzim eden ve hayata hâdim eden ve nebâtî ve hayvanî olan umum vâlidelerin gayet şirin ve fedâkârâne şefkatleriyle şefkatini gösteren ve zevi'l-hayatı, hayat-ı insaniyeye musahhar eden ve ondan rubûbiyet-i İlâhiyenin gayet güzel ve şirin bir nakş-ı âzamını ve insanın ehemmiyetini gösteren ve en parlak rahmetini izhâr eden o Rahmân-ı Zülcemâl, elbette kendi istiğnâ-i mutlakına karşı rahmetini, ihtiyac-ı mutlak içindeki zîhayata ve insana makbul bir şefaatçi yapmış. Ey insan! Eğer insan isen, "Bismillahirrahmanirrahim" de, o şefaatçiyi bul.
Sözler | On Dördüncü Lemanın İkinci Mak | 17 (http://www.risaleara.com/oku.asp?id=7&a=şefkat)
http://www.dosthane.de/ilgincresimler/album/slides/106.jpg
Mâdem, bu fânî eşya başka yerde bâkî meyveler verirler
ve dâimî sûretler bırakır ve başka cihette ebedî mânâlar ifade eder.
Sermedî tesbihât yapar ve insan ise, onların şu cihetine bakan yüzlerine bakmakla insan olur.
Fânîde, bâkîye yol bulur.
Sözler | Onuncu Söz | 83
http://1x.com/OEfullSize/24110-fullsize.jpg
http://1x.com/OEfullSize/24110-fullsize.jpg
"Hem nasılki bulutsuz, gündüz ortasında,
Güneşin deniz yüzünde bütün kabarcıklar üstünde
ve karada bütün parlak şeylerde ve kar'ın bütün parçalarında
cilvesi göründüğü ve aksi müşahede edildiği halde Güneşi inkâr etmek,
ne derece acib bir divânelik hezeyanıdır.
Çünki O vakit birtek Güneşi inkâr ve kabûl etmemekle;
katarat sayısınca, kabarcıklar mikdarınca, parçalar adedince,
hakikî ve bil'asâle güneşcikleri kabûl etmek lâzımgeliyor."
sözler 10.söz
http://www.resimland.com/data/media/1816/Kabemiz-Fcn1.jpg
Kıble ve Kâbe öyle bir amud-u nurânîdir ki,
semavatı Arşa kadar takmış ve nazm edip,
küre-i arzın tabakatını ferşe kadar delerek
kâinatın muntazam bir amud-u nurânîsi olmuştur.
Muhakemat | Birinci Mesele | 51
http://1x.com/OEfullSize/large/6441.jpg
Bir maksud ki, fenâda mahvoluyor; o maksudu istemem. Çünkü, fânîyim, fânî olanı istemem; neyleyeyim?
Sözler
http://gallery.photo.net/photo/6840979-md.jpg
Güyâ herbir bahar, birtek çiçek gibi,
gayet muntazam ve mevzun olarak zeminin yüzüne
bir Cemîl ve Celîl'in eliyle takılıp koparılıyor, konup kaldırılıyor.
14. | 151
http://1x.com/OEfullSize/2003-fullsize.jpg
http://1x.com/OEfullSize/2003-fullsize.jpg
Evet, rahmetin vücudu ve tahakkuku, güneş kadar zâhirdir. Çünkü, nasıl merkezî bir nakış, her taraftan gelen atkı ve iplerin intizamından ve vaziyetlerinden hâsıl oluyor; öyle de, bu kâinatın daire-i kübrâsında bin bir ism-i İlâhînin cilvesinden uzanan nurânî atkılar, kâinat sîmâsında öyle bir sikke-i rahmet içinde bir hâtem-i Rahîmiyeti ve bir nakş-ı şefkati dokuyor ve öyle bir hâtem-i inâyeti nesc ediyor ki, güneşten daha parlak kendini akıllara gösteriyor
(14. Lem'anın 2. makamı )
http://img151.imageshack.us/img151/7397/klbk.jpg
Hem, anlarsın ki, şu fânî masnuât fenâ için değil. Bir parça görünüp, mahvolmak için yaratılmamışlar. Belki, vücudda kısa bir zaman toplanıp, matlûb bir vaziyet alıp; tâ sûretleri alınsın, timsâlleri tutulsun, mânâları bilinsin, neticeleri zaptedilsin. Meselâ, ehl-i ebed için dâimî manzaralar nesc edilsin, hem âlem-i bekâda başka gâyelere medâr olsun.
Sözler
http://gallery.photo.net/photo/7958397-lg.jpg
Bir matlûb ki, gurûbda gaybûbet etmeye mahkûmdur;
kalbin alâkasına, fikrin merakına değmiyor,
âmâle mercî olamıyor,
arkasında gam ve kederle teessüf etmeye lâyık değildir.
Nerede kaldı ki, kalb, ona perestiş etsin ve ona bağlansın kalsın.
17. Söz | 195
http://1x.com/OEfullSize/24555-fullsize.jpg
http://gallery.photo.net/photo/7958397-lg.jpg
Hem madem bütün zîhayat mahlûkların, elleri yetişmediği ve iktidarları dairesinde olmayan bütün hâcâtlarını, bütün fıtrî matlaplarını bir nevi dua bulunan istidad-ı fıtrî ve ihtiyac-ı zarurî dilleriyle istedikleri vakitte, gayet rahîm ve işitici ve şefkatli bir dest-i gaybî tarafından verildiğinden ve ihtiyarî olan daavât-ı insaniyenin, hususan havasların ve nebîlerin dualarının on adetten altı yedisi hilâf-ı âdet makbul olmasından kat'î anlaşılıyor ki, her dertlinin âhını, her muhtacın duasını işiten ve dinleyen bir Semî ve Mucîb perde arkasında var, bakar ki, en küçük bir zîhayatın en küçük bir ihtiyacını görür ve en gizli bir âhını işitir, şefkat eder, fiilen cevap verir, memnun eder.
(11. Şua)
Bir Resim iki vecize maşaAllah ablamıza biz geç kaldık :)
http://1x.com/OEfullSize/24555-fullsize.jpg
..şu mahlûkat denilen semerât-ı rahmet ve mu'cizât-ı kudret ve kelâmât-ı hikmet olan nebâtât ve hayvanât, mümâselet ve müşâbehetleriyle beraber çok yerlerde intişârı, her tarafta bulunup tavattunları, tek bir Sâni-i Mu'ciznümânın taht-ı tasarrufunda olduklarını öyle bir tarzda gösteriyor ki, güyâ her bir çiçek, her bir semere, her bir hayvan, o Sâniin birer sikkesidir, birer hâtemidir, birer turrasıdır. Her nerede bulunsa, lisân-ı haliyle her birisi der ki: "Ben kimin sikkesiyim, bu yer dahi onun masnuudur. Ben kimin hâtemiyim, bu mekân dahi onun mektubudur. Ben kimin turrasıyım, bu vatanım dahi onun mensucudur."
(22. Söz )
http://img262.imageshack.us/img262/6492/47243385.jpg
İnsanın ebede uzanmış emelleri ve kâinatı ihâta etmiş efkârları ve ebedî saadetlerinin envâına yayılmış arzuları gösterir ki, bu insan ebed için halk edilmiş ve ebede gidecektir; bu dünya, ona bir misafirhânedir ve âhiretine bir intizar salonudur.
Sözler
http://gallery.photo.net/photo/8614274-md.jpg
İşte bu hâl ve şu vaziyet katî gösteriyor ki,
şu misafirhâne ve şu meydan ve şu meşherlerin arkasında,
o sermedî saltanata medâr ve mazhar olacak
dâimî saraylar, müstemir meskenler,
şu dünyada gördüğümüz numunelerin ve sûretlerin
en hâlis ve en yüksek asıllarıyla dolu bağ ve hazîneleri vardır.
Demek, burada çabalamak, onlar içindir; şurada çalıştırır, orada ücret verir.
Herkesin istidadına göre (eğer kaybetmezse) orada bir saadeti vardır.
Evet, öyle sermedî bir saltanat, muhâldir ki,
şu fânîler ve zâil zelîller üstünde dursun.
Sözler | Onuncu Söz | 73
http://1x.com/OEfullSize/19787-fullsize.jpg
http://1x.com/OEfullSize/19787-fullsize.jpg
Denizli hapsinden tahliyemizden sonra meşhur Şehir Otelinin yüksek katında oturmuştum.
Karşımda güzel bahçelerde kesretli kavak ağaçları birer halka-i zikir tarzında gayet lâtif, tatlı bir surette hem kendileri, hem dalları, hem yaprakları, havanın dokunmasiyle cezbedârâne ve cazibekârane hareketle raksları, kardeşlerimin müfarakatlarından ve yalnız kaldığımdan hüzünlü ve gamlı kalbime ilişti.
Birden güz ve kış mevsimi hâtıra geldi. ve bana bir gaflet bastı.
Ben, o kemâl-i neş'e ile cilvelenen o nâzenin kavaklara ve zîhayatlara o kadar acıdım ki, gözlerim yaş ile doldu. Kâinatın süslü perdesi altındaki ademleri, fîrakları ihtar ve ihsasiyle kâinat dolusu îrakların, zevallerin hüzünleri başıma toplandı.
EMİRDAĞI ÇİÇEĞİ
http://www.manzararesimleri.net/manzararesimleri.net1/manzara/manzara-resimleri%20(105).jpg
http://www.manzararesimleri.net/manzararesimleri.net1/manzara/manzara-resimleri%20%28105%29.jpg
Hiç mümkün müdür ki, bütün mevcudâtı güneşlerden, ağaçlardan zerrelere kadar emirber nefer hükmünde teshîr ve idare eden bir haşmet-i Rubûbiyet, şu misafirhâne-i dünyada muvakkat bir hayat geçiren perişan fânîler üstünde dursun, sermedî, bâkî bir daire-i haşmet ve ebedî, âlî bir medâr-ı Rubûbiyeti icâd etmesin?
Sözler
http://1x.com/OEfullSize/26191-fullsize.jpg
http://img357.imageshack.us/img357/590/yazkag5.jpg
http://1x.com/OEfullSize/26191-fullsize.jpg
Eyvah! Aldandık. Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik.
O zan sebebiyle bütün bütün zâyi ettik.
Evet, şu güzerân-ı hayat, bir uykudur; bir rüyâ gibi geçti.
Şu temelsiz ömür dahi, bir rüzgâr gibi uçar gider.
17. Söz | 193
http://1x.com/OEfullSize/28575-fullsize.jpg
İşte, o sahrâ-i kebîr bu dünya yüzüdür.
O kum denizi, bu hâdisât içinde harekât-ı zerrât ve seyl-i zaman tahrikiyle çalkalanan mevcudât ve bîçare insandır.
Her insan, endişesiyle kalbi dâğdâr olan, istikbâli müthiş zulümât içinde, nazar-ı dalâletle görüyor.
Feryadını işittirecek kimseyi bilmiyor. Nihayetsiz aç, nihayetsiz susuzdur.
31. Söz
http://1x.com/OEfullSize/30122-fullsize.jpg
Nihayetsiz derecede nâzik ve letâfetli bulunan zîşuur bir sırr-ı insanî, zînur bir latîfe-i Rabbâniye,
şu kasâvetli, ezici ve sıkıntılı, geçici ve zulümâtlı ve boğucu olan ahvâl-i dünyeviye içinde,
elbette teneffüse pekçok muhtaçtır.
Ve ancak namazın penceresiyle nefes alabilir.
21. Söz
http://1x.com/OEfullSize/30529-fullsize.jpg
Kar'ı pek bâridâne ve tatsız telâkkî ederler. Halbuki, o bârid, tatsız perdesi altında o kadar hararetli gâyeler ve öyle şeker gibi tatlı neticeler vardır ki, tarif edilmez.
Sözler
http://1x.com/OEfullSize/30457-fullsize.jpg (http://1x.com/photo/random/)
o iki hizmetkar yolcu ise; biri mütedeyyin, namazını şevk ile kılar; diğeri gafil, namazsız insanlardır. o yirmi dört altın ise, ... ayetiyle işaret eder. o bilet ise namazdır. birtek saat, beş vakit namaza abdestle kafi gelir. acaba, yirmi üç saatini şu ... kendini akıl zanneden adam anlamaz mı? halbuki, namazda ruhun ve kalbin ve aklın büyük bir rahatı vardır. hem, cisme de o kadar ağır bir iş değildir. hem, namaz kılanın diğer mübah dünyevi amelleri, güzel bir niyet ile ibadet hükmünü alır. bu surette
SÖZLER
Hani resim keçeliler..? Vecizeyi bulan resim ekleyecek ya..
http://www.el-aziz.net/data/media/371/Manzaralar.jpg
Nasıl gökler ve fezâ ve zemin Senin birliğine ve varlığına şehâdet ederler;
öyle de, bahirler, nehirler ve çeşmeler ve ırmaklar,
Senin vücûb-u vücuduna ve vahdetine bedâhet derecesinde şehâdet ederler.
Lem'alar
Şimdi, bak çeşmelere, çaylara, ırmaklara; yerden, dağlardan kaynamaları tesadüfî değildir. Çünkü, onlara terettüb eden âsâr-ı rahmet olan faydaların ve semerelerin şehâdetiyle ve dağlarda bir mîzan-ı hâcetle iddiharlarının ifadesiyle ve bir mîzan-ı hikmetle gönderilmelerinin delâletiyle gösteriliyor ki, bir Rabb-i Hakîmin teshîriyle ve iddiharıyladır. Ve kaynamaları ise, Onun emrine heyecanla imtisâl etmeleridir.
Sözler
http://1x.com/OEfullSize/30486-fullsize.jpg
olan miracı ile bir cadde-i kübra açarak hakaik-i imaniyenin en yüksek mertebelerine gitmiş, mirac merdiveniyle arşa çıkmış, kab-ı kavseyn makamında, hakaik-i imaniyenin en ... güzel adettir ve müstahsen bir adet-i islamiyedir. belki hayat-ı içtimaiye-i islamiyenin gayet latif ve parlak ve tatlı ... kendine medar-ı nazar edecek. o fert, herhalde zihayattan olacaktır. çünkü enva-ı kainatın en mükemmeli zihayattır. 1-
"biz ona şahdamarından daha yakınız." (kaf suresi: 50:16.)
Mektubat | Yirmi Dördüncü Mektup | 296 (http://www.risaleara.com/oku.asp?id=1000&a=hayat merdiveni)
http://www.el-aziz.net/data/media/860/dunya_4.jpg
O müthiş azîm küreleri sapan taşları misillü ve fabrika çarkları gibi etrafında döndüren
bir Kadîr-i Zülcelâlin derece-i kudret ve hikmeti, o nisbette nazara tezâhür eder.
32. Söz
http://1x.com/OEfullSize/30542-fullsize.jpg
Arkadaş! Küfür yolunda yürümek, buzlar üzerinde yürümekten daha zahmetli ve daha tehlikelidir. İman yolu ise, suda, havada, ziyada yürümek ve yüzmek gibi pek kolay ve zahmetsizdir.
Mesnevi-i Nuriye
http://1x.com/OEfullSize/26786-fullsize.jpg
http://1x.com/OEfullSize/26786-fullsize.jpg
çok maslahatlar için umûr-u gaybiye gizli kaldığından,
herkes her dakikada hem ecelini, hem bekasını düşündüğü için
hem dünyaya, hem âhiretine çalışabildiği gibi,
her asırda dahi hem kıyamet kopacağını, hem dünyanın devamını düşünebildiği için,
hem dünyanın fâniliğinde hayat-ı bâkiyeye, hem hiç ölmeyecek gibi imaret-i dünyaya çalışabilir.
5. Şuâ
http://1x.com/OEfullSize/30667-fullsize.jpg
Ey insan!
Rahm-ı maderde iken, tıfl iken, ihtiyar ve iktidardan mahrum bir vaziyette iken,
seni pek leziz rızıklarla besleyen Allah, sen hayatta kaldıkça o rızkı verecektir.
Mesnevi-i Nuriye
http://1x.com/OEfullSize/31164-fullsize.jpg
Ey şikem-perver nefsim!
Acaba hergün hergün ekmek yersin, su içersin, havayı teneffüs edersin; sana onlar usanç veriyor mu? Madem vermiyor; çünki ihtiyaç tekerrür ettiğinden, usanç değil belki telezzüz ediyorsun.
Öyle ise: Hane-i cismimde senin arkadaşların olan kalbimin gıdası, ruhumun âb-ı hayatı ve latife-i Rabbaniyemin hava-yı nesimini cezb ve celbeden namaz dahi, seni usandırmamak gerektir.
Sözler
http://www.mescere.net/mkportal/modules/gallery/album/a_194.jpg
İsm-i Rahîm ve Rezzâkın cemallerini ve vahdâniyete şehadetlerini
tam görmek için zemin yüzünü birden ihata edip müşahede edecek bir göz
bulunsa, kış âhirinde erzakları bitmek üzere olan hayvanat kafilelerine,
imdad-ı gaybî ve ihsan-ı Rahmânî olarak nebatatın ellerine verilen ve
ağaçların başlarına konulan ve validelerin sinelerine takılan ve sırf hazine-i gaybiye-i rahmetten gayet leziz ve gayet çok ve gayet
mütenevvi taamları ve nimetleri gönderen Rezzâk-ı Rahîmin bu cilve-i şefkatinde ne kadar şirin bir güzellik, ne kadar tatlı bir cemal bulunduğunu görecek ve ondan bilecek ki,
Yedinci Şuâ
http://arastiralim.com/wp-content/uploads/2007/01/Untitled-32.jpg
Mütemerrid inatçılar, firavunluk derecesinde bir gururla ve dehşetli dalaletleriyle
hakaik-ı imaniyeye karşı muaraza ettiklerinden,
elbette bunlara karşı atom bombası gibi bu dünyada onların temellerini parça parça edecek
bir hakikat-i kudsiye lazımdır ki, onların tecavüzatını durdursun ve bir kısmını imana getirsin.
15. Şuâ
http://1x.com/OEfullSize/31180-fullsize.jpg
http://1x.com/OEfullSize/31180-fullsize.jpg
Her kıştan sonra bir bahar, her geceden sonra bir sabah olduğu gibi
nev-i beşerin dahi bir sabahı, bir baharı olacak, inşaallah.
Tarihçe-i Hayat
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSDb_HNzOK74xCLFBE9XqQfRHJPKf9Gj jpqBiMPsJwfrG-Hjk4Q
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSDb_HNzOK74xCLFBE9XqQfRHJPKf9Gj jpqBiMPsJwfrG-Hjk4Q
Her bir inek, deve, koyun, keçi gibi mübârek hayvanlar "Bismillâh" der, rahmet feyzinden bir süt çeşmesi olur. Bizlere Rezzâk nâmına en latîf, en nazîf, âb-ı hayat gibi bir gıdâyı takdim ediyorlar.
Sözler
http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSENAb9c3RqbjVdyj46-gNnd0Epj2HtPGtn3Kg24X-UbB0XycPD
http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSENAb9c3RqbjVdyj46-gNnd0Epj2HtPGtn3Kg24X-UbB0XycPD
Tam münevverü'l-kalb bir âbidi, küre-i arz bomba olup patlasa, ihtimâldir ki, onu korkutmaz. Belki hârika bir kudret-i Samedâniyeyi, lezzetli bir hayret ile seyredecek. Fakat, meşhur bir münevverü'l-akıl denilen kalbsiz bir fâsık feylesof ise, gökte bir kuyruklu yıldızı görse, yerde titrer. "Acaba bu serseri yıldız arzımıza çarpmasın mı?" der, evhâma düşer. (Bir vakit böyle bir yıldızdan Amerika titredi. Çokları gece vakti hânelerini terk ettiler.)
Üçüncü Söz...
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSV96U6x0-knvz6xh1z2lXQCbnjQvUX0TBPqoC-NkFksbm-DIHokA
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSV96U6x0-knvz6xh1z2lXQCbnjQvUX0TBPqoC-NkFksbm-DIHokA
Şu zemin bahçesinde bütün o süslü nebatat ve zînetli hayvanat, muntazam suretleriyle ve mevzun şekilleriyle ilân ediyorlar ki: Biz birtek Sani'-i Hakîm'in san'atından birer mu'cizesi, birer hârikasıyız ve vahdaniyetin birer dellâlı, birer şahidiyiz. (SÖZLER)
http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQsojTkNJR6aAbXzL4NrfA-1B6GLQXKp-pR6HJxdJKq6vOVZaWJ
http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQsojTkNJR6aAbXzL4NrfA-1B6GLQXKp-pR6HJxdJKq6vOVZaWJ
Felsefe-i insaniye, gayet harikulâde mucizât-ı kudret-i İlâhiyenin mucizât-ı rahmeti üstüne âdiyat perdesi çeker. O âdiyat altındaki vahdaniyet delillerini ve o harika nimetlerini görmüyor, göstermiyor. Fakat âdetten huruç etmiş hususî bazı cüz'iyâtı görür, ehemmiyet verir.
Meselâ, hilkat-ı insaniyedeki kudret mucizelerini görmüyor, ehemmiyet vermiyor. Fakat, kaideden çıkmış iki başlı, üç ayaklı bir insanı görüp, istiğrab ve velvele-i hayretle nazar-ı dikkati celb eder. Küllî, umumî mucizâtı âdet perdesinde saklar; cüz'î ve kanundan çıkmış ve taifesinden ayrılmış maddeleri medâr-ı ibret yapar.
Emirdağ Lahikası..
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTLHSoWcxejDjDRPz2s4ElnBr8JbqnAv hq7VVyxtT8IK-f-rUoLwA
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTLHSoWcxejDjDRPz2s4ElnBr8JbqnAv hq7VVyxtT8IK-f-rUoLwA
Hakaik-i İslâmiyetin güneşi,
evham ve hayalât bulutlarından kurtulmuş,
her yeri tenvire başlamıştır.
http://b1111.hizliresim.com/r/g/jkhn.jpg
http://b1111.hizliresim.com/r/g/jkhn.jpg
"Elhasıl, madem kâinat mevcuttur ve inkâr edilmiyor.
Elbette kâinatın renkleri, ziynetleri, ışıkları, ziyaları, san'atları, hayatları, rabıtaları hükmünde olan hikmet, inâyet, rahmet, cemal, nizam, mizan, ziynet gibi meşhud hakikatler, hiçbir cihetle inkâr edilmez."
http://a5.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/390074_2395644902347_1587699817_2334354_1470914637 _n.jpg
http://a5.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/390074_2395644902347_1587699817_2334354_1470914637 _n.jpg
Bu dâr-ı dünya, dâr-ül hizmettir, dâr-ül ücret değil!
Burada ücretini isteyenler; bâki, daimî meyveleri, fâni ve muvakkat bir surete çevirmekle beraber, dünyadaki beka hoşuna geliyor, müştakane berzaha bakamıyor; âdeta bir cihette dünya hayatını sever, çünki içinde bir nevi âhireti bulur.
Mektubat ( 455 )
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQg2yU6Ub8u-PpANUUR3KRcbWLwGPL21q80fSFA-sQhaeXKZ-vh
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQg2yU6Ub8u-PpANUUR3KRcbWLwGPL21q80fSFA-sQhaeXKZ-vh
Bütün hayvanat ve kuşların bütün nevileri ve taifeleri ve milletleri, bil'ittifak, lisan-ı kâl ve lisan-ı halleriyle Lâ ilâhe illâ Hû deyip, zemin yüzünü bir zikirhane ve muazzam bir meclis-i tehlil suretine çevirmişler;
http://a7.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/297503_2349144699871_1587699817_2305637_330113204_ n.jpg
http://a7.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/297503_2349144699871_1587699817_2305637_330113204_ n.jpg
Bir bahçede bir sarı çiçek, o bahçe nakkaşının bir mührü hükmündedir.
O çiçek mührü kimin ise, bütün zemin yüzündeki o nevi çiçekler, o zâtın kelimeleri hükmünde olduğuna ve o bahçe dahi onun yazısı olduğuna, açık bir surette delalet ediyor.
Demek oluyor ki; herbir şey, umum eşyayı Hâlık'ına isnad edip, a'zamî bir tevhide işaret ediyor.
Lem'alar ( 320 )
http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSFWoGarwiPrrgQwFW-g3J_xayJN7cDxttcDqEtuZe_WhcaVqZl
http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSFWoGarwiPrrgQwFW-g3J_xayJN7cDxttcDqEtuZe_WhcaVqZl
Sonra ra'dı dinler ve berke (şimşeğe) bakar, görür ki:
Bu iki hâdise-i acibe-i cevviye tamtamına وَيُسَبِّحُ الرَّعْدُ بِحَمْدِهِ ve يَكَادُ سَنَا بَرْقِهِ يَذْهَبُ بِاْلاَبْصَارِ âyetlerini maddeten tefsir etmekle beraber, yağmurun gelmesini haber verip, muhtaçlara müjde ediyorlar.
Şualar ( 109 )
http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcS94MS9nhtQvqCAzYVEncMrzFuMmLpsJ 5C9Bi_jUxp2xkr33g-SOg
http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcS94MS9nhtQvqCAzYVEncMrzFuMmLpsJ 5C9Bi_jUxp2xkr33g-SOg
Kedi bahsi geldi, tavuğu hatıra getirdi. Bir tavuğum var. Şu kışta yumurta makinesi gibi, pek az fasılayla her gün rahmet hazinesinden bana bir yumurta getiriyordu. Hem birgün iki yumurta getirdi, ben de hayrette kaldım.
http://a5.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc7/306981_2254514534176_1587699817_2231393_2111257632 _n.jpg
http://a5.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc7/306981_2254514534176_1587699817_2231393_2111257632 _n.jpg
Benim Rabbim O’dur ki,
hem hâtırât-ı kalbimi ıslah eder,
hem cevv-i havayı bulutlarla bir saatte doldurup boşalttığı gibi
dünyayı âhirete tebdil edip, Cenneti yapıp, kapısını bana açar,
“Haydi gir” der.
http://a5.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/297151_2253071418099_1587699817_2230596_1759424251 _n.jpg
http://a5.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/297151_2253071418099_1587699817_2230596_1759424251 _n.jpg
Arkadaş!
Bilhassa muztar olanların dualarının büyük bir tesiri vardır.
Bazan o gibi duaların hürmetine, en büyük birşey en küçük birşeye musahhar ve muti olur.
Evet, kırık bir tahta parçası üzerindeki fakir ve kalbi kırık bir mâsumun duası hürmetine, denizin fırtınası, şiddeti, hiddeti inmeye başlar.
Demek dualara cevap veren Zat, bütün mahlûkata hâkimdir.
Öyleyse, bütün mahlûkata dahi Hâlıktır.
Mesnevi-i Nuriye
http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRBh3fpPjUNjQ9xj2_vySNbyTMyH4NZF 5LjzXUTf9yJJuiCFrfR
http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRBh3fpPjUNjQ9xj2_vySNbyTMyH4NZF 5LjzXUTf9yJJuiCFrfR
Evet bir arının küçük kafasında kâinat bahçesindeki çiçekleri tanıyacak ve ekser enva'ıyla münasebetdar olacak ve bal gibi bir hediye-i rahmeti getirecek ve dünyaya geldiği günde şerait-i hayatı bilecek derecede bir istidadı, bir kabiliyeti, bir cihazı derceden zât; elbette bütün kâinatın Hâlık'ı olabilir.
http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRBh3fpPjUNjQ9xj2_vySNbyTMyH4NZF 5LjzXUTf9yJJuiCFrfR
Hem yeni dünyaya gelmiş bir arı yavrusu, yaşı bir gün iken, havada bir günlük mesafeye gider, havada izini kaybetmeyerek, o sevk-i kaderî ile ve o sâika ilhamıyla döner, yuvasına girer.
http://a4.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/320180_2260393641150_1587699817_2235289_1040523398 _n.jpg
http://a4.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/320180_2260393641150_1587699817_2235289_1040523398 _n.jpg
Şu söz, Cennet'e dairdir. Şu Söz'ün iki makamı var. Birinci Makam, Cennet'in Bâzı letâifine işaret eder. Fakat Onuncu Söz'de on iki hakikat-ı katıa ile, gâyet kat'î bir Sûrette ve bu Söz'ün İkinci Makamında Onuncu Söz'ün hülâsası ve esâsı, müteselsil gâyet metin arabî bir bürhân-ı kat'î ile gâyet parlak bir tarzda vücudu isbat olunan Cennet'in isbat-ı vücudundan bahis değil, belki, şu makamda yalnız sual ve cevaba ve tenkide medâr olan birkaç ahvâl-i Cennet'ten bahseder. Eğer tevfik-i İlahî refik olsa sonra azîm bir söz, o muazzam hakikata dair yazılacaktır, inşâallah.
http://www.drozgurniflioglu.com/wp-content/uploads/2011/10/sonbahar.jpg
http://www.drozgurniflioglu.com/wp-content/uploads/2011/10/sonbahar.jpg
Birden güz ve kış mevsimi hatıra geldi ve bana bir gaflet bastı.
Ben, o kemâl-i neşe ile cilvelenen o nâzenin kavaklara ve zîhayatlara o kadar acıdım ki, gözlerim yaş ile doldu.
Kâinatın süslü perdesi altındaki ademleri, firakları ihtar ve ihsâsıyla, kâinat dolusu firakların, zevâllerin hüzünleri başıma toplandı.
Birden hakîkat-i Muhammediyenin (a.s.m.) getirdiği nur, imdâda yetişti.
O hadsiz hüzünleri ve gamları sürurlara çevirdi.
Hattâ o nûrun herkes ve her ehl-i îman gibi, benim hakkımda milyon feyzinden yalnız o vakitte o vaziyete temas eden imdat ve tesellîsi için zât-ı Muhammediyeye (a.s.m.) karşı ebediyen minnettar oldum.
Yirmibeşinci Söz
http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcS7dykTA9e7GgSeSj0wCFLKwZbLSBO4Z QrSAgkM90dUFLvbVtRRPA
http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcS7dykTA9e7GgSeSj0wCFLKwZbLSBO4Z QrSAgkM90dUFLvbVtRRPA
Arz ve sema, güzellik müsabakasına girmek için lazım gelen ziynetlerini takınıp hazırladıkları zaman, arz, kış mevsiminde kardan mamul beyaz elbiselerini giyer, oturur. Bahar mevsimi gelince o beyaz elbiseyi üzerinden çıkarır, zümrüt gibi yeşil halılarını sahralarına serer.
İşaratül-icaz
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRYe1UTEqX3fbGJX9av8Fp0qitgILsrN Y0t9LNmDP5SsZfaPZZP
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRYe1UTEqX3fbGJX9av8Fp0qitgILsrN Y0t9LNmDP5SsZfaPZZP
Meselâ, nasıl ki bir zât-ı mu'ciznümâ büyük bir saray yapmak istese, evvelâ temellerini, esaslarını muntazaman, hikmetle vaz' eder ve ilerideki neticelerine ve gâyelerine muvâfık bir tarzda tertib eder. Sonra menzillere, kısımlara maharetle tefrik ve tafsil ediyor; sonra, o menzilleri tanzim ve tertib ediyor; sonra, nukuşlarla tezyin ediyor; sonra, elektrik lâmbalarıyla tenvir ediyor; sonra, o muhteşem ve müzeyyen sarayda maharetini, ihsanâtını tecdid etmek için herbir tabakada yeni yeni icâdlar, tebdiller, tahviller yapıyor. Sonra, herbir menzilde kendi makamına merbut bir telefon rabt edip, birer pencere açarak, herbirinden onun makamı görünür.
( 33.söz )
http://www.buyutec.net/images/haberler/hasta-bakici.jpg
http://www.buyutec.net/images/haberler/hasta-bakici.jpg
Ey hasta kardeş! Senin hastalığında maddî elem var. Fakat o maddî elemin tesirini izale edecek ehemmiyetli bir mânevî lezzet seni ihata ediyor.
Hem insanlardaki rikkat-i cinsiyeyi ve şefkat-i neviyeyi kendine celb ettiğinden, hiçten, çok yardımcı ahbap ve şefkatli dost buldun.
Hem çok meşakkatli hizmetlerden paydos emrini yine hastalıktan aldın, istirahat ediyorsun. Ebette senin cüz'î elemin, bu mânevî lezzetlere karşı seni şekvâya değil, teşekküre sevk etmelidir.
Yirmibeşinci Lema
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSQMoQRg2lt4h5uL2BBT0cQayAhCYVEI Mx4AfGHRtxqFQLkEN5O
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSQMoQRg2lt4h5uL2BBT0cQayAhCYVEI Mx4AfGHRtxqFQLkEN5O
Kabrin arkası için çalışınız; hakikî saadet ve lezzet ondadır.
Mektubat
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRXqiDAy4USDU-9KGLabrpdo58G-MJJSQtwyC_1XxnCtdoZfaHI7g
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRXqiDAy4USDU-9KGLabrpdo58G-MJJSQtwyC_1XxnCtdoZfaHI7g
Ey fahre meftun, şöhrete mübtelâ, methe düşkün, hodbînlikte bîhemtâ sersem nefsim!
Eğer binler meyve veren incirin menşei olan küçücük bir çekirdeği ve yüz salkım ona takılan üzümün siyah kurucuk çubuğu bütün o meyveleri, o salkımları kendi hünerleri olduğu; ve onlardan istifade edenler o çubuğa, o çekirdeğe medih ve hürmet etmek lâzım olduğu, hak bir dâvâ ise, senin dahi sana yüklenen nimetler için fahre, gurura, belki bir hakkın var.
Halbuki, sen dâim zemme müstehaksın.
18. SÖZ
http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQ5erixKui0Gp2B7xPlzyKBUak9g5pgC n9N7G6YpuupEMec69v6Nw
http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQ5erixKui0Gp2B7xPlzyKBUak9g5pgC n9N7G6YpuupEMec69v6Nw
Demek, sinek cinsi de ehemmiyetli vazifesi ve büyük kıymeti var ki, Fâtır-ı Hakîm, o küçücük kaderî mektupları ve kudret kelimelerinin nüshalarını çok teksir etmiş. Evet, Kur'ân-ı Hakîmin (Hac Sûresi, 22:73 de) yani, "Cenâb-ı Haktan başka, bütün esbab ve ulûhiyetleri ehl-i dalâlet tarafından dâvâ edilen âliheler içtimâ etse, bir sineği halk edemezler. Yani, sineğin hilkati öyle bir mûcize-i Rabbâniyedir ve bir âyet-i tekvîniyedir ki, bütün esbab toplansa, onun mislini yapamazlar,
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/8/85/Bayram_kutlamalar%C4%B1.jpg
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/8/85/Bayram_kutlamalar%C4%B1.jpg
Bir zaman, Eskişehir Hapishanesinin penceresinde, bir Cumhuriyet Bayramında oturmuştum. Karşısındaki lise mektebinin büyük kızları, onun avlusunda gülerek raksediyorlardı. Birden, mânevî bir sinema ile elli sene sonraki vaziyetleri bana göründü. Ve gördüm ki, o elli altmış kızlardan ve talebelerden kırk ellisi, kabirde toprak oluyorlar, azap çekiyorlar. Ve on tanesi, yetmiş seksen yaşında çirkinleşmiş, gençliğinde iffetini muhafaza etmediğinden sevmek beklediği nazarlardan nefret görüyorlar kat'î müşahede ettim. Onların o acınacak hallerine ağladım. Hapishanedeki bir kısım arkadaşlar ağladığımı işittiler. Geldiler, sordular. Ben dedim: "Şimdi beni kendi halime bırakınız, gidiniz."
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSL_Dltd0mZ4o32ISfdyifJ5RmSYahyM pT73k7nFCq3p__m-gKkEw
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSL_Dltd0mZ4o32ISfdyifJ5RmSYahyM pT73k7nFCq3p__m-gKkEw
Herbir zîhayat, meselâ bu süslü çiçek ve şu tatlıcı sinek, öyle manidar, İlahî, manzum bir kasideciktir ki, hadsiz zîşuurlar onu kemal-i lezzetle mütalaa ederler.
Ve öyle kıymetdar bir mu'cize-i kudrettir ve bir ilânname-i hikmettir ki, Sâni'inin san'atını nihayetsiz ehl-i takdire cazibedarane teşhir eder.
Hem kendi san'atını kendisi temaşa etmek ve kendi cemal-i fıtratını kendisi müşahede etmek ve kendi cilve-i esmasının güzelliklerini âyineciklerde kendisi seyretmek isteyen Fâtır-ı Zülcelal'in nazar-ı şuhuduna görünmek ve mazhar olmak, gayet yüksek bir netice-i hilkatidir.
Şualar ( 14 )
http://www.hafif.org/imaj/buklet/3056549314133c7a241oib7-1.jpg
http://www.hafif.org/imaj/buklet/3056549314133c7a241oib7-1.jpg
Ey hayata çok müştak ve ömre çok tâlip ve dünyaya çok âşık ve hadsiz emellerle ve elemlerle mübtelâ bedbaht nefsim!
Uyan, aklını başına al.
Nasıl ki yıldız böceği, kendi ışıkçığına itimad eder, gecenin hadsiz zulümâtında kalır;
bal arısı kendine güvenmediği için gündüzün güneşini bulur, bütün dostları olan çiçekleri, güneşin ziyâsıyla yaldızlanmış müşâhede eder;
öyle de, kendine, vücuduna ve enâniyetine dayansan, yıldızböceği gibi olursun.
Eğer sen, fânî vücudunu, o vücudu sana veren Hâlıkın yolunda fedâ etsen, bal arısı gibi olursun, hadsiz bir nur-u vücud bulursun.
Hem, fedâ et; çünkü, şu vücud sende vedîa ve emânettir..
17. Söz...
http://www.resimler.tv/data/media/14/hareketli-nehir-manzarasi.gif
http://www.resimler.tv/data/media/14/hareketli-nehir-manzarasi.gif
Ey Rabbü'l-Berri ve'l-Bahr!
Kur'ân'ın dersiyle ve Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın tâlimiyle anladım ki: Nasıl gökler ve fezâ ve zemin Senin birliğine ve varlığına şehâdet ederler; öyle de, bahirler, nehirler ve çeşmeler ve ırmaklar, Senin vücûb-u vücuduna ve vahdetine bedâhet derecesinde şehâdet ederler.
Münacat
http://img375.imageshack.us/img375/4149/image010jp5.gif
http://img375.imageshack.us/img375/4149/image010jp5.gif
Sonra yağmura bakıyor, görür ki:
O latif ve berrak ve tatlı ve hiçten ve gaybî bir hazine-i rahmetten gönderilen katrelerde o kadar rahmanî hediyeler ve vazifeler var ki; güya rahmet tecessüm ederek katreler suretinde hazine-i Rabbaniyeden akıyor manasında olduğundan, yağmura "rahmet" namı verilmiştir.
Asa-yı Musa ( 101 )
http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTmhfMtpi0t9ihlTC9dBrLodm_3fZFeW 8uRcSWW-WWhXVdwuPt1
http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTmhfMtpi0t9ihlTC9dBrLodm_3fZFeW 8uRcSWW-WWhXVdwuPt1
Nasılki bu yaz ve güzün âhiri kıştır.
Öyle de, gençlik yazı ve ihtiyarlık güzünün arkası kabir ve berzah kışıdır. Geçmiş zamanın elli sene evvelki hâdisatı sinema ile hal-i hazırda gösterildiği gibi, gelecek zamanın elli sene sonraki istikbal hâdisatını gösteren bir sinema bulunsa, ehl-i dalalet ve sefahetin elli-altmış sene sonraki vaziyetleri onlara gösterilse idi, şimdiki güldüklerine ve gayr-ı meşru' keyiflerine nefretler ve teellümlerle ağlayacaklardı.
Asa-yı Musa ( 16 )
http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQIHPRay1pWPhfCXvnBgr1Sxk8ryLtD0 0uifQbJgsb8ADuLORVN
http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQIHPRay1pWPhfCXvnBgr1Sxk8ryLtD0 0uifQbJgsb8ADuLORVN
İhtiyaçtır terakkinin üstadı.
Sıkıntıdır muallime-i sefahet.
Demek sefahetin menbaı sıkıntı olmuş.
Sıkıntı ise madeni:
Yeisle sû'-i zandır,
Dalalet-i fikrîdir, zulümat-ı kalbîdir, israf-ı cesedîdir.
Sözler ( 726 )
http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSk28APu30TC43ORZUUSByZiTyHgdn9V kp8Ke7b6NcMMIr2bidm
http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSk28APu30TC43ORZUUSByZiTyHgdn9V kp8Ke7b6NcMMIr2bidm
Namazın manası, Cenab-ı Hakk'ı tesbih ve ta'zim ve şükürdür.
Yani, celaline karşı kavlen ve fiilen "Sübhanallah" deyip takdis etmek.
Hem kemaline karşı, lafzan ve amelen "Allahü Ekber" deyip ta'zim etmek.
Hem cemaline karşı, kalben ve lisanen ve bedenen "Elhamdülillah" deyip şükretmektir.
Demek tesbih ve tekbir ve hamd, namazın çekirdekleri hükmündedirler. Ondandır ki, namazın harekât ve ezkârında bu üç şey, her tarafında bulunuyorlar.
Hem ondandır ki, namazdan sonra, namazın manasını te'kid ve takviye için şu kelimat-ı mübareke, otuzüç defa tekrar edilir.
Namazın manası, şu mücmel hülâsalarla te'kid edilir.
Sözler ( 40 )
http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRXbODui_cAsz4Dn_lJN1UPPr5ieBIU1 M0PS0jETJLW_shaW7Kf
http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRXbODui_cAsz4Dn_lJN1UPPr5ieBIU1 M0PS0jETJLW_shaW7Kf
Hem öyle sehavet-perverane sofralar kuruyor ki; bütün bu memleketin halklarına, hayvanlarına, herbir taifesine has ve lâyık, belki herbir ferdine mahsus ismiyle ve resmiyle bir tabla-yı nimet veriliyor.
İşte dünyada bundan muhal bir şey var mı ki, bu gördüğümüz işler içinde tesadüfî işler bulunsun veya abes ve faidesiz olsun veya müteaddid eller karışsın veya ustası herşeye muktedir olmasın veya herşey ona müsahhar olmasın?
İşte ey arkadaş! Haddin varsa buna karşı bir bahane bul!
Asa-yı Musa ( 238 )
http://img03.blogcu.com/images/t/e/k/teknoder/303b70ef2153c0666ecf19b406008717_1290938930.jpg
http://img03.blogcu.com/images/t/e/k/teknoder/303b70ef2153c0666ecf19b406008717_1290938930.jpg
hakikî bir tesanüd, bir ittifakla gaye-i hilkatlerine yürürler.
http://a1.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/311790_2427090528468_1587699817_2346202_1972584011 _n.jpg
http://a1.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/311790_2427090528468_1587699817_2346202_1972584011 _n.jpg
İ'lem eyyühe'l-aziz!
Senin önünde çok korkunç büyük meseleler vardır ki, insanı ihtiyata, ihtimama mecbur eder.
Birisi: Ölümdür ki, insanı dünyadan ve bütün sevgililerinden ayıran bir ayrılmaktır.
İkincisi: Dehşetli, korkulu ebed memleketine yolculuktur.
Üçüncüsü: Ömür az, sefer uzun, yol tedariki yok, kuvvet ve kudret yok, acz-i mutlak gibi elim elemlere maruz kalmaktır. Eyleyse, bu gaflet ve nisyan nedir? Devekuşu gibi başını nisyan kumuna sokar, gözüne gaflet gözlüğünü takarsın ki Allah seni görmesin. Veya sen Onu görmeyesin. Ne vakte kadar zailat-ı faniyeye ihtimam ve bakiyat-ı daimeden tegafül edeceksin?
Mesnevi-i Nuriye
http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQwvPD6tdUepeFJzm-7hKP3YBdx5rH7LJAUUFTzqjpoY8DUn4Dv
http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQwvPD6tdUepeFJzm-7hKP3YBdx5rH7LJAUUFTzqjpoY8DUn4Dv
Cehennem lüzumsuz değil; çok işler var ki, bütün kuvvetiyle "Yaşasın Cehennem!" der. Cennet dahi ucuz değildir, mühim fiat ister.
Mektubat ( 397 )
http://1.bp.blogspot.com/-n4_cNCI4OWA/Tq1MrJmieZI/AAAAAAAAB28/mDNAQ7nJVTI/s400/37821955.jpg
http://1.bp.blogspot.com/-n4_cNCI4OWA/Tq1MrJmieZI/AAAAAAAAB28/mDNAQ7nJVTI/s400/37821955.jpg
Denizlerin içlerine bakar, görür ki: Gayet güzel ve zînetli ve muntazam cevherlerinden başka, binlerce çeşit hayvanatın iaşe ve idareleri ve tevellüdat ve vefiyatları o kadar muntazamdır; Basit bir kum ve acı bir sudan verilen erzakları ve tayinatları o kadar mükemmeldir ki,
Bilbedahe bir Kadîr-i Zülcelal'in, bir Rahîm-i Zülcemal'in idare ve iaşesiyle olduğunu isbat eder.
Şualar ( 112 )
http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQZUQOsTW1G_9ZPb3i60R1YrwUPYjagn soQryjre-8Wkt-ZZVN3Dw
http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQZUQOsTW1G_9ZPb3i60R1YrwUPYjagn soQryjre-8Wkt-ZZVN3Dw
Sen, ey mağrur nefsim! Üzüm ağacına benzersin. Fahirlenme! Salkımları o ağaç kendi takmamış; başkası onları ona takmış.
http://www.dutpinar.com/Userfiles/dut.jpg
http://www.dutpinar.com/Userfiles/dut.jpg
İşte o hadsiz acaib-i san'at içinde yeryüzünün Rahmanî sofrasında yalnız kudretin şekerlemeleri olan dutların nevilerine bak!
Kemal-i rahmeti, kemal-i san'at içinde gör.
Asa-yı Musa ( 195 )
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcR1-Sjst5yh-_LLPuBJJZDLhPDd--fA0UO_GUpEDWxAox2fzVQysQ
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcR1-Sjst5yh-_LLPuBJJZDLhPDd--fA0UO_GUpEDWxAox2fzVQysQ
Vâlideyn ve evlâda muhabbet-i meşruanın neticesi:
(Nass-ı Kur'an ile) Cenab-ı Erhamürrâhimîn, onların makamları ayrı ayrı da olsa yine o mes'ud aileye safi olarak lezzet-i sohbeti, Cennet'e lâyık bir hüsn-ü muaşeret suretinde, dâr-ı bekada ebedî mülâkat ile ihsan eder.
Sözler ( 648 )
http://www.manzaralar.net/yeniler/bocekler/03880.jpg
http://www.manzaralar.net/yeniler/bocekler/03880.jpg
Arıdan, sinekten, tavuktan tut; tâ Şems ve Kamer'e kadar her şey kemal-i lezzetle vazifesine çalışıyorlar.
Demek hizmetlerinde bir lezzet var ki, akılları olmadığından akibeti ve neticeleri düşünmeden, mükemmel vazifelerini îfa ediyorlar.
Lem'alar ( 123 )
http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRvlLGeTffl9SVowIGFCOTiYmHwm3DKd pOGMV70MLGHx5sHfFAgjQ
http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRvlLGeTffl9SVowIGFCOTiYmHwm3DKd pOGMV70MLGHx5sHfFAgjQ
Küre-i arz bir mahlûktur, Cenâb-ı Hakkı tesbih ediyor.
http://a1.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/301418_2286668578007_1587699817_2256568_617203372_ n.jpg
http://a1.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/301418_2286668578007_1587699817_2256568_617203372_ n.jpg
Güya kâinat, gül çiçeğinin yaprakları ve mısır sünbülünün gömlekleri gibi birbiri içinde sarılı, yüzbinler ayrı ayrı, çeşit çeşit sofralardır ki;
o sofralar adedince ve onlardaki taamlar ve nimetler mikdarınca diller ile ve ayrı ayrı, küllî ve cüz'î lisanlar ile bir Rahman-ı Rezzak'ı, bir Rahîm-i Kerim'i bütün bütün kör olmayana gösterir.
Şualar ( 610)
http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2010/06/toprak_nedir.jpg
http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2010/06/toprak_nedir.jpg
Hem, mâdem Her şeyin hakikati Cenâb-ı Hakkın bir isminin tecellîsine bakar,
ona bağlıdır, ona aynadır; o şey ne kadar güzel bir vaziyet alsa,
o ismin şerefinedir,
o isim öyle ister.
O şey bilse, bilmese,
o güzel vaziyet
hakikat nazarında matlûbdur
http://a6.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc6/284327_2059068848156_1587699817_2026583_694538_n.j pg
http://a6.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc6/284327_2059068848156_1587699817_2026583_694538_n.j pg
Ezel ve Ebed Sultanı'nın emriyle,
bir sinek bir Nemrud'u yere serer,
bir karınca bir Firavun'un sarayını harab eder, yere atar.
Bir incir çekirdeği, bir incir ağacını yüklenir.
Sözler ( 298 )
http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcROtjsfkkB_Jzff0q0XS0BjITalBTHxc nnA4OCLc02nrHiOxUGKUw
http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcROtjsfkkB_Jzff0q0XS0BjITalBTHxc nnA4OCLc02nrHiOxUGKUw
Bak nasıl hayat, Cenab-ı Hakk'ın ehadiyetine bir bürhandır.
Mevt dahi sermediyet ve bekasına delildir.
http://a6.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/223004_2093014936787_1587699817_2071939_1655545_n. jpg
http://a6.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/223004_2093014936787_1587699817_2071939_1655545_n. jpg
Bir saray, yüzer kapalı kapıları var.
Bir tek kapı açılmasıyla, o saraya girilebilir, öteki kapılar da açılır.
Eğer bütün kapılar açık olsa, bir iki tanesi kapansa, o saraya girilemeyeceği söylenemez.
Lem'alar ( 89 )
http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcR2r0lXPRC2RhCqw5-q9DyWaRO7UaSTblBEwYyIRV1T_kF9-IbiUQ
http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcR2r0lXPRC2RhCqw5-q9DyWaRO7UaSTblBEwYyIRV1T_kF9-IbiUQ
Acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki, bütün vaktini ona sarfediyorsun!
Sen istidad cihetiyle bütün hayvanatın fevkinde olduğunu ve hayat-ı dünyeviyenin levazımatını tedarikte iktidar cihetiyle, bir serçe kuşuna yetişemediğini biliyorsun.
Bundan neden anlamıyorsun ki, vazife-i asliyen hayvan gibi çabalamak değil; belki hakikî bir insan gibi, hakikî bir hayat-ı daime için sa'y etmektir
Sözler ( 271 )
http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcS0ajTI4Uq_Kl-bk0yYN3jAeVuvx0fjmQQ17OxRGiiVW0vINyplEQ
http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcS0ajTI4Uq_Kl-bk0yYN3jAeVuvx0fjmQQ17OxRGiiVW0vINyplEQ
Bir taş, taşlığıyla beraber, kubbeli binalarda
ustanın elinden çıkar çıkmaz başını eğer,
arkadaşıyla birleşmeye meyleder ki,
sukut tehlikesinden kurtulsunlar.
maalesef, insanlar teavün sırrını idrak edememişler.
hiç olmazsa taşlar arasındaki yardım vaziyetinden ders alsınlar!
~İşaratül-İcaz
http://a4.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/320180_2260393641150_1587699817_2235289_1040523398 _n.jpg
http://a4.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/320180_2260393641150_1587699817_2235289_1040523398 _n.jpg
Şimdi ne kadar kalb ikaz edilirse, vicdan tahrik edilse, ruha ihsas verilse; lezzet ziyade olur, hem de döner ateşi nur, şitası yaz.
Vicdanda firdevslerin kapıları açılır, dünya olur bir cennet. İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.
Sözler ( 745 )
http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQJCW5Q5xzF9qdPQgFABNlY1t7j2rPcv vGztwAZQCnIPRy3jYPE
http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQJCW5Q5xzF9qdPQgFABNlY1t7j2rPcv vGztwAZQCnIPRy3jYPE
Bahar mevsiminde cennet hurileri tarzında bütün ağaçları sündüs-misal libaslar ile giydirip,
çiçek ve meyvelerin murassaatıyla süslendirip hizmetkâr ederek onların latif elleri olan dallarıyla,
çeşit çeşit en tatlı, en musanna' meyveleri bize takdim etmek;
hem zehirli bir sineğin eliyle şifalı en tatlı balı bize yedirmek;
hem en güzel ve yumuşak bir libası elsiz bir böceğin eliyle bize giydirmek;
hem rahmetin büyük bir hazinesini küçük bir çekirdek içinde bizim için saklamak;
ne kadar cemil bir kerem, ne kadar latif bir rahmet eseri olduğu bedaheten anlaşılır.
Sözler ( 64 )
http://galeri.uludagsozluk.com/30/hi...brit_35029.jpg
http://galeri.uludagsozluk.com/30/hi...brit_35029.jpg
Sen bir mevcudsun.
Eğer Kadîr-i Ezelî'ye kendini versen; bir kibrit çakar gibi, hiçten, yoktan, bir emirle, hadsiz kudretiyle, seni bir anda halkeder
Asa-yı Musa ( 174 )
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSlfiM4GAWvfQ8kQAgzM00V9cAmfPY3S 1oKFwGd97R87nmXC0hv
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSlfiM4GAWvfQ8kQAgzM00V9cAmfPY3S 1oKFwGd97R87nmXC0hv
İ'lem Eyyühel-Aziz!
Şems, kamer, yıldız, arz gibi ecramı kabzasında tutan kudret, o ecramı öyle bir sühuletle tanzim etmiştir ki, dağılan tesbih tanelerini ipe dizen adam gibi, ne bir acz görmüştür ve ne başkasının yardımına ihtiyaç olmuştur.
Mesnevi-i Nuriye ( 190 )
http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSg2EilqbpyQmE6cChZoivaAgDPb-9KbAaHe8cSfohp6PnUHHHHdw
http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSg2EilqbpyQmE6cChZoivaAgDPb-9KbAaHe8cSfohp6PnUHHHHdw
Sivrisineğin gözünü halkeden, Güneş'i dahi o halketmiştir.
Mektubat ( 468 )
http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTZ_rEEtccngGona06KlWra38E2vXKkE KYlmWtBLuKPckEgsIbQ
http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTZ_rEEtccngGona06KlWra38E2vXKkE KYlmWtBLuKPckEgsIbQ
Âlim-i mürşid koyun olmalı, kuş olmamalı. Koyun kuzusuna süt, kuş yavrusuna kay verir.
Hakikat çekirdekleri...
http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQBot1_6xzt9i2fnNnkKsfy60IUO1qtP 1HwjUXMAZAC4xbYioPz
http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQBot1_6xzt9i2fnNnkKsfy60IUO1qtP 1HwjUXMAZAC4xbYioPz
Asr vaktinde ki, o vakit hem güz mevsim-i hazinanesini ve ihtiyarlık halet-i mahzunânesini ve âhir zaman mevsim-i elîmânesini andırır ve hatırlattırır. Hem
yevmî işlerin neticelenmesi zamanı, hem o günde mazhar olduğu sıhhat ve selâmet ve hayırlı hizmet gibi niam-ı İlâhiyenin bir yekûn-u azîm teşkil ettiği zamanı, hem o koca güneşin ufûle meyletmesi işaretiyle insan bir misafir memur ve herşey geçici, bîkarar olduğunu ilân etmek zamanıdır.
http://www.muhteva.com/resimler/masausturesimleri/Duvar-kagidi-Uyuyan-Bebek-Kediler.jpg
http://www.muhteva.com/resimler/masausturesimleri/Duvar-kagidi-Uyuyan-Bebek-Kediler.jpg
Hattâ bir gün kedilere baktım.
Yalnız yemeklerini yediler, oynadılar, yattılar.
Hatırıma geldi:
"Nasıl bu vazifesiz canavarcıklara mübarek denilir?"
Sonra gece yatmak için uzandım.
Baktım, o kedilerden birisi geldi, yastığıma dayandı, ağzını kulağıma getirdi. Sarih bir surette "Ya Rahîm, Ya Rahîm, Ya Rahîm, Ya Rahîm" diyerek güya hatırıma gelen itirazı ve tahkiri, taifesi namına reddedip yüzüme çarptı.
Sözler ( 334 )
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQrFIu_o141TRatS69EXOPY-V-YuRl1ueMv6ypyp-wZY2GC5nSe
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQrFIu_o141TRatS69EXOPY-V-YuRl1ueMv6ypyp-wZY2GC5nSe
Namazın manası, Cenab-ı Hakk'ı tesbih ve ta'zim ve şükürdür.
Yani, celaline karşı kavlen ve fiilen "Sübhanallah" deyip takdis etmek.
Hem kemaline karşı, lafzan ve amelen "Allahü Ekber" deyip ta'zim etmek.
Hem cemaline karşı, kalben ve lisanen ve bedenen "Elhamdülillah" deyip şükretmektir.
Sözler ( 40 )
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRf2XXhzWac1-jSD8qHKzVd3vahCQs1piNqmMf4AutiDfl4EI76
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRf2XXhzWac1-jSD8qHKzVd3vahCQs1piNqmMf4AutiDfl4EI76
Dua bir sırr-ı azîm-i ubudiyettir. Belki ubudiyetin ruhu hükmündedir.
Mektubat ( 299 )
http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTgkkXGC3TdT4ZndARXGgyRPTkl71gpX 5dt99oBEPwm7epmivwf8w
http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTgkkXGC3TdT4ZndARXGgyRPTkl71gpX 5dt99oBEPwm7epmivwf8w
Allah birdir, mülk Onundur, vücud Onundur, her şey Onundur." der;
lâ-yetezelzel bir itikada sahibdirler.
Bu kısım tevhid sahibleri, her şeyin üstünde Cenab-ı Hakk'ın sikkesini görür ve her şeyin cebhesinde bulunan mührünü, damgasını okur.
Ve bu sayede huzurî bir tevhid melekesi mâliki olurlar ki, dalalet ve evhamın taarruzundan kurtulurlar.
Mesnevi-i Nuriye ( 12 )
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSIk3V3PyeTsn6QqXy7hiugKN1Txq1No JrhZVFnzFzcMldsRo7kIg
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSIk3V3PyeTsn6QqXy7hiugKN1Txq1No JrhZVFnzFzcMldsRo7kIg
Ve mahlûkat-ı arziyeyi, rububiyeti noktasında, havayı emir ve iradesine bir nevi arş, ve nur'unsurunu ilim ve hikmetine diğer bir arş, ve suyu ihsan ve rahmetine başka bir arş, ve toprağı hıfz ve ihyâsına bir çeşit arş yapmış; o arşlardan üçünü mahlûkat-ı arziye üstünde gezdiriyor. Yirmi Dördüncü Mektup
http://a2.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc7/305385_2452638807159_1587699817_2354094_1615524199 _n.jpg
http://a2.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc7/305385_2452638807159_1587699817_2354094_1615524199 _n.jpg
Ömür sermayesi pek azdır. Lüzumlu işler pek çoktur.
Şualar ( 202 )
http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcR7_FnuNvGGAwYyZaO3YjWIIJkRW_FAZ IZeFzhvFXheOlrLqyH4DQ
http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcR7_FnuNvGGAwYyZaO3YjWIIJkRW_FAZ IZeFzhvFXheOlrLqyH4DQ
Madem ölüm öldürülmüyor ve kabir kapısı kapanmıyor. Elbette bu ecel cellâdının elinden ve kabir haps-i münferidinden kurtulmak çaresi varsa, insanın en büyük ve herşeyin fevkinde bir endişesi, bir meselesidir
geliyorr
ve geldii...:)
http://a3.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc7/311319_2324088273476_1587699817_2286399_1257598438 _n.jpg
geliyorr
ve geldii...:)
http://a3.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc7/311319_2324088273476_1587699817_2286399_1257598438 _n.jpg
"Başını kaldır, kendini tanıttırmak isteyen fa'al ve kudretli bir zâtın hârika işlerine bak!
Sen başıboş olmadığın gibi, bu hâdiseler de başıboş olamazlar.
Her birisi çok hikmetli vazifeler peşinde koşturuluyorlar.
Bir Müdebbir-i Hakîm tarafından istihdam olunuyorlar."
Asa-yı Musa ( 103 )
http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRTcELG9NnHwDgZkdvZGMGjQwvSjvYR3 0_AAqAe-ClLV8cJi3b0
http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRTcELG9NnHwDgZkdvZGMGjQwvSjvYR3 0_AAqAe-ClLV8cJi3b0
Üç karanlık içinde bütün vâlidelerin erhamında insanların suretlerini ayrı ayrı, mizanlı, imtiyazlı, zînetli ve intizamlı olarak, hem şaşırmadan, yanlış etmeden, karıştırmadan basit bir maddeden açmak ve yaratmak olan fettahiyet ve umum rûy-i zeminde aynı kudret, aynı hikmet, aynı san'atla umum insanları ve hayvanları ve nebatları ihata eden bu feth-i suver hakikatı; vahdaniyetin en kuvvetli bir bürhanıdır.
Şualar ( 168 )
http://img390.yukle.tc/images/5103101657b.jpg
http://img390.yukle.tc/images/5103101657b.jpg
Evet, bahtiyar odur ki, kevser-i Kur'ânîden süzülen tatlı, büyük bir havuzu kazanmak için, bir buz parçası nev'indeki şahsiyetini ve enâniyetini o havuz içine atıp eritendir.
Yirmi Birinci Lem’a
http://a2.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/302157_2324115994169_1587699817_2286413_427715496_ n.jpg
http://a2.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/302157_2324115994169_1587699817_2286413_427715496_ n.jpg
Vakit be-vakit başınızı kaldırıp esma-i hüsnama dikkat ederek, o semavata uruc etmek için fünununuzu ve terakkiyatınızı merdiven yapınız.
Tâ fünun ve kemalâtınızın menbaları ve hakikatları olan esma-i Rabbaniyeme çıkasınız ve o esmanın dûrbîniyle, kalbinizle Rabbinize bakasınız.
Sözler ( 262 )
http://b1111.hizliresim.com/r/u/rvml.jpg
http://b1111.hizliresim.com/r/u/rvml.jpg
Demek ki, şimdi en esaslı vazifemiz, bataklıktan kurtulmak isteyen ehl-i dînin, karanlıktan usanmış, gıdâsız kalmış kalplerin yardımına koşmak, kendimizden başlayarak Nurun dellâllığını yapmaktır
Asa-yı Musa
http://a6.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/308877_2461805476320_1587699817_2357834_1950727416 _n.jpg
http://a6.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/308877_2461805476320_1587699817_2357834_1950727416 _n.jpg
Allah'ın nuru ile nurlanan bir gönlün semasını hangi bulutlar kaplayabilir?
Asa-yı Musa ( 259 )
http://b1111.hizliresim.com/r/u/rz7g.jpg
http://b1111.hizliresim.com/r/u/rz7g.jpg
Evet maşukun hüsnü, âşıkın nazarını istilzam ettiği gibi,
Nakkaş-ı Ezelî'nin rububiyeti de insanın nazarını iktiza eder ki,
hayret ve tefekkür ile takdir ve tahsinlerde bulunsun.
Mesnevi-i Nuriye ( 189 )
http://c1111.hizliresim.com/r/v/srv4.jpg
http://c1111.hizliresim.com/r/v/srv4.jpg
İhtiyarlığa girdiğim zaman; bir gün güz mevsiminde, ikindi vaktinde, yüksek bir dağda dünyaya baktım. Birden gâyet rikkatli ve hazîn ve bir cihette karanlıklı bir hâlet bana geldi. Gördüm ki; ben ihtiyarlandım, gündüz de ihtiyarlanmış, sene de ihtiyarlanmış, dünya da ihtiyarlanmış.
(26.lema)
http://farm4.static.flickr.com/3622/3591724538_ff6fc99cdb.jpg
http://farm4.static.flickr.com/3622/3591724538_ff6fc99cdb.jpg
Bir zaman, iki adam, Cennet gibi güzel bir memlekete (Şu dünyaya işarettir.) gidiyorlar. Bakarlar ki herkes ev, hâne, dükkân kapılarını açık bırakıp, muhâfazasına dikkat etmiyorlar. Mal ve para, meydanda sahipsiz kalır.
O adamlardan birisi, her istediği şeye elini uzatıp, ya çalıyor, ya gasb ediyor. Hevesine tebâiyet edip her nevi zulmü, sefâheti irtikâb ediyor. Ahali de ona çok ilişmiyorlar. Diğer arkadaşı ona dedi ki:
"Ne yapıyorsun? Ceza çekeceksin, beni de belâya sokacaksın. Bu mallar mîrî malıdır. Bu ahali, çoluk çocuğuyla asker olmuşlar veya memur olmuşlar. Şu işlerde sivil olarak istihdam ediliyorlar. Onun için sana çok ilişmiyorlar. Fakat, intizam şediddir. Padişahın her yerde telefonu var ve memurları bulunur. Çabuk git, dehâlet et" dedi
(10.söz)
http://www.nurnet.org/wp-content/uploads/2011/08/g%C4%B1ybet.jpg
http://www.nurnet.org/wp-content/uploads/2011/08/g%C4%B1ybet.jpg
Dua ubudiyetin ruhudur ve hâlis bir imanın neticesidir. Çünkü dua eden adam duasıyla gösteriyor ki: "Bütün kâinata hükmeden birisi var ki, en küçük işlerime ıttılâı var ve bilir.
http://c1111.hizliresim.com/r/w/t4v8.jpg
http://c1111.hizliresim.com/r/w/t4v8.jpg
Bu Nurlar öyle manevî gıdalar ki, herkesi, her an doyurmağa kâfi ve bu elmaslar öyle kıymetdar birer rida'lardır ki, herkesi her zaman ısıtmağa vâfidir.
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ هذَا مِنْ فَضْلِ رَبِّى
Barla Lahikası ( 178 )
http://a1111.hizliresim.com/r/w/t6qr.jpg
http://a1111.hizliresim.com/r/w/t6qr.jpg
Şimdi o çekirdek ve o yumurtaya ait sıfatlar, haller var.
İçinde incecik maddeler var.
Hem ondan hasıl olan ağaç ve kuşun da, o çekirdek ve yumurtanın âdi küçük keyfiyet ve vaziyetlerine nisbeten, büyük ve âlî sıfatları ve keyfiyetleri var. Şimdi o çekirdek ve o yumurtanın evsafını, ağaç ve kuşun evsafıyla rabtedip bahsetmekte lâzım gelir ki; her vakit akl-ı beşer, başını çekirdekten ağaca kaldırıp baksın ve yumurtadan kuşa gözünü tevcih edip dikkat etsin.
Tâ işittiği evsafı onun aklı kabul edebilsin.
Yoksa "Bir dirhem çekirdekten bin batman hurma aldım."
ve "Şu yumurta, cevv-i âsumanda kuşların sultanıdır." dese,
tekzib ve inkâra sapacak.
Mektubat ( 97 )
http://c1111.hizliresim.com/r/w/t9jn.jpg
http://c1111.hizliresim.com/r/w/t9jn.jpg
Mâdem bütün zeminin yüzüne serilen ve serpilen ve yüzünü yaldızlayan ve zînetlendiren ve her zaman tazelenen, gelip giden ve zemin onlarla dolup boşalan umum masnuât, kabza-i kudret ve ilmindedir ve adl ü hikmetinin mîzanıyla ölçülüp ve tanzim edilir
http://a4.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/382611_2470490493440_1587699817_2362724_1694445785 _n.jpg
http://a4.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/382611_2470490493440_1587699817_2362724_1694445785 _n.jpg
Ve bir ağacın bütün heyetiyle meyvesine müteveccih olduğu gibi,
bütün kâinatı insana müteveccih eden ve her tarafta ona baktıran ve muavenetine koşturan bilbedahe rahmettir.
Lem'alar ( 97 )
vBulletin v3.8.2, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.