Hatice_Sultan
29-04-09, 13:00
'a giden bu yolun rükunları, kalbi masivadan yani 'tan başka herşeyden temizlemektir Bu yolun dört tane rüknu vardır
1-) Bu Rükunlardan birincisi Vird (günlük ders) dir; bir günde en az beş bin defa '' lafza-i celalini kalben söylemektir
u Zülcelal bir ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur;
''ı zikretmek elbette (İbadetlerin) en büyüğüdür' (Ankebut;45)
u Zülcelal başka bir ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur;
'Öz akıl sahipleri onlardır ki, 'ı ayakta, otururken ve yanları üzerine uzanırken zikrederler' (Al-i İmran;191)
u Zülcelal başka bir ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur;
'Dikkat edin! Kalbler ancak 'ı zikretmekle huzur ve sukûnete kavuşur' (Ra'd;28)
Hz Peygamber (asv) da bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur;
'Kişiyi u Teala'nın gazabından en çok koruyan amel, onun u Teala'yı zikretmesidir' (Taberani)
Zikir kalbin cilasıdır Nitekim, İmam-ı Şa'rani (ks) Ali el-Mersefi (ks)'den şöyle nakletmiştir; insanın kalbinin temizlenmesi için zikirden daha üstün bir şey yoktur Çünkü zikreden kimsenin kalbinin temizlenmesi, cila ve kalayla bakırın temizlenmesi gibidir Başka ibadetle kalbin temizlenmesi de sabunla bir tabağı temizlemek gibidir Kalay ve cilanın temizliği nerede? Sabunun temizliği nerede? Pasın giderilmesi sabun ile çok uzun bir zaman alır, ama kalay olursa hemen anında pas giderilir
Muaz bin Cebel (ra);
'Cennet ehli, sadece dünyada iken zikirsiz geçirdikleri zamana üzülürler' Demiştir Ve yine denilmiştir ki; insanlar susamış olarak ölürler u Teala'yı zikredenler ise, ölürken susamışlık azabını çekmezler
Hasan-ı Basri (rha) şöyle demiştir;
'Zikir iki çeşittir Bir çeşidi, oturduğu yerde u Teala'nın ismini anmaktır İkincisi, günahlar karşısında O'nu hatırlayıp kendini uzak tutmaktır En üstün zikir bu ikinci zikirdir'
Ebu derda (ra)'dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte hz Peygamber (asv);
'Size amellerinizin en hayırlısını, katında en temiz olanını, derecelerinizi en fazla yükselteni ve sizin için altın ve gümüş infak etmekten, düşmanlarınızla muharebe meydanında karşılaşıp boyunlarınızı vurmanızdan ve onlarında sizin boyunlarınızı vurmasından daha hayırlı amelleri haber vereyim mi?' buyurdu Ashab-ı Kiram;
'Evet haber ver' dediler Hz Peygamber (asv);
''ı zikretmektir' Buyurdu
Bildirildiğine göre Hz Musa (as) u Zülcelal'e;
'Ya Rabbi! Senin sevdiklerini, sevmediklerinden nasıl ayırd edeceğim?'diye sordu u Zülcelal;
'Ey Musa! Ben sevdiklerime iki alamet bağışlarım' buyurdu Hz Musa (as);
'Ya Rabbi! Bu alametler nedir?' deyince u Zülcelal şöyle buyurdu;
'Ey Musa! Birinci alamet olarak ona beni zikretmeyi ilham ederim de böylece göklerde ve yeryüzünde onu anarım İkinci alamet olarak da onu haramlardan ve gazabımdan uzak tutarım ki, azabıma ve belama çarpılmasın Buna karşılık nefret ettiğim kula da iki alamet veririm' Hz Musa (as);
'Ya Rabbi! O alametler nedir?' diye sorunca, u Zülcelal şöyle buyurdu;
'Ey Musa! Nefret ettiğim kula birinci alamet olarak beni zikretmeyi unuttururum İkinci alamet olarak da onu nefsinin arzuları ile başbaşa bırakırım ki, haramlarıma düşerek gazabıma uğrasında azabıma ve belalarıma çarpılsın'
Hz Peygamber (asv) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur;
'Herşeyi temizleyen, her kiri gideren bir şey vardır Kalbleri tamizleyen şey de 'ı zikretmektir 'ın azabından kurtaracak en tesirli amel zikirdir' (Beyhaki)
Bir hadis-i Kudside u Zülcelal şöyle buyurmuştur;
'Ben, kulumun hakkımdaki zannına göreyim Kulum beni andığında, onunla beraber olurum O beni içinden anarsa bende onu onlardan daha hayırlı bir toplum içerisinde anarım O bana bir karış yaklaşırsa, bende ona bir arşın yaklaşırım O bana bir arşın yaklaşırsa, bende ona bir kulaç yaklaşırım O bana yürüyerek gelirse bende ona koşarak gelirim' (Buhari, Müslim, Tirmizi)
Hz Peygamber (asv) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur;
''ı zikreden ve zikretmeyenin farkı ölü ile diri arasındaki fark gibidir' (Buhari, Müslim)
Hz Peygamber (asv) başka bir Hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur;
'Size 'ı çok zikretmenizi emrediyorum Peşine düşman düşen kimse, nasıl bir kaleye sığınarak ondan kurtulursa, kul da şeytandan ancak 'ın zikri ile kurtulur'; (Tirmizi, Hakim)
Bu ayet ve hadislerden anlaşılacağı gibi, u Zülcelal'in zikri insan için herşeyden daha hayırlıdır Dünyalık kazancımıza hiçbir zararı olmayan 'ın zikri ile insan daima meşgul olabilir Boş olmadığı zaman, ticareti veya herhangi bir işi ile uğraşıyorken de kalben 'ın zikrini yapabilir Yürürken diliyle salevat ve istiğfar getirebilir
'ın zikri büyük olmaz mı? Bizim onu zikretmemiz bellidir O'nun bizi zikretmesi ise dar günlerde bize yardım etmesi, bize dünyada iken taat nasip etmesi, günahtan muhafaza olabilmemiz için kuvvet nasip etmesi ve bizim için ne kadar faydalı olan şey varsa onu bize nasip etmesidir Kabirde de münker ve nekir melekleri bize soru sordukları zaman onların şaşıracağı biçimde başarıyla cevap vermemizdir Haşır meydanında insanların kitapları ellerine verilirken, kitabımızın sağ elimize verilmesine, keskin bir kılıcın ağzı gibi olan sırat köprüsünden geçmemize, onun altında yanan ateşten muhafaza olmamıza ve ahirette bize sorulacak bütün sorulara u Zülcelal'in yardımcı olmasıdır
'ın zikri ile bu gibi menfaatler kazanılıp, onun yardımına nail olunurken, O'nun zikrini yapmamak akibetimizin kötü olacağına alamettir Yeryüzünde bu menfaatten daha büyük bir menfaat yoktur Ölüm, sekerat, haşr, sırad gibi korkunç olaylar karşısında, daha dünyada iken u Zülcelal’in zikrini yaptığımız zaman o bize yardımcı olacaktır
Hülasa olarak O'nun bizi zikretmesi demek, darda kaldığımız ölüm, sekerat, haşir ve sırad gibi zamanlarda bize yardım etmesidir u Zülcelal'in yardımına kavuşmak için O'nun zikrini yapmamız lazımdır u Zülcelal kudret ve azamet sahibidir Bunun için O'nun zikri de büyüktür Bundan dolayı titizlikle bunun üzerinde durmamız, buna devam etmemiz ve 'ın zikrinden kendimizi mahrum etmememiz lazımdır
Velhasıl u Zülcelal kalbimize muttali olduğu zaman, kalbimizi çoğunlukla kendi zikri ile meşgul gördüğü zaman bize yardımcı olacaktır
Mümin olan kimse kendilerine verilen görevleri imkanları ölçüsünde yerine getirebilmek için çaba sarfetmelidir Onun için İbrahim Dusuki (ks);
'Bir kimse günlük dersi olan vazifesini terkettiği zaman o gün onun üzerinde u Zülcelal'in rahmeti, Hz Peygamber (asv)'in şefaatı, evliyaların himmet ve imdadı muhakkak kesilir' demiştir
u Zülcelal kendi zatının hakkı ile ve Hz Peygamber (asv)'in hürmetine, bu çok büyük hayır olan zikrinden bizi mahrum etmesin Kendisini zikretmemiz için bize kuvvet versin ve zikriyle kendi rızasını ve muhabbetini kazanmayı bize nasip etsin İnşaallahu Teala
2-) 'a giden yolun Rükunlarından ikincisi ilmiyle amel eden eden Alim'in Rabıtasıdır;
(Geniş bilgi için Âdab kitabına bakınız)
3-) 'a giden yolun Rükunlarından üçüncüsü İmsaktan güneş doğuncaya kadar ki vakti zikirle değerlendirmektir;
Hz Peygamber (asv) bir Hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur;
'Kim sabah namazını cemaatle kılar, sonra güneş doğuncaya kadar oturarak 'ı zikreder, sonra iki rekat namaz (işrak namazı) kılarsa ona tam bir hac ve bir umre sevabı verilir'(Enes bin Malik)
Nasıl ki u Zülcelal bazı mekanları bazı mekanların üstüne efdal kılmıştır Bunun yanında bazı zamanları da, bazı zamanların üstüne efdal kılmıştır Sabah namazından zikretmekte diğer zamanların üzerine böyle efdaldir Kişi sabah namazından sonra, gireceği güne ibadet ederek, zikirle başlarsa temiz bir nefis ile güne girecek ve selametle o günden çıkacaktır Çünkü bu amel, zikri u Zülcelal ile huzurlu olmasını sağlayacaktır u Zülcelal ile huzurlu olunca da bu onu ibadet yapmaya teşvik edecektir Böylece hem sevap kazanacak, hem o günü ibadetle geçirecek, hem de günahtan muhafaza olacaktır
4-) 'a giden yolun rükunlarından dördüncüsü Teheccüd namazıdır;
u Zülcelal bir ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur;
'Gecenin bir bölümünde de sana mahsus fazla bir namaz olarak uykudan kalk, Kur'an ile teheccüd kıl Umulur ki, Rabbin seni övülmüş bir makama ulaştırır' (İsra;79)
Hz Peygamber (asv) Ebu Hurayre (ra)'ye; 'Ey Ebu Hureyre! Yaşarken, kabirdeyken ve kıyamet gününde 'ın rahmetini istiyorsan gece kalkarak namaz kıl Evinin, yıldızların, ayın aydınlattığı gibi olmasını istiyorsan gece kalk ve namaz kıl' Buyurmuştur
Buradaki yıldızlardan maksad şudur Nasıl insanlar gökyüzüne baktıklarında yıldızları görüyorlar, aynı şekilde melekler de yeryüzüne baktıkları zaman teheccüd namazına kalkan kimselerin evini de bir yıldız gibi parlak görmektedirler
Hz Peygamber (asv) bir Hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur;
'Size geceleri ibadetle meşgul olmayı tavsiye ederim Gece namazı sizden önceki iyi ve dindar kişilerin adet ve edebi, Rabbinize yaklaştırıcı, hatalarınızı affettirici, günahlardan alıkoyucu, aynı zamanda bedeni rahatsızlıklardan da tedavi edicidir'u Zülcelal Davud (as)'a şöyle vahyetmiştir;
'Ey Davud! Akşamın karanlığı yayılınca yatıp sabaha kadar uyuyan kimse, beni sevdiğine dair iddiasında yalancıdır'
Hz Peygamber (asv) başka bir Hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur;
'İnsan uyuduğu zaman şeytan kişinin ensesine üç düğüm atarak, her birinde 'Sana uzun uykular' der Kişi uyanıp 'ın ismini anarsa bir düğüm, abdest aldığında ikinci düğüm, namaza durduğunda üçüncü düğüm çözülür Böylelikle huzurlu ve temiz bir nefs ile sabahlar Bunları yapmadığı zaman da tembel ve pis bir nefs ile sabahlar' (Buhari, Müslim, Ebu Davud)
Rivayet edildiğine göre, Hz Peygamber (asv)'in yanında, gece uyanmadan sabahlayan birinden bahsettiler Bunun üzerine Hz Peygamber (asv); 'Şeytan onun kulağına bevl etmiştir' Buyurdu
İnsan burada çok dikkat etmesi lazımdır Kim fecre kadar yatıp sabahladığında şeytan o kimsenin kulağına bevl ederse, mutlaka o kimse o günün ibadetini yapamaz duruma gelir Öyleki hatalara düşerek ibadetin tatlılığını da alamaz ve herkese ahlaksız davranır Bunun tersine imsaktan önce kalkan kimse temiz bir nefs ile güne girmiş olur Herkese güzel ahlakla davranır, ibadetten bir lezzet alır ve günahlardan muhafaza olur Bu hadis-i şerifte bütün müminler için çok büyük bir uyarı vardır Bu uyarıdan ders almak lazımdır Mümin olan kimse gündüz çok yoğun bir işle meşgul olmadığı zaman bir miktar istirahat etme imkanı varsa, imsaktan önce kalkmak, teheccüd namazı kılmak, mümin kimse için çok kıymetli ve değerlidir Aynı zamanda ahirette çok büyük mükafatlara kazanmaya vesiledir
Şakik-i Belhi (ks); 'Kabrimin aydınlık olmasını istedim Onu gece namazında buldum' Demiştir
Bazı evliyalar; ' yolunda süluk eden bir kimse, bütün gecelerini uyku ile geçirecek olursa, hiçbir feyz alamaz' Demişlerdir
Bütün bunlardan sonra insan gece uykusundan fedakarlık yaparak korku ve ümit içerisinde u Zülcelal'e yalvarmalıdır Bu şekilde yapmadığı zaman tembel ve pis bir nefs ile sabahlar Nasıl ki yolculuğa çıkarken hazırlık yapılıyorsa, kıyamet yolculuğunda da kendisine faydalı olacak esvablara sarılmalıdır...
1-) Bu Rükunlardan birincisi Vird (günlük ders) dir; bir günde en az beş bin defa '' lafza-i celalini kalben söylemektir
u Zülcelal bir ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur;
''ı zikretmek elbette (İbadetlerin) en büyüğüdür' (Ankebut;45)
u Zülcelal başka bir ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur;
'Öz akıl sahipleri onlardır ki, 'ı ayakta, otururken ve yanları üzerine uzanırken zikrederler' (Al-i İmran;191)
u Zülcelal başka bir ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur;
'Dikkat edin! Kalbler ancak 'ı zikretmekle huzur ve sukûnete kavuşur' (Ra'd;28)
Hz Peygamber (asv) da bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur;
'Kişiyi u Teala'nın gazabından en çok koruyan amel, onun u Teala'yı zikretmesidir' (Taberani)
Zikir kalbin cilasıdır Nitekim, İmam-ı Şa'rani (ks) Ali el-Mersefi (ks)'den şöyle nakletmiştir; insanın kalbinin temizlenmesi için zikirden daha üstün bir şey yoktur Çünkü zikreden kimsenin kalbinin temizlenmesi, cila ve kalayla bakırın temizlenmesi gibidir Başka ibadetle kalbin temizlenmesi de sabunla bir tabağı temizlemek gibidir Kalay ve cilanın temizliği nerede? Sabunun temizliği nerede? Pasın giderilmesi sabun ile çok uzun bir zaman alır, ama kalay olursa hemen anında pas giderilir
Muaz bin Cebel (ra);
'Cennet ehli, sadece dünyada iken zikirsiz geçirdikleri zamana üzülürler' Demiştir Ve yine denilmiştir ki; insanlar susamış olarak ölürler u Teala'yı zikredenler ise, ölürken susamışlık azabını çekmezler
Hasan-ı Basri (rha) şöyle demiştir;
'Zikir iki çeşittir Bir çeşidi, oturduğu yerde u Teala'nın ismini anmaktır İkincisi, günahlar karşısında O'nu hatırlayıp kendini uzak tutmaktır En üstün zikir bu ikinci zikirdir'
Ebu derda (ra)'dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte hz Peygamber (asv);
'Size amellerinizin en hayırlısını, katında en temiz olanını, derecelerinizi en fazla yükselteni ve sizin için altın ve gümüş infak etmekten, düşmanlarınızla muharebe meydanında karşılaşıp boyunlarınızı vurmanızdan ve onlarında sizin boyunlarınızı vurmasından daha hayırlı amelleri haber vereyim mi?' buyurdu Ashab-ı Kiram;
'Evet haber ver' dediler Hz Peygamber (asv);
''ı zikretmektir' Buyurdu
Bildirildiğine göre Hz Musa (as) u Zülcelal'e;
'Ya Rabbi! Senin sevdiklerini, sevmediklerinden nasıl ayırd edeceğim?'diye sordu u Zülcelal;
'Ey Musa! Ben sevdiklerime iki alamet bağışlarım' buyurdu Hz Musa (as);
'Ya Rabbi! Bu alametler nedir?' deyince u Zülcelal şöyle buyurdu;
'Ey Musa! Birinci alamet olarak ona beni zikretmeyi ilham ederim de böylece göklerde ve yeryüzünde onu anarım İkinci alamet olarak da onu haramlardan ve gazabımdan uzak tutarım ki, azabıma ve belama çarpılmasın Buna karşılık nefret ettiğim kula da iki alamet veririm' Hz Musa (as);
'Ya Rabbi! O alametler nedir?' diye sorunca, u Zülcelal şöyle buyurdu;
'Ey Musa! Nefret ettiğim kula birinci alamet olarak beni zikretmeyi unuttururum İkinci alamet olarak da onu nefsinin arzuları ile başbaşa bırakırım ki, haramlarıma düşerek gazabıma uğrasında azabıma ve belalarıma çarpılsın'
Hz Peygamber (asv) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur;
'Herşeyi temizleyen, her kiri gideren bir şey vardır Kalbleri tamizleyen şey de 'ı zikretmektir 'ın azabından kurtaracak en tesirli amel zikirdir' (Beyhaki)
Bir hadis-i Kudside u Zülcelal şöyle buyurmuştur;
'Ben, kulumun hakkımdaki zannına göreyim Kulum beni andığında, onunla beraber olurum O beni içinden anarsa bende onu onlardan daha hayırlı bir toplum içerisinde anarım O bana bir karış yaklaşırsa, bende ona bir arşın yaklaşırım O bana bir arşın yaklaşırsa, bende ona bir kulaç yaklaşırım O bana yürüyerek gelirse bende ona koşarak gelirim' (Buhari, Müslim, Tirmizi)
Hz Peygamber (asv) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur;
''ı zikreden ve zikretmeyenin farkı ölü ile diri arasındaki fark gibidir' (Buhari, Müslim)
Hz Peygamber (asv) başka bir Hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur;
'Size 'ı çok zikretmenizi emrediyorum Peşine düşman düşen kimse, nasıl bir kaleye sığınarak ondan kurtulursa, kul da şeytandan ancak 'ın zikri ile kurtulur'; (Tirmizi, Hakim)
Bu ayet ve hadislerden anlaşılacağı gibi, u Zülcelal'in zikri insan için herşeyden daha hayırlıdır Dünyalık kazancımıza hiçbir zararı olmayan 'ın zikri ile insan daima meşgul olabilir Boş olmadığı zaman, ticareti veya herhangi bir işi ile uğraşıyorken de kalben 'ın zikrini yapabilir Yürürken diliyle salevat ve istiğfar getirebilir
'ın zikri büyük olmaz mı? Bizim onu zikretmemiz bellidir O'nun bizi zikretmesi ise dar günlerde bize yardım etmesi, bize dünyada iken taat nasip etmesi, günahtan muhafaza olabilmemiz için kuvvet nasip etmesi ve bizim için ne kadar faydalı olan şey varsa onu bize nasip etmesidir Kabirde de münker ve nekir melekleri bize soru sordukları zaman onların şaşıracağı biçimde başarıyla cevap vermemizdir Haşır meydanında insanların kitapları ellerine verilirken, kitabımızın sağ elimize verilmesine, keskin bir kılıcın ağzı gibi olan sırat köprüsünden geçmemize, onun altında yanan ateşten muhafaza olmamıza ve ahirette bize sorulacak bütün sorulara u Zülcelal'in yardımcı olmasıdır
'ın zikri ile bu gibi menfaatler kazanılıp, onun yardımına nail olunurken, O'nun zikrini yapmamak akibetimizin kötü olacağına alamettir Yeryüzünde bu menfaatten daha büyük bir menfaat yoktur Ölüm, sekerat, haşr, sırad gibi korkunç olaylar karşısında, daha dünyada iken u Zülcelal’in zikrini yaptığımız zaman o bize yardımcı olacaktır
Hülasa olarak O'nun bizi zikretmesi demek, darda kaldığımız ölüm, sekerat, haşir ve sırad gibi zamanlarda bize yardım etmesidir u Zülcelal'in yardımına kavuşmak için O'nun zikrini yapmamız lazımdır u Zülcelal kudret ve azamet sahibidir Bunun için O'nun zikri de büyüktür Bundan dolayı titizlikle bunun üzerinde durmamız, buna devam etmemiz ve 'ın zikrinden kendimizi mahrum etmememiz lazımdır
Velhasıl u Zülcelal kalbimize muttali olduğu zaman, kalbimizi çoğunlukla kendi zikri ile meşgul gördüğü zaman bize yardımcı olacaktır
Mümin olan kimse kendilerine verilen görevleri imkanları ölçüsünde yerine getirebilmek için çaba sarfetmelidir Onun için İbrahim Dusuki (ks);
'Bir kimse günlük dersi olan vazifesini terkettiği zaman o gün onun üzerinde u Zülcelal'in rahmeti, Hz Peygamber (asv)'in şefaatı, evliyaların himmet ve imdadı muhakkak kesilir' demiştir
u Zülcelal kendi zatının hakkı ile ve Hz Peygamber (asv)'in hürmetine, bu çok büyük hayır olan zikrinden bizi mahrum etmesin Kendisini zikretmemiz için bize kuvvet versin ve zikriyle kendi rızasını ve muhabbetini kazanmayı bize nasip etsin İnşaallahu Teala
2-) 'a giden yolun Rükunlarından ikincisi ilmiyle amel eden eden Alim'in Rabıtasıdır;
(Geniş bilgi için Âdab kitabına bakınız)
3-) 'a giden yolun Rükunlarından üçüncüsü İmsaktan güneş doğuncaya kadar ki vakti zikirle değerlendirmektir;
Hz Peygamber (asv) bir Hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur;
'Kim sabah namazını cemaatle kılar, sonra güneş doğuncaya kadar oturarak 'ı zikreder, sonra iki rekat namaz (işrak namazı) kılarsa ona tam bir hac ve bir umre sevabı verilir'(Enes bin Malik)
Nasıl ki u Zülcelal bazı mekanları bazı mekanların üstüne efdal kılmıştır Bunun yanında bazı zamanları da, bazı zamanların üstüne efdal kılmıştır Sabah namazından zikretmekte diğer zamanların üzerine böyle efdaldir Kişi sabah namazından sonra, gireceği güne ibadet ederek, zikirle başlarsa temiz bir nefis ile güne girecek ve selametle o günden çıkacaktır Çünkü bu amel, zikri u Zülcelal ile huzurlu olmasını sağlayacaktır u Zülcelal ile huzurlu olunca da bu onu ibadet yapmaya teşvik edecektir Böylece hem sevap kazanacak, hem o günü ibadetle geçirecek, hem de günahtan muhafaza olacaktır
4-) 'a giden yolun rükunlarından dördüncüsü Teheccüd namazıdır;
u Zülcelal bir ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur;
'Gecenin bir bölümünde de sana mahsus fazla bir namaz olarak uykudan kalk, Kur'an ile teheccüd kıl Umulur ki, Rabbin seni övülmüş bir makama ulaştırır' (İsra;79)
Hz Peygamber (asv) Ebu Hurayre (ra)'ye; 'Ey Ebu Hureyre! Yaşarken, kabirdeyken ve kıyamet gününde 'ın rahmetini istiyorsan gece kalkarak namaz kıl Evinin, yıldızların, ayın aydınlattığı gibi olmasını istiyorsan gece kalk ve namaz kıl' Buyurmuştur
Buradaki yıldızlardan maksad şudur Nasıl insanlar gökyüzüne baktıklarında yıldızları görüyorlar, aynı şekilde melekler de yeryüzüne baktıkları zaman teheccüd namazına kalkan kimselerin evini de bir yıldız gibi parlak görmektedirler
Hz Peygamber (asv) bir Hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur;
'Size geceleri ibadetle meşgul olmayı tavsiye ederim Gece namazı sizden önceki iyi ve dindar kişilerin adet ve edebi, Rabbinize yaklaştırıcı, hatalarınızı affettirici, günahlardan alıkoyucu, aynı zamanda bedeni rahatsızlıklardan da tedavi edicidir'u Zülcelal Davud (as)'a şöyle vahyetmiştir;
'Ey Davud! Akşamın karanlığı yayılınca yatıp sabaha kadar uyuyan kimse, beni sevdiğine dair iddiasında yalancıdır'
Hz Peygamber (asv) başka bir Hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur;
'İnsan uyuduğu zaman şeytan kişinin ensesine üç düğüm atarak, her birinde 'Sana uzun uykular' der Kişi uyanıp 'ın ismini anarsa bir düğüm, abdest aldığında ikinci düğüm, namaza durduğunda üçüncü düğüm çözülür Böylelikle huzurlu ve temiz bir nefs ile sabahlar Bunları yapmadığı zaman da tembel ve pis bir nefs ile sabahlar' (Buhari, Müslim, Ebu Davud)
Rivayet edildiğine göre, Hz Peygamber (asv)'in yanında, gece uyanmadan sabahlayan birinden bahsettiler Bunun üzerine Hz Peygamber (asv); 'Şeytan onun kulağına bevl etmiştir' Buyurdu
İnsan burada çok dikkat etmesi lazımdır Kim fecre kadar yatıp sabahladığında şeytan o kimsenin kulağına bevl ederse, mutlaka o kimse o günün ibadetini yapamaz duruma gelir Öyleki hatalara düşerek ibadetin tatlılığını da alamaz ve herkese ahlaksız davranır Bunun tersine imsaktan önce kalkan kimse temiz bir nefs ile güne girmiş olur Herkese güzel ahlakla davranır, ibadetten bir lezzet alır ve günahlardan muhafaza olur Bu hadis-i şerifte bütün müminler için çok büyük bir uyarı vardır Bu uyarıdan ders almak lazımdır Mümin olan kimse gündüz çok yoğun bir işle meşgul olmadığı zaman bir miktar istirahat etme imkanı varsa, imsaktan önce kalkmak, teheccüd namazı kılmak, mümin kimse için çok kıymetli ve değerlidir Aynı zamanda ahirette çok büyük mükafatlara kazanmaya vesiledir
Şakik-i Belhi (ks); 'Kabrimin aydınlık olmasını istedim Onu gece namazında buldum' Demiştir
Bazı evliyalar; ' yolunda süluk eden bir kimse, bütün gecelerini uyku ile geçirecek olursa, hiçbir feyz alamaz' Demişlerdir
Bütün bunlardan sonra insan gece uykusundan fedakarlık yaparak korku ve ümit içerisinde u Zülcelal'e yalvarmalıdır Bu şekilde yapmadığı zaman tembel ve pis bir nefs ile sabahlar Nasıl ki yolculuğa çıkarken hazırlık yapılıyorsa, kıyamet yolculuğunda da kendisine faydalı olacak esvablara sarılmalıdır...