Üçüncü Lem’a
Bu Lem’aya bir derece his ve zevk karışmış. His ve zevkin coşkunlukları ise, aklın düsturlarını, fikrin mizanlarını çok dinlemediklerinden ve müraat etmediklerinden, bu Üçüncü Lem’a mantık mizanlarıyla tartılmamalı.
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
كُلُّ شَىْءٍ هَالِكٌ اِلاَّ وَجْهَهُ لَهُ الْحُكْمُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
1
âyetinin meâlini ifade eden 2 يَا بَاقِى أَنْتَ الْبَاقِى - يَا بَاقِى أَنْتَ الْبَاقِى iki cümlesi, mühim iki hakikati ifade ediyorlar. Ondandır ki, Nakşîlerin rüesasından bir kısım, bu iki cümle ile kendilerine bir hatme-i mahsus yapıp muhtasar bir hatme-i Nakşiye hükmünde tutuyorlar. Madem o azîm âyetin meâlini bu iki cümle ifade ediyor. Biz bu iki cümlenin ifade ettiği iki hakikat-i mühimmenin birkaç nüktesini beyan edeceğiz.
BİRİNCİ NÜKTE
Birinci defa يَا بَاقِى أَنْتَ الْبَاقِى bir ameliyat-ı cerrahiye hükmünde kalbi mâsivâdan tecrit ediyor, kesiyor. Şöyle ki:
İnsan, mahiyet-i câmiiyeti itibarıyla, mevcudatın hemen ekserîsiyle alâkadardır. Hem insanın mahiyet-i câmiasında hadsiz bir istidad-ı muhabbet derc edilmiştir. Onun için, insan da umum mevcudata karşı bir muhabbet besliyor. Koca
Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :
1 : “Herşey helâk olup gidicidir—Ona bakan yüzü müstesnâ. Hüküm sadece Ona aittir; siz de Ona döndürüleceksiniz.” Kasas Sûresi, 28:88.
2 : Bâkî kalan ancak Sensin, ey Bâkî. Bâkî kalan ancak Sensin, ey Bâkî.
Lügatler :
alâkadar : alâkalı, ilgili
ameliyat-ı cerrâhiye : cerrahî operasyon, ameliyat
âyet : Kur’ân’ın her bir cümlesi
azîm : büyük, yüce
beyan etme : açıklama
derc edilmek : yerleştirilmek
düstur : kural, kanun
ekserî : çoğunluk
hadsiz : sınırsız
hakikat : doğru gerçek
hakikat-i mühimme : önemli gerçek
hatme-i mahsus : Kur’ân’dan veya hadisten alınan belirli duaları okuyup bitirmek
hatme-i Nakşiye : Nakşî tarikatı mensuplarının okuyup bitirdikleri belirli dualar
his : duygu
istidad-ı muhabbet : sevme kabiliyeti
itibarıyla : açısından
lem’a : parıltı
mahiyet-i câmiiyet/mahiyet-i câmia : pek çok özelliği üzerinde toplayan kapsamlı yapı
mâsivâ : Allah’ın dışındaki varlıklar
meâl : açıklama, anlam
mevcudat : varlıklar
mizan : ölçü, denge
muhabbet : sevgi
muhtasar : kısa, özet
müraat etme : uyma
Nakşî : Nakşibendî tarikatine bağlı olan
nükte : ince ve derin mânâlı söz
rüesa : reisler, önde gelenler
tecrit etme : soyutlama, ayırma
umum : bütün
Ayeti tefsirine bakalım.
Kassas suresi:
Bu sûre Mekke'de nâzil olmuştur. 85. âyetinin hicret esnasında Mekke ile Medine arasında, 52 ilâ 55. âyetlerinin ise Medine'de nâzil olduğu rivayet edilmiştir. 88 (seksensekiz) âyettir. "Kasas", olaylar, hikâyeler demektir. İsmini 25. âyetinden almıştır. Sûrenin başlıca konularını, Hz. Musa'nın çocukluğundan itibaren hayatı, mücadeleleri; tevhid ehlinnin zaferi ve dünya servetine güvenilmemesi teşkil etmektedir.
KASSASA SURESİ 88 AYETİ....
وَلَا تَدْعُ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجْهَهُ لَهُ الْحُكْمُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
Ve lâ ted’u meallâhi ilâhen âhar(âhara), lâ ilâhe illâ hû(hûve), kullu şey’in hâlikun illâ vecheh(vechehu), lehul hukmu ve ileyhi turceûn(turceûne).
Ve Allah ile beraber başka bir İlâh'a dua etme (ibadet etme). O'ndan başka İlâh yoktur. O'nun Zat'ı hariç herşey helâk olucudur. Hüküm O'nundur. Ve O'na döndürüleceksiniz.
1.ve lâ ted'u: ve tapma, ibadet etme2.meallâhi (mea allahi): Allah'la beraber3.ilâhen: ilâh4.âhara: öteki, diğer5.lâ ilâhe: ilâh yoktur6.illâ: den başka7.hûve: onun8.kullu: her9.sey'in: şey10.hâlikun: helâk olucu11.illâ: ancak12.veche-hu: onun vechi, zatı13.lehu: onun14.el hukmu: hüküm15.ve ileyhi: ve ona16.turceûne: döndürüleceksiniz
AÇIKLAMA
Bismillâhirrahmânirrahîm
Allah'tan başka İlâh yoktur, buyruluyor. Allah'ın zat'ının dışında herşeyin, herkesin helâk edileceği belirtilmektedir. Hüküm vermek Allah'a aittir. Bütün ruhlar Allah'ındır. Çünkü Allah tarafından üfürülmüştür.
32 / SECDE - 9: Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel ef’ideh(efidete), kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem'î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.
Bütün ruhlar Allah'a döndürülecektir.
BİSMİLAHİRRAHMANİRRAHİM...
ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMED.
Üçüncü Lem’a
Bu Lem’aya bir derece his ve zevk karışmış. His ve zevkin coşkunlukları ise, aklın düsturlarını, fikrin mizanlarını çok dinlemediklerinden ve müraat etmediklerinden, bu Üçüncü Lem’a mantık mizanlarıyla tartılmamalı.
Bediüzzaman bu 3 lemanın his ve zevkle yazıldığını aklın bunu mizanla ölçemiyeceğini,anlamıyacağını bu yüzden ,okunurken,akıl değil,iman ve Allah'a teslimiyetle yaklaşılmasını önermektedir.
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
كُلُّ شَىْءٍ هَالِكٌ اِلاَّ وَجْهَهُ لَهُ الْحُكْمُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
1
âyetinin meâlini ifade eden 2 يَا بَاقِى أَنْتَ الْبَاقِى - يَا بَاقِى أَنْتَ الْبَاقِى iki cümlesi, mühim iki hakikati ifade ediyorlar.
Ondandır ki, Nakşîlerin rüesasından bir kısım, bu iki cümle ile kendilerine bir hatme-i mahsus yapıp muhtasar bir hatme-i Nakşiye hükmünde tutuyorlar.
Madem o azîm âyetin meâlini bu iki cümle ifade ediyor.
Biz bu iki cümlenin ifade ettiği iki
hakikat-i mühimmenin birkaç nüktesini beyan edeceğiz.
Ayetin acıklamasını yukarıda bölümde yapıldı....
Bu ayetin mealini
YA BAKİ ENTEK BAKİ.YA BAKİ ENTEK BAKİ İKİ CÜMLESİ İFADE EDİYOR.
Çok tesbih edilen "Ya Bâkî entel Bâkî" ne demektir?
Bu cümle kelime manası olarak; “Ey bekâ sahibi olan! Bâkî (son bulmayan) ancak sensin.” demektir.
Ebedî olan yalnız Allah’tır (cc). Allah’ın (cc) dışındaki her şey bir gün son bulmaya mahkûmdur.
İnsanın kalbine sonsuz bir sevme kabiliyeti yerleştirilmiştir. Kalpteki bu muhabbet isteği ve sevme kabiliyeti sonsuz olduğundan; yok olmaya mahkûm ve sınırlı şeylerle tatmin olamaz.
Fâni yani son bulacak olan hiçbir şey elbette baki bir muhabbete ve ezelî ve ebedî bir aşka ve sonsuzluk için yaratılan bir kalbin alakasına layık olamaz.
İnsan, kalbindeki bu sınırsız muhabbete layık olmayan ve bir gün mutlaka onu terk edip gidecek olan ölümlü sevgilileri ‘Ya Bâki, Entel Bâki’ demekle, onlar kendisini bırakmadan o onları bırakır.
Mevcudat ancak Allah’ın (cc) bâkîleştirmesi ile ebedileşebilir. Bu nedenle ancak Allah’ın (cc) muhabbeti ile diğer mahlûklar sevilebilir. Yoksa kalbin alakasına layık olamazlar. Madem O (cc) vardır öyleyse her şey vardır!
İnsan ebediyete âşıktır. Elbette bütün lezzetlerinin ve kabiliyetlerinin ölümsüz olmasını arzu eder. Ve madem ebedilik, Bâkî-i Zülcelal’e mahsustur. Elbette insan için en önemli iş ve en mühim vazife O Bâkî Zat'a (cc) yönelmek ve O'nu (cc) sevmektir.
YA BAKİ c.c ismini anlamını kavramak burda çok önemli.
----------------------------------------------------------------
EL-BÂKÎ
--------------------------------------------------------------------------------
“Varlığının sonu olmayan.
”Bâki İsminin Anlamları :
Alah'ın varlığı, hiçbir yönden yokluğu kabul etmez.
O, varlığının başlangıcı ve sonu olmayan tek varlıktır.
Allah, kendi bekası ile Bâki'dir; varlıklar ise ancak onun varlıklarını devam ettirmesi ile var olabilmektedir.
Allah'ın baki olması demek, asla ölmeyen hayat sahibi ebedi varlık olması demektir.
Bütün varlıklar yok olacak; sadece O'nun varlığı devam edecektir.
“Mahlukat yok olduktan sonra da varlığı devam eden.”
“Size verilen her şey, yalnızca dünya hayatının metaı ve süsüdür.
Allah katında olan ise, hem daha hayırlıdır, hem de bâkidir.
Hâlâ, akıllanmayacak mısınız?” (Kasas, 28/60)
Allah’ın varlığı vaciptir, mahlukatın varlığı ise mümkin.
Vacip varlığın, evveli olmadığı gibi âhiri de olmaz. Yani, O hem Kadîm’dir, hem Bâki. Mümkin varlıkların ise hem evvelleri vardır, hem de âhirleri.
İşte mahlukat, evvelleri cihetiyle Allah’ın Kadîm olduğunu gösterdikleri gibi; varlıklarının fani olması cihetiyle de Allah’ın Bâkî olduğunu bütün akıl ve şuur sahiplerine ilan ederler.
Bu konuda Nur Külliyatı'ndan güzel bir temsil:
“Nasılki Güneş’e karşı cereyan eden bir nehrin yüzünde kabarcıklar parlar gider. Gelenler aynı parlamayı gösterip, taife taife arkasında parlayıp sönüp gider. Bu sönmek, parlamak vaziyetiyle; yüksek daimî bir Güneş’in devamına delalet ederler. Öyle de, şu mevcudat-ı seyyaredeki hayat ve mevtin değişmeleri ve münavebeleri, bir Hayy-ı Bâkî’nin beka ve devamına şehadet ederler.” (Mektûbat)
.Baki:Varlığının sonu olmayan, varlığın devamı, önü ve sonu olmamak anlamına gelmektedir.
Başlangıcı olmamak anlamıyla Allahu Teâlâ'ya "el-Kadîm"; sonu olmamak anlamında da "el-Bâkî" denir.
Bu manalara yakın "el-Ezelî, el-Ebedî" ism-i şerifleri de vardır.
Ezel, geçmişte başlangıcı olmayan; ebed, ilerde sonu olmayan demektir.
Allah'ın varlığı imtidad, istimrar ve devam bakımından zaman methumunun içine girmez.
Zaman, yaratılmışlara hastır. Kâinat yokken zaman da yoktu, fakat Allah vardı. Kâinat bittiğinde zaman da bitecektir, ancak Allah bâkîdir. Dünyadaki her şey fanîdir, Allah ise bâkîdir.
Allahu Teâlâ Rahmân suresinde şöyle buyurur: "Yeryüzünde bulunan her şey fanîdir. Ancak yüce ve cömert olan Rabb'ının varlığı bâkîdir. " (er-Rahmân, 55/26-27).
Vâcibu'l-Vücud olan Cenâb-ı Hakk'ın, vücuddan ayrılması mümteni olduğuna, vücud da, varlığının evveli olmamak manasına gelen Kıdem'i gerektirdiğine göre, Kıdem'i sabit olanın ademi mümtenidir. Kıdemi sabit olan Cenâb-ı Hakk, beka sıfatına haiz olmakla bakidir. (bk. Bekâ)
"O, evveldir ve ahirdir, hem zahirdir, hem batındır. O, her şeyi kemâliyle bilendir. " (el-Hadid 57/3)
Sebepler O'ndan başlar, müsebbebler O'na müntehi olur. O, başlangıçsızdır, sonu da gelmez, isim ve sıfatlarıyla ezelidir"
Nakşîlerin rüesasından bir kısım,
Nakşibendi tarikatı bir yoldur.bir terbiye sistemdir.
Açıklarsak kısaca:
Nakşibendi terbiye okulu, hicri: 791, miladi: 1389 taihinde vefat eden Hace Muhammed Bahauddin Nakşibend Hz.lerinin temel usullerini belirlediği bir manevi terbiye sistemidir. Onun adına nispet edilerek Nakşibendilik diye anılmaktadır.
Bu terbiye yolu ve usûlü, Şahı Nakşibend Hz.leri ile başlamış değildir. Kendisi bu yolun usul, adap ve feyzini önceki büyüklerden almıştır.
Bu terbiye yolunun usul ve adabı, silsile yolu ile Hz. Ebu Bekir Sıddıka (r.a) ve ondan Hz. Resûlullah (s.a.v) Efendimize ulaşmaktadır.
Terbiyenin başında ve merkezinde alemlere rahmet olan Hz. Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz bulunmaktadır.
Bu terbiye yolunun temel özelliği gizli zikir ve ilahi muhabbetir. Bu zikir ve terbiye yolu, tarih içinde gelen mürşidlerin ismiyle farklı adlarla anılmıştır.
Nakş, bir şeyi bir yere nakşetmek, nakış gibi işlemek, hiç çıkmayacak hale getirmek, mühür gibi kazımaktır.
Kalbe Allah zikrini hiç çıkmayacak şekilde nakış gibi işledikleri ve ondan hiç kopmadıkları için, gizli zikir sahiplerine Nakşibendi denmiştir.
Tarikat yol ve usul manasındadır.
Tarikat bir din ve mezhep değil, dini anlama ve yaşama şeklidir.
İnsanı terbiye için kurulmuştur
. Tarikatlar terbiye için tercih ettikleri usullere ve zikirlere göre farklı adlarla anılmışlardır.
Tasavvufun kaynağı, doğunun felsefesi, batının batıl dinleri değil, Kur'an ve sünnettir.
Bütün manevi terbiye yollarına kısaca tasavvuf denir.
---------------
bu iki cümle ile kendilerine bir hatme-i mahsus yapıp muhtasar bir hatme-i Nakşiye hükmünde tutuyorlar.
Hatme nedir....bunu anlamak lazım..açıklıyalım.
Hatme, cemaat ile toplu hâlde yapılan bir halka zikridir.
Kuran ve sünnette övülen ve teşvik edilen zikir çeşitlerinden birisidir.
Hatmeyi bugünkü usul üzere Abdulhâlik Gücdevani Hz.leri tertip etmiştir.
Hatm-i Hâcegân diye de anılır.
Hâcegân, ulu zatlar, efendiler, büyük hocalar demektir.
Hatm-i Hâcegân büyük velilerin tertip, talim ve tatbik ettiği hatim demektir.
Bu zikre hatim ve hatme denmesinin bir sebebi şudur:
Bu yolun büyükleri müridleri ile bir meclis kurduklarında toplantıyı bu zikirle bitirirlerdi. Onlara has bir uygulama olarak bu zikre Hatm-i Hâcegan denmiştir.
Resulullah sav Efendimiz:
'Cennet Bahçelerine uğradığınızda,oralardan çokça istifade edin''buyurdu.Ashab-ı Kiram:''Cennet bahçeleri neresidir''diye sorduklarında,Resulullah sav Efendimiz:'' Zikir halkalarıdır'' buyurdu.
Resulullah sav Efendimiz zikir halkası kuranlara:
'' Hangi topluluk sırf Allah için toplanıp Allah'ı zikrederse Görevli bir melek semadan onlara şöyle seslenir:''Günahlarınız affedilmiş olarak kalkın,hiç şüphesiz günahlarınız iyiliğe çevrildi''buyurur..
Zikir halkalarında bir zikir şekli bildirilmemiş olduğu için,hangi zikir çekilse kabul edilir..
Nakşibendi büyükleri övülen zikir halkalarının faziletinden faydalanmak için; Hatme-i hacegan denilen zikir halkasında ''YA BAKİ ENTEL BAKİ'' zikrini esas almış ve yüz yıllardır devam edegelmiştir.... Allah onlardan razı olsun..Şefaatlerine nail eylesin..
Bu zikirlere hatim denmesinin bir diğer sebebi, içinde okunan Fatiha ve İhlasların hatim sevabına denk olmasındandır.
Çünkü Resûlullah (s.a.v) Efendimiz, ihlas sûresini üç defa okuyan kimsenin Kuranı bir kere hatmetmiş gibi sevap elde edeceğini müjdelemiştir.
[ Müslim, Salatül-Müsafirin, 261; Tirmizi, Fedailül-Kuran, 11.]
Büyük hatmede toplam bin defa İhlas sûresi okunmaktadır.
Bu da üç yüz otuz üç (333) Kuran hatim sevabına denktir.
Onun için büyükler bu zikre çok önem vermişlerdir. Öyle ki çok ciddi bir hastalık ve ağır yolculuk hâlleri hariç, bütün ömürleri boyunca bu zikri hiç aksatmamışlardır.
Anlaşılaçağı gibi Nakşi kardeşlerimiz hatme-i mahsus : Kur’ân’dan veya hadisten alınan belirli duaları okuyup bitirmek manasında bu zikri önem verip
hatme-i Nakşiye : Nakşî tarikatı mensuplarının okuyup bitirdikleri belirli dualar lar arasında her hatmede yapıyorlar.bunu bütün duaların özeti olarak cok önem veriyorlar.
-------
. Madem o azîm âyetin meâlini bu iki cümle ifade ediyor. Biz bu iki cümlenin ifade ettiği iki hakikat-i mühimmenin birkaç nüktesini beyan edeceğiz.
Bu büyük ayetin mealin,, bir iki cümle ile ifade ediyor.
Biz bu iki cümlenin ifade ettiği( hakikat-i mühimme ) önemli gerçeği birkaç nüktesini acıklayalım inşaAllah.
BİRİNCİ NÜKTE
Birinci defa YA BAKİ ENTEL BAKİ bir ameliyat-ı cerrahiye hükmünde kalbi mâsivâdan tecrit ediyor, kesiyor. Şöyle ki:
Mâsivâ; Allah’tan başka her şey mânâsına geliyor. Bâkî de Allah’ın, ebedî ve sonsuz mânâsına gelen isimlerinden. Biz de Allah’a yakınlaşmak,
kalbimizi bizi O’ndan uzaklaştıran her şeyden arındırmak için mânevî bir ameliyat yaşıyoruz.. Kalbimizde Allah’tan başka bir şey kalmasın diye savaşıyoruz.
Bu ameliyat çok ağır canımız çok acıyor. Fakat ümitsiz değiliz. Rabb’imizden ne kadar utansak, O’ndan ne kadar uzak olsak da, bizi tekrar sonsuz
Rahmetini arzu etme duygusunu veriyor. Bu büyük Ayetin bizlere bir lutuf oldugu için şükretmeliyiz.
Duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var....
Acizliğimizle,fakirliğimizle,bu dünya da ,mecazi sevgileri,Allah rızası dogrultusunda sevmek için,BİZE TEK YARDIM EDECEK KAPIYI ÇALIYORUZ.
dUA Ubudiyetin özü,ve kulluğun en güzel sıgınma dayanağı.
Hep sorarız nasıl kalbimdeki sevgileri,Allah için sevmek için cevirebilirim.İşte bu zikir manevi bir ameliyat vazifesi görüyor.
tefekkür edelim konuyu işlerken inşaAllah.
sizlerde katılımlarınızı bekliyorum.
Allah razı olsun.. İstifade ettik inşaallah.
Allah razı olsun güldostu.
vBulletin v3.8.2, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.