Orijinalini görmek için tıklayınız : Nasıl oluyor da Nurları herkes anlayabiliyor..?
Risale-i Nur eczaları, bütün mühim hakaik-i imaniye ve Kur'âniyeyi,
hattâ en muannide karşı dahi parlak bir surette ispatı,
çok kuvvetli bir işaret-i gaybiye ve bir inâyet-i İlâhiyedir.
Çünkü hakaik-i imaniye ve Kur'âniye içinde öyleleri var ki,
en büyük bir dâhi telâkki edilen İbni Sina, fehminde aczini itiraf etmiş, "Akıl buna yol bulamaz" demiş.
Onuncu Söz risalesi, o zâtın dehâsıyla yetişemediği hakaiki,
avamlara da, çocuklara da bildiriyor.
28. Mektub
Zannederim ki, o enâniyet-i ilmiyeyi fazla taşıyan zatlar da anladılar ki,
neşrolunan Sözler, hakaik-i Kur'âniyenin birer anahtarı
ve o hakaiki inkâr etmeye çalışanların başlarına inen birer elmas kılıçtır.
O ehl-i fazl ve kemal ve kuvvetli enâniyet-i ilmiyeyi taşıyan zatlar bilsinler ki,
bana değil, Kur'ân-ı Hakîme talebe ve şakirt oluyorlar; ben de onların bir ders arkadaşıyım.
Haydi, farz-ı muhâl olarak, ben üstadlık dâvâ etsem,
madem şimdi ehl-i imanın tabakatını, avamdan havassa kadar,
maruz kaldıkları evham ve şübehattan kurtarmak çaresini bulduk;
o ulema ya daha kolay bir çaresini bulsunlar
veyahut bu çareyi iltizam edip ders versinler, taraftar olsunlar.
29. Mektub
Felillâhilhamd, sırr-ı temsil dürbünüyle, en uzak hakikatler gayet yakın gösterildi.
Hem sırr-ı temsil cihetü'l-vahdetiyle, en dağınık meseleler toplattırıldı.
Hem sırr-ı temsil merdiveniyle, en yüksek hakaike kolaylıkla yetiştirildi.
Hem sırr-ı temsil penceresiyle, hakaik-i gaybiyeye, esâsât-ı İslâmiyeye, şuhuda yakın bir yakîn-i imaniye hâsıl oldu.
Akıl ile beraber vehim ve hayal, hattâ nefis ve hevâ teslime mecbur olduğu gibi, şeytan dahi teslim-i silâha mecbur oldu.
Elhasıl, yazılarımda ne kadar güzellik ve tesir bulunsa, ancak temsilât-ı Kur'âniyenin lemeâtındandır.
Benim hissem, yalnız şiddet-i ihtiyacımla taleptir ve gayet aczimle tazarruumdur.
Dert benimdir, devâ Kur'ân'ındır.
Said Nursi
Barla Lâhikası
nuryolcusu
05-04-10, 15:43
Evet bu asrın dehşetine karşı taklidî olan itikadın istinad kal'aları sarsılmış ve uzaklaşmış ve perdelenmiş olduğundan; her mü'min, tek başıyla dalaletin cemaatle hücumuna mukavemet ettirecek gayet kuvvetli bir iman-ı tahkikî lâzımdır ki dayanabilsin. Risale-i Nur bu vazifeyi; en dehşetli bir zamanda ve en lüzumlu nazik bir vakitte, herkesin anlayacağı bir tarzda; hakaik-i Kur'aniye ve imaniyenin en derin ve en gizlilerini, gayet kuvvetli bürhanlar ile isbat ederek; o iman-ı tahkikîyi taşıyan hâlis ve sadık şakirdleri dahi, bulundukları kasaba ve karye ve şehirlerde -hizmet-i imaniye itibariyle- âdeta birer gizli kutub gibi, mü'minlerin manevî birer nokta-i istinadı olarak, bilinmedikleri ve görünmedikleri ve görüşülmedikleri halde, kuvve-i maneviye-i itikadları cesur birer zabit gibi; kuvve-i maneviyeyi, ehl-i imanın kalblerine verip, mü'minlere manen mukavemet ve cesaret veriyorlar.
Mektubat ( 467 )
nuryolcusu
05-04-10, 15:48
Şimdi hakikat-ı hal böyle olduğu halde, en birinci vazifesi ve en yüksek mesleği olan imanı kurtarmak ve imanı tahkikî bir surette umuma ders vermek, hattâ avamın da imanını tahkikî yapmak vazifesi ise; manen ve hakikaten hidayet edici, irşad edici manasının tam sarahatını ifade ettiği için, Nur şakirdleri bu vazifeyi tamamıyla Risale-i Nur'da gördüklerinden, ikinci ve üçüncü vazifeler buna nisbeten ikinci ve üçüncü derecedir diye, Risale-i Nur'un şahs-ı manevîsini haklı olarak bir nevi Mehdi telakki ediyorlar.
Emirdağ Lahikası-1 ( 266 )
Onuncu Söz risalesi, o zâtın dehâsıyla yetişemediği hakaiki,
avamlara da, çocuklara da bildiriyor.
28. Mektub
Avamın anlamasını anladım da, çocuk nasıl anlayabiliyor böyle mühim bir hakaikı..?
Felillâhilhamd, sırr-ı temsil dürbünüyle, en uzak hakikatler gayet yakın gösterildi.
Hem sırr-ı temsil cihetü'l-vahdetiyle, en dağınık meseleler toplattırıldı.
Hem sırr-ı temsil merdiveniyle, en yüksek hakaike kolaylıkla yetiştirildi.
Hem sırr-ı temsil penceresiyle, hakaik-i gaybiyeye, esâsât-ı İslâmiyeye, şuhuda yakın bir yakîn-i imaniye hâsıl oldu.
Akıl ile beraber vehim ve hayal, hattâ nefis ve hevâ teslime mecbur olduğu gibi, şeytan dahi teslim-i silâha mecbur oldu.
Elhasıl, yazılarımda ne kadar güzellik ve tesir bulunsa, ancak temsilât-ı Kur'âniyenin lemeâtındandır.
Allah razı olsun..
Herkes istidadı nisbetinde kendi kendine istifade eder. Aklınız herbir mes'eleyi tam anlamasa da, ruh, kalb ve vicdanınız hissesini alır. Ne kadar istifade etseniz, büyük bir kazançtır."
Sözler ( 772 )
Allah razı olsun
vBulletin v3.8.2, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.