Hakendiş
21-04-09, 18:27
http://www.saidnursi.de/tr2/images/stories/haber/0127.jpg
Nisan ayı, Nurun saff-ı evvellerinden ve hâdimlerinden çok önemli rükûn ve kahramanlarının Rahmet-i Rahman’a kavuştukları bir aydır. Kaderin bu konudaki hükmünü bilmiyoruz ama sanki Nurun istikbaldeki fütuhatının sebebi olarak bir çekirdek gibi toprağa düşmelerinin işaretleriydi.
Bu önemli şahsiyetler:
Nur dâvâsının istikamet kahramanı, asrın müceddidinin de sadakat kahramanı Ermenekli Zübeyir Gündüzalp. Vefat tarihi: 2 Nisan 1971.
Takvada birinci sıradaki, Ağroslu (Atabeyli) olan Tahiri Mutlu. Vefat tarihi: 3 Nisan 1977.
Namaz konusundaki tavizsiz çizgisiyle neşriyat alperenlerinden Mehmet Emin Birinci. Vefat tarihi: 3 Nisan 2007.
Evet, Nurun unutulmaz kahramanları bu mübarek ve muhterem ağabeyler, Nisan ayının ilk günlerinde Hakk’a yürüdüler. Rahmet-i Rahmanlarına kavuştular.
Bu müstesna ağabeylerin ve değerli insanların aziz hatıraları, onları sevenler tarafından bir çok mekânda yâd edilecek; hatimler, Kur’ânlar ve Fatihalarla idrak ve tes’id edilecektir.
Bu münasebetle, Fatihalara sebep olması dilek ve temennilerimle, onlara vefa borcumu ödeme düşüncesiyle bu yazıyı yazıyor ve ağabeylerimiz için rahmete vesile olmasını dilerken, geride kalan onu seven ve takdir edenler olarak bizler için de aşk, şevk ve yeni ufuklar açmasını temenni ediyorum.
Bu satırları, Nurun Büyük kahramanı Zübeyir Gündüzalp Ağabeyin memleketi olan Ermenek’ten yazıyorum. Onun Nur Câmiasına son emaneti olan küçük kardeşi Haydar Gündüzalp Ağabeyle Nur sohbetinde beraberdik. Zübeyir Ağabeyin ismi her anıldığında hüzünlenen ve kendini tutamayarak ağlayan Haydar Ağabeyi üzmemek için Zübeyir Ağabeyden bahsedemedim. Ancak hakkında yazı yazarak, bir borcu yerine getirmek istedim.
Gerçek bir dâvâ adamı olan Zübeyir (Ziver) Gündüzalp; 1920 yılında Ermenek Yaylasında dünyaya teşrif etmiş ve 2 Nisan 1971’de bir Cuma günü İstanbul’da vefat ederek aramızdan ebediyetlere intikal etmişti. İstanbul Fatih Camii’nde on bini aşan insanın kıldığı cenaze namazından sonra Eyüb Sultan Kabristanı’na defnedilmişti. Onun vefatının Cuma gününe tevafukunun da, Hz. Peygamberin (asm): “Cuma günü veya gecesi ölen kimse, kabir azabından korunur” ifadeleriyle ayrı bir anlam kazandığını zikretmiş olalım.
Kısa sayılacak semeredar hayatı boyunca, ecdadına ve geçmişine bağlı kalarak, Ermenek Yaylalarından Malazgirt’e, Niğbolu’ya, Mohaç’a gider gibi Anadolu’nun önemli merkezlerinden Konya, Akşehir, Islâhiye ve Urfa’ya gitmiş, buraların dostluk iklimlerinde yaşamış, daha sonraları Isparta’nın güller, Emirdağ’ın nur dünyasında hayat sürmüştü. Üstadımızın âhirete teşrifinden sonra Urfa’da kalmıştı. 27 Mayıs’tan sonra mecburen çıkarıldığı Urfa’dan Ankara’ya gitmiş, bilâhare son on yılını İstanbul’da geçirmişti. Yavuz bakışlı, çelik iradeli, kumandan edalı bu aziz zat, hayatının baharında bütün varlığıyla, bütün benliği ile Kur’ân’ın hizmetine koşmuştu. Nur yolunun dertlisi ve kara sevdalısı olmuştu.
Bu müstesna Kur’ân talebesi Ermenekli Mehmed Ziver Gündüzalp’in, nüfustaki, süs mânâsındaki “Ziver” ismini, Üstad Bediüzzaman, büyük sahabelerden Zübeyir b. Avvam Hazretlerinin mukaddes ve mübarek ismiyle değiştirmişti.
Mehmed Zübeyir Gündüzalp, Nur dâvâsının yılmaz bir alpereniydi. Ateşîn bakışları, gür bıyıkları ile, Kafkas Kartalı İmam Şamil’in ruh ve edâsı ile dolu bahadır bir İslâm fedâisi idi. Çoğu Nur talebesi tarafından neseben Kafkasyalı olarak bilinen; ama kardeşi Haydar Gündüzalp Ağabeyin kendisinden bizzat dinlediğim hatıralarına göre, Üstad’la mülâki olduğu anda “Kafkas ve Çerkez” olduğunu beyanı üzerine Üstadın kendisine: “Sen Seyyidsin kardeşim!” dediği bir zat.
Nisan ayı, Nurun saff-ı evvellerinden ve hâdimlerinden çok önemli rükûn ve kahramanlarının Rahmet-i Rahman’a kavuştukları bir aydır. Kaderin bu konudaki hükmünü bilmiyoruz ama sanki Nurun istikbaldeki fütuhatının sebebi olarak bir çekirdek gibi toprağa düşmelerinin işaretleriydi.
Bu önemli şahsiyetler:
Nur dâvâsının istikamet kahramanı, asrın müceddidinin de sadakat kahramanı Ermenekli Zübeyir Gündüzalp. Vefat tarihi: 2 Nisan 1971.
Takvada birinci sıradaki, Ağroslu (Atabeyli) olan Tahiri Mutlu. Vefat tarihi: 3 Nisan 1977.
Namaz konusundaki tavizsiz çizgisiyle neşriyat alperenlerinden Mehmet Emin Birinci. Vefat tarihi: 3 Nisan 2007.
Evet, Nurun unutulmaz kahramanları bu mübarek ve muhterem ağabeyler, Nisan ayının ilk günlerinde Hakk’a yürüdüler. Rahmet-i Rahmanlarına kavuştular.
Bu müstesna ağabeylerin ve değerli insanların aziz hatıraları, onları sevenler tarafından bir çok mekânda yâd edilecek; hatimler, Kur’ânlar ve Fatihalarla idrak ve tes’id edilecektir.
Bu münasebetle, Fatihalara sebep olması dilek ve temennilerimle, onlara vefa borcumu ödeme düşüncesiyle bu yazıyı yazıyor ve ağabeylerimiz için rahmete vesile olmasını dilerken, geride kalan onu seven ve takdir edenler olarak bizler için de aşk, şevk ve yeni ufuklar açmasını temenni ediyorum.
Bu satırları, Nurun Büyük kahramanı Zübeyir Gündüzalp Ağabeyin memleketi olan Ermenek’ten yazıyorum. Onun Nur Câmiasına son emaneti olan küçük kardeşi Haydar Gündüzalp Ağabeyle Nur sohbetinde beraberdik. Zübeyir Ağabeyin ismi her anıldığında hüzünlenen ve kendini tutamayarak ağlayan Haydar Ağabeyi üzmemek için Zübeyir Ağabeyden bahsedemedim. Ancak hakkında yazı yazarak, bir borcu yerine getirmek istedim.
Gerçek bir dâvâ adamı olan Zübeyir (Ziver) Gündüzalp; 1920 yılında Ermenek Yaylasında dünyaya teşrif etmiş ve 2 Nisan 1971’de bir Cuma günü İstanbul’da vefat ederek aramızdan ebediyetlere intikal etmişti. İstanbul Fatih Camii’nde on bini aşan insanın kıldığı cenaze namazından sonra Eyüb Sultan Kabristanı’na defnedilmişti. Onun vefatının Cuma gününe tevafukunun da, Hz. Peygamberin (asm): “Cuma günü veya gecesi ölen kimse, kabir azabından korunur” ifadeleriyle ayrı bir anlam kazandığını zikretmiş olalım.
Kısa sayılacak semeredar hayatı boyunca, ecdadına ve geçmişine bağlı kalarak, Ermenek Yaylalarından Malazgirt’e, Niğbolu’ya, Mohaç’a gider gibi Anadolu’nun önemli merkezlerinden Konya, Akşehir, Islâhiye ve Urfa’ya gitmiş, buraların dostluk iklimlerinde yaşamış, daha sonraları Isparta’nın güller, Emirdağ’ın nur dünyasında hayat sürmüştü. Üstadımızın âhirete teşrifinden sonra Urfa’da kalmıştı. 27 Mayıs’tan sonra mecburen çıkarıldığı Urfa’dan Ankara’ya gitmiş, bilâhare son on yılını İstanbul’da geçirmişti. Yavuz bakışlı, çelik iradeli, kumandan edalı bu aziz zat, hayatının baharında bütün varlığıyla, bütün benliği ile Kur’ân’ın hizmetine koşmuştu. Nur yolunun dertlisi ve kara sevdalısı olmuştu.
Bu müstesna Kur’ân talebesi Ermenekli Mehmed Ziver Gündüzalp’in, nüfustaki, süs mânâsındaki “Ziver” ismini, Üstad Bediüzzaman, büyük sahabelerden Zübeyir b. Avvam Hazretlerinin mukaddes ve mübarek ismiyle değiştirmişti.
Mehmed Zübeyir Gündüzalp, Nur dâvâsının yılmaz bir alpereniydi. Ateşîn bakışları, gür bıyıkları ile, Kafkas Kartalı İmam Şamil’in ruh ve edâsı ile dolu bahadır bir İslâm fedâisi idi. Çoğu Nur talebesi tarafından neseben Kafkasyalı olarak bilinen; ama kardeşi Haydar Gündüzalp Ağabeyin kendisinden bizzat dinlediğim hatıralarına göre, Üstad’la mülâki olduğu anda “Kafkas ve Çerkez” olduğunu beyanı üzerine Üstadın kendisine: “Sen Seyyidsin kardeşim!” dediği bir zat.