PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Keçekülahlılar Milis Alayı


Hakendiş
05-05-09, 14:26
"Üstad'ı ilk olarak l332'de Sübhan Dağı'nda görmüştüm.
O zaman ben muallim mektebi talebesiydim. l332'nin 24 Temmuz'unda idi. Ben l8 yaşındaydım, beni askere almışlardı. O zaman Şarkta Üstadı görmüştüm.

O zaman üstad milis teşkilatı başkumandanıydı. Başında yeşil bir sarık, omuzunda apoletleri vardı. Devamlı at üzerinde dolaşır, orduya cesaret verirdi. Milis teşkilatının kurulmasını Enver Paşa, Vehib Paşa'ya söylemiştir. Vehib Paşa da bunu Bediüzzaman'a (O zaman ismi Bediüzzaman Said Kürdî idi) teklif etmişti. Ve böylece Bediüzzaman milis teşkilatını kurmuştu.

Enver Paşa, milis kuvvetlerinin hazırlanmasını söylediği zaman, Bediüzzaman da, "milis kuvveti bizden, erzak da sizden" diye cevap vermişti.

Milis teşkilatı dört-beş bin kişiydi. Said Nursî miralaydı, yani rütbesi, albaylıktan bir derece daha yüksek kaymakamlığa tetabuk ediyordu. Kuvvetlerin başkumandanlığını yapıyordu.

Bediüzzaman'ın milis kuvvetlerine "Keçe Külahlılar" derlerdi. Ruslar, 'Keçe Külahlılar geliyor!" diye duydukları zamanlar nereye kaçacaklarını şaşırır ve bilemezlerdi. Düşmanlar, keçe külahlılarla karşılaştıklarında neye uğradıklarını anlamazlardı.

Efendim o zaman bizim elimizdeki kılıçlar adetâ dürtmek içindi. Halbuki onlar at üzerinde silâh kullanırlardı. Attıklarını mutlaka vururlardı. Üzerlerinde beyaz bir pelerin bulunurdu. Bunun ile fedâiler araziye uyarlar, hele kış günlerindeki karda hiç fark edilmezlerdi. Keçe külahlı bir fedâi atının dizginlerini bir koluna bağlar veya kolunu atar, ayaklarını atın karnına sıkı sıkı sarar, tamamen serbest ve rahat bir şekilde, sür'atle yol alırken, seri olarak ateş ederlerdi. Çok keskin nişancıydılar, boş ateş etmezlerdi. Aslında benim bu sizlere anlattığım, devletin arşivlerinde de vardır. Bunları yakın tarihçilerimizden Feridun Kandemir de iyi bilmektedir."

Sinan Omur

Hakendiş
05-05-09, 14:35
http://img185.imageshack.us/img185/1282/slayt131cb.jpg


‘Keçe Külahlılar’


Yıl Bin Dokuz Yüz On Beş, Bediüzzaman Van’da.
Birinci Dünya Harbi başlamıştı dünyada.

Gönüllü siviller ve talebelerle kurdu,
Toplam dört-beş bin kişi, bir alay oluşturdu.

Ermeni komiteler, onlardan korkuyorlar,
Sanki kartal gibiler, koşmuyor uçuyorlar.

Hepsinin sırtlarında beyaz birer pelerin,
Hepsi ‘Keçe Külahlı’ bu kanatlı erlerin.

Onlar at üzerinde silah kullanırlardı,
Dört nal giderken bile hedefi vururlardı.

Dizginler sol kollarda seri ateş ederler,
Bu keskin nişancılar şimşek gibi geçerler.

Ermeni’ye bir kabus bu ‘Keçe Külahlılar’.
Şehadete sevdalı gönülden kanatlılar.

Bin Dokuz Yüz On Altı, On Altı Şubat günü,
Rus’un büyük ordusu Erzurum’a yürüdü.

Pasinler Cephesi’nde yine Bediüzzaman,
Alayının başında kahraman bir komutan.

O muhteşem süvari beyaz atın üstünde,
Elde silah çarpışır askerin en önünde.

Ölümüne savaşır, yiğidi kıskandırır,
İşaratü’l–İ’caz’ı at üstünde yazdırır.

Başvuru kitapları olmadan bu tefsiri,
Kendi söyledi Molla Habib yazdı eseri.

İşaratü’l – İ’caz’ın son bulunca te’lifi,
Molla Habib’de içti şehadet şerbetini.

Daha sonra Üstad’ın yeğeni, çok sevdiği,
Ubeyd ve çok talebe tattılar şehitliği.

Daha sonra da kendi, yiğit Bediüzzaman,
Esir düştü Ruslara yaralandığı zaman.

Üç talebesi ile onu esir aldılar,
Yanında talebesi Said’i bıraktılar.

(31. Mart. 2004 – İzmir)
Ali Oskan

***

adalet
05-05-09, 16:59
Allah razı olsun

asilNUR
05-05-09, 17:45
Maşaallah...

Allah razı olsun abla.. İstifadeli paylaşımlardı..

Dua ile..

Hakendiş
05-05-09, 18:25
Savaşçı ve Molla Said Nursi

Said Nursi Birinci Dünya Savaşı'nda hem din hocası hem askerdi. Ayağı çizmeli, eli kırbaçlı, odası silah ve kitap dolu bir hoca.

4 bin gönüllüyle birlikte Ruslar'a karşı savaştı. Esir düştü ve St. Petersburg'da esir kampına götürüldü. Kamptan kaçıp, İstanbul'a döndü.

Said Nursi savaşta bir tefsiri, talebesi Molla Habib'e yazdırıyordu. Bu yazdırma faaliyeti kâh at üstünde kâh siperde devam ediyordu.

http://arsiv.sabah.com.tr/i/yildizlar2.gif

Hakendiş
05-05-09, 18:30
Hem molla hem cengaver!

'Fahri Kaymakam' Said Nursi, Birinci Dünya Harbi sırasında 4 bin gönüllüyle Ruslar'a karşı savaştı. Esir düştü. Kaçtı ve Almanya üzerinden İstanbul'a döndü.

KÜLAHLI SAVAŞÇILAR

Birinci Dünya Savaşı 1914'te başladı. Bütün ülke savaş için seferber olmuştu.

O sırada Van'da bulunan Bediüzzaman, İstanbul'a gittiğinde tanıştığı Enver Paşa'nın emriyle gönüllülerden oluşan bir milis alayı kurdu.

Artık iki görevi birden yerine getiriyordu: Hem din hocası, hem asker!

Ayağı çizmeli, beli kamalı, eli kırbaçlı; sert adımlarla yürüyen, sağa sola emirler yağdıran, at mahmuzlayan, odası silah ve kitap dolu bir hoca...

Said Nursi'nin yönettiği milis alayının 4 bin kişiden oluştuğu tahmin ediliyor.

Onlara 'Keçe Külahlılar' adı takılmıştı.

Said Nursi savaşta kahramanlıklar gösterdi. Madalya aldı.

Ancak 3 Mart 1916'da Bitlis'i savunurken kırık bir ayak ve vücudunda üç kurşun yarasıyla Ruslar'a esir düştü.

Emre AKÖZ-Nevzat ATAL

keçeli
07-05-09, 12:04
Allah razı olsun ...

Kaderi_m
07-05-09, 12:35
emeğinize sağlık...Rabbim razı olsun inşAllah...