EfSuN
05-05-09, 20:27
kalbin beş duyusu
Bedenin beş duyusu olduğu gibi, kalbin de beş duyusunu çalışır hale getirmektir.
Nasıl vücudumuzun:
1- Görme duyusu göz
2- İşitme duyusu, kulak
3- Tatma duyusu dil
4- Koklama duyusu, burun
5- Dokunma-hissetme duyusu deri ve parmaklardır.
Ruhumuzun manevi duyuları da:
1- Kalbin gözü; basiret
2- Kalbin kulağı; hikmet
3- Kalbin aklı; feraset
4- Kalbin hissi-tanıması; keramet
5- Kalbin koku sezgisi; rayihedir. Ki Hz. Yakup:
“Eğer beni bunamış saymıyorsanız, inanın ben Yusuf’un kokusunu duyuyorum” (Yusuf 94) demiştir.
6- Kalbin zevki ruhanisi ise: “Neş’e” dir.
“Doğrusu gece neş’esi (gönül lezzeti) tesir bakımından daha kuvvetlidir” (Müzzemmil 6)
“Sonra الله, ahiret neş’esini (sonsuz hayat zevkini ve lezzetini) yaratıp inşa edecektir” (Ankebut 20) ayetleri bu ruhi lezzete ve kalbi neş’eye işaret etmektedir.
Zaten Kur’an; bu kalbi ve manevi duygularını çalıştıramayan, bunları körleten ve kirleten kimselerin hayvandan bile aşağı olduklarını bildirmektedir.
“(Öyle insanlar var ki) kalbleri vardır, bununla (gerçeği ve Rabbini) kavrayıp bilmezler. Gözleri vardır, bununla (yaradılış hikmet ve hakikatlerini) görmezler. Kulakları vardır, bununla (İlahi öğretileri ve Kur’ani öğütleri) işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir. Hatta daha da aşağı ve adidir. İşte bunlar gafillerdir” (Araf 179)
Öyle ya, hidayeti, basireti, feraseti, hikmeti, manevi neş’esi ve ibadet zevki bulunmayan bir insandaki, beyin, göz, kulak, dil, el ve ayak, hayvanlarda da vardır…
Ve hele din ve devlet gayreti, hürriyet ve haysiyet mücadelesi, vatan ve millet mesuliyeti taşımayan, ama çevresinde dervişlik, hatta mürşitlik taslayan kimselere, Hz.Mevlana “Fihi Mafih (Özün Özü)” kitabında şöyle demektedir:
“Bazı Şeyhler ve Hoca Efendiler, bir takım insanları meyhaneden ve kumarhaneden çekip onlara namaz ve zikir öğretip; ama cihat ruhunu (milli ve manevi savunma, din ve devleti koruma şuurunu) köreltip: Yurdumuzu ve namusumuzu tarumar eden Moğol zalimlerine teslimiyetci ve hizmetci bir köle haline getirmelerinden ise; keşke serhoş ve berduş, ama vatan, millet ve İslamiyet gayreti çeken, eski hallerinde bıraksalardı
Çünkü; serhoşun içkisinin zararı sadece kendisine ve yakın çevresinedir. Ama istilacı ve zalim güçlerle işbirlikcilerin zararı bütün millete, memlekete ve İslamiyetedir”
Bedenin beş duyusu olduğu gibi, kalbin de beş duyusunu çalışır hale getirmektir.
Nasıl vücudumuzun:
1- Görme duyusu göz
2- İşitme duyusu, kulak
3- Tatma duyusu dil
4- Koklama duyusu, burun
5- Dokunma-hissetme duyusu deri ve parmaklardır.
Ruhumuzun manevi duyuları da:
1- Kalbin gözü; basiret
2- Kalbin kulağı; hikmet
3- Kalbin aklı; feraset
4- Kalbin hissi-tanıması; keramet
5- Kalbin koku sezgisi; rayihedir. Ki Hz. Yakup:
“Eğer beni bunamış saymıyorsanız, inanın ben Yusuf’un kokusunu duyuyorum” (Yusuf 94) demiştir.
6- Kalbin zevki ruhanisi ise: “Neş’e” dir.
“Doğrusu gece neş’esi (gönül lezzeti) tesir bakımından daha kuvvetlidir” (Müzzemmil 6)
“Sonra الله, ahiret neş’esini (sonsuz hayat zevkini ve lezzetini) yaratıp inşa edecektir” (Ankebut 20) ayetleri bu ruhi lezzete ve kalbi neş’eye işaret etmektedir.
Zaten Kur’an; bu kalbi ve manevi duygularını çalıştıramayan, bunları körleten ve kirleten kimselerin hayvandan bile aşağı olduklarını bildirmektedir.
“(Öyle insanlar var ki) kalbleri vardır, bununla (gerçeği ve Rabbini) kavrayıp bilmezler. Gözleri vardır, bununla (yaradılış hikmet ve hakikatlerini) görmezler. Kulakları vardır, bununla (İlahi öğretileri ve Kur’ani öğütleri) işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir. Hatta daha da aşağı ve adidir. İşte bunlar gafillerdir” (Araf 179)
Öyle ya, hidayeti, basireti, feraseti, hikmeti, manevi neş’esi ve ibadet zevki bulunmayan bir insandaki, beyin, göz, kulak, dil, el ve ayak, hayvanlarda da vardır…
Ve hele din ve devlet gayreti, hürriyet ve haysiyet mücadelesi, vatan ve millet mesuliyeti taşımayan, ama çevresinde dervişlik, hatta mürşitlik taslayan kimselere, Hz.Mevlana “Fihi Mafih (Özün Özü)” kitabında şöyle demektedir:
“Bazı Şeyhler ve Hoca Efendiler, bir takım insanları meyhaneden ve kumarhaneden çekip onlara namaz ve zikir öğretip; ama cihat ruhunu (milli ve manevi savunma, din ve devleti koruma şuurunu) köreltip: Yurdumuzu ve namusumuzu tarumar eden Moğol zalimlerine teslimiyetci ve hizmetci bir köle haline getirmelerinden ise; keşke serhoş ve berduş, ama vatan, millet ve İslamiyet gayreti çeken, eski hallerinde bıraksalardı
Çünkü; serhoşun içkisinin zararı sadece kendisine ve yakın çevresinedir. Ama istilacı ve zalim güçlerle işbirlikcilerin zararı bütün millete, memlekete ve İslamiyetedir”