m_safiturk
10-05-09, 15:49
Risale-i Nur mesleği İman hakikatlerin neşrine hiçbir karşılık beklemeden..sevdiğini sevdirmek iman ettiklerinin güzelliklerine başka gözleri davet etmek mesleğidir…Rabbinin hoşnutluğundan başka hiç bir şeyi aramayan..herkes aman okusun diye bir heyecanı olmayan..hiç bir şey pazarlama,etiket ve kariyer peşinde olmayan insanların gönül birliği yaptığı ve o birlikle Bir Olanın birliğine hizmetiyle şekillenmiş bir kardeşler devranıdır…
Bediüzzamanın ifadeleriyle;Kur’an hazinesinin mücevherat dükkanının dellalıyım..Elimdeki cevhere bakın yırtık elbiseme değil meydanındaki ifadesi…
Risale-i Nur Müşteri aramaz..kalp ve ruhu yaralı olanlar arayıp buluyorlar söylemesi…
Dersin Kur’anın dersi olmasıyla Kur’anın bağlı olduğu yere bağlanmışlığıyla yüksek dersi…
Miri malı yani herkesin malı olmasıyla bütün ümmetin istifadesine sunulmuş olması…
Kim ister bakar..Kim ister okur..Kim istemez bakmaz..Kim istemez okumaz…Kimseye zorla kitap okuyun gibi bir mesele yoktur..Bu Kur’nın tarzıdır akla kapı açar iradeyi elden almaz..Allah insanı dünyaya yollar..adaletle idrakini kabiliyetine göre verir..İmtihana tutar tercihine müdahale etmez..ne istersen Allah verir…
Bazen bu yanlış olarak değerlendirilip yanlış yollarda bile bazı insanlar kendilerini başarılı bulurlar…
Ve bazı insanlar..bilmediklerini bilir zannedip ihtiyaçsız dururlar..malum yemek aç olana verilir…
Ve hayat o kadar mükemmeldir ki..yanlışlıklar ve anlayamamaklarda harikadır..İnsan nefsine itimad ettiğinden her gördüğünü koynuna alır saklar…
Evet bu meslek kendisine gelenleri..hem kendi hem talebeleri hoş geldinle karşılayıp samimi olarak içine alır ve her şeyi ile kabiliyeti nisbetinde ilgilenir…
Risale-i nur ‘a gelince O kendi kendini anlatır bir mükemmel eserdir…Kainatta en mühim mesele imandır..Sonra namazdır…Bu devrin fen ve felsefeyle itikadı zedelenmiş..Cazibedar çekici fitneleriyle itikadı sarsılmış..haram helal meselelerinde çekinmekten gelen izzeti hissedemeyen içine girdiğinde..müptelalıktan çekilemeyen..hislerin inancı gereği yaşamamasıyla körelmişlik nedeniylede elem dahi hissetmeyen…
Ve bu hissizliğin mesuliyetini düşünmeyen düşünemeyenlerin yollarında durup..EBEDİ HAYATINIZI KAZANIP KAZANAMAMAK DAVASI BAŞINIZA AÇILMIŞ.EĞER KAYBEDERSESİN TELAFİSİ MÜMKÜN OLMAYAN BİR MAHKUMİYETE GİDECEKSİNİZ.diye ispat edip..O müptela olmuş ve istikametini kaybetmiş hislerin..İyi ve Allah tarafından istenilen şekilde yaşanmasıyla..kalbinde ve aklında..EVET EVET EVET deyip delil ve tasdikleriyle itikad imzası attıran..Kur’anın bu asrın aklına bir dersidir…
Şöyle yapma böyle yapma tarzında..İlmihali bilgiler içermez..Çünkü onlar açık ve bilinen meselelerdir..Ama..”İMANINIZ ELBİSENİZ ESKİDİĞİ GİBİ ESKİR..İMANINIZI YENİLEYİNİZ” DİYE Habibullahın buyurduğu vecih ile..Demek İman bir tasavvur ve tahayyül değildir..İman hayat kadar gerçektir..ve hayatın her yerindedir..Risale-i Nur bunu göstermek ve isbat etmek tarzıyla..hayatı anlamak ve okumakla..hayat sahibine yaklaşmak İman ve şuurunu İhsan eden ..Müdellel hakikatlerle dolu eserlerdir…
Delilleri bütün ele alıp..her latifeye ait bir iman şubesi göstermekle..bu asrın yaralı insanlarına ”BİRİ VAR SENİ SENDEN ZİYADE DÜŞÜNÜR.VE SANA SENDEN DAHA İYİ BAKAR.O SANA HERŞEYDEN DAHA YAKINDIR”hakikatlarını imanında gösterip..hem Allahın mülkünde onun mahlukat ve mevcudatıyla ünsiyet kurdurup ..hem kalbinde o sultanın varlık nurunu gösterip..Ebediyete Şuur-u İman ve intisab..ve dua ile davet eden ..şefkatli bir istikamet sesidir…
Neden ve niçinleri…şeytani vesvese ve şüphelerden kurtarıp..Adalaet ve varlık nurlarını bütün yaratılmış eserler üzerinde göstererek ..Allahın yakınlığına ..akli kalbi ve imani İslami yollar gösteren bir kandildir…
Risale-i nur İsbat ediyor..tasavvur etmiyor..bütün suallere cevap veriyor…İnsanın İmanın bütün hakikatleriyle öğrenmek istediği..Varlık birlikten ..Ahirete oradan hayrın ve şerrin hem her şeyin ondan olduğuna ait delilleri insafın önüne bırakıyor..
1-Tesadüf, şirk ve tabiattan teşekkül eden fesat şebekesinin âlem-i İslâmdan nefiy ve ihracına Risale-i Nurca verilen karar infaz edilmiştir.
2-Elhasıl, tabiiyyunların, mevhum ve hakikatsiz, tabiat dedikleri şey, olsa olsa ve hakikat-i hariciye sahibi ise, ancak bir san'at olabilir, sâni olamaz. Bir nakıştır, nakkaş olamaz. Ahkâmdır, hâkim olamaz. Bir şeriat-ı fıtriyedir, şâri' olamaz. Mahlûk bir perde-i izzettir, hâlık olamaz. Münfail bir fıtrattır, fâtır bir fâil olamaz. Kanundur, kudret değildir, kadîr olamaz. Mistardır, masdar olamaz.
3-Madem bir harf, kâtibini göstermeksizin olmaz. San'atlı bir nakış, nakkaşını bildirmemek olmaz. Nasıl olur ki, bir harfte koca bir kitabı yazan, bir nakışta bin nakşı nakşeden nakkaş, kendi kitabıyla ve nakşıyla bilinmesin?
Tabiat, tesadüf gibi iki körün elinden mevcudatı kurtarıp sahiplerini gösteriyor…
Evet, bir yerde diyor ki;
“Kâinat kapıları görünüşte açık gibiyken hakikatte kapalıdır…”
İşte insana verilen bütün latifeler özelliklerin bu alemde bir karşılığı var..Atomlardan zerrelere kadar her şey Rabbini gösterir İnsan ise bunları anlayacak özellik içindedir…
Vazifesini yapsa..mesela..Kur’an da tekrar tekrar söylenen”hiç düşünmezmisiniz..hiç akıl erdirmezmisiniz..Rabbinizin sanat eserlerine baksanıza…semadan yağmuru indiren yerden nebatı çıkaran o dur”gibi bakmaya emrettiği şeylere baksa..Onların üzerinde Rabbini isim ve sıfatlarıyla tanısa..yaratmışlıkla yaratılmışlık arasında istenilen sentez gerçekleşmiş olur…
Ve İnsan kurtulur..Çünkü Cennet hiç ucuz değil ve cehennem lüzumsuz değildir…
Efendimiz buyurmuş ”ASM”ALLAH CEHALET ÖZÜRÜNÜ KATİYYEN KABUL ETMEZ” ÇÜNKÜ imtihan kabiliyete adil teklif edilmiştir… Kim merak etmez kim tembellik etse vebali boynuna bir yük altındadır…
İşte başta da söylediğimiz gibi “Nurlar “en iyi kendini o anlatır… Biz kısaca yazdık kendi aynamızda olanları… Şimdi Sözler kitabın arkasında” konferans”diye bir bölüm var İnşallah onu okursunuz okuyunuz…
Hangi kitabı nasıl okuyacağınızdan çok..İlme ve imana iştiyak her türlü nur’ celbeder..biz ihtiyacımızı tesbit edip itiraf edelim her şey hizmetkar olur İnşallah…
selam ve dua
Bediüzzamanın ifadeleriyle;Kur’an hazinesinin mücevherat dükkanının dellalıyım..Elimdeki cevhere bakın yırtık elbiseme değil meydanındaki ifadesi…
Risale-i Nur Müşteri aramaz..kalp ve ruhu yaralı olanlar arayıp buluyorlar söylemesi…
Dersin Kur’anın dersi olmasıyla Kur’anın bağlı olduğu yere bağlanmışlığıyla yüksek dersi…
Miri malı yani herkesin malı olmasıyla bütün ümmetin istifadesine sunulmuş olması…
Kim ister bakar..Kim ister okur..Kim istemez bakmaz..Kim istemez okumaz…Kimseye zorla kitap okuyun gibi bir mesele yoktur..Bu Kur’nın tarzıdır akla kapı açar iradeyi elden almaz..Allah insanı dünyaya yollar..adaletle idrakini kabiliyetine göre verir..İmtihana tutar tercihine müdahale etmez..ne istersen Allah verir…
Bazen bu yanlış olarak değerlendirilip yanlış yollarda bile bazı insanlar kendilerini başarılı bulurlar…
Ve bazı insanlar..bilmediklerini bilir zannedip ihtiyaçsız dururlar..malum yemek aç olana verilir…
Ve hayat o kadar mükemmeldir ki..yanlışlıklar ve anlayamamaklarda harikadır..İnsan nefsine itimad ettiğinden her gördüğünü koynuna alır saklar…
Evet bu meslek kendisine gelenleri..hem kendi hem talebeleri hoş geldinle karşılayıp samimi olarak içine alır ve her şeyi ile kabiliyeti nisbetinde ilgilenir…
Risale-i nur ‘a gelince O kendi kendini anlatır bir mükemmel eserdir…Kainatta en mühim mesele imandır..Sonra namazdır…Bu devrin fen ve felsefeyle itikadı zedelenmiş..Cazibedar çekici fitneleriyle itikadı sarsılmış..haram helal meselelerinde çekinmekten gelen izzeti hissedemeyen içine girdiğinde..müptelalıktan çekilemeyen..hislerin inancı gereği yaşamamasıyla körelmişlik nedeniylede elem dahi hissetmeyen…
Ve bu hissizliğin mesuliyetini düşünmeyen düşünemeyenlerin yollarında durup..EBEDİ HAYATINIZI KAZANIP KAZANAMAMAK DAVASI BAŞINIZA AÇILMIŞ.EĞER KAYBEDERSESİN TELAFİSİ MÜMKÜN OLMAYAN BİR MAHKUMİYETE GİDECEKSİNİZ.diye ispat edip..O müptela olmuş ve istikametini kaybetmiş hislerin..İyi ve Allah tarafından istenilen şekilde yaşanmasıyla..kalbinde ve aklında..EVET EVET EVET deyip delil ve tasdikleriyle itikad imzası attıran..Kur’anın bu asrın aklına bir dersidir…
Şöyle yapma böyle yapma tarzında..İlmihali bilgiler içermez..Çünkü onlar açık ve bilinen meselelerdir..Ama..”İMANINIZ ELBİSENİZ ESKİDİĞİ GİBİ ESKİR..İMANINIZI YENİLEYİNİZ” DİYE Habibullahın buyurduğu vecih ile..Demek İman bir tasavvur ve tahayyül değildir..İman hayat kadar gerçektir..ve hayatın her yerindedir..Risale-i Nur bunu göstermek ve isbat etmek tarzıyla..hayatı anlamak ve okumakla..hayat sahibine yaklaşmak İman ve şuurunu İhsan eden ..Müdellel hakikatlerle dolu eserlerdir…
Delilleri bütün ele alıp..her latifeye ait bir iman şubesi göstermekle..bu asrın yaralı insanlarına ”BİRİ VAR SENİ SENDEN ZİYADE DÜŞÜNÜR.VE SANA SENDEN DAHA İYİ BAKAR.O SANA HERŞEYDEN DAHA YAKINDIR”hakikatlarını imanında gösterip..hem Allahın mülkünde onun mahlukat ve mevcudatıyla ünsiyet kurdurup ..hem kalbinde o sultanın varlık nurunu gösterip..Ebediyete Şuur-u İman ve intisab..ve dua ile davet eden ..şefkatli bir istikamet sesidir…
Neden ve niçinleri…şeytani vesvese ve şüphelerden kurtarıp..Adalaet ve varlık nurlarını bütün yaratılmış eserler üzerinde göstererek ..Allahın yakınlığına ..akli kalbi ve imani İslami yollar gösteren bir kandildir…
Risale-i nur İsbat ediyor..tasavvur etmiyor..bütün suallere cevap veriyor…İnsanın İmanın bütün hakikatleriyle öğrenmek istediği..Varlık birlikten ..Ahirete oradan hayrın ve şerrin hem her şeyin ondan olduğuna ait delilleri insafın önüne bırakıyor..
1-Tesadüf, şirk ve tabiattan teşekkül eden fesat şebekesinin âlem-i İslâmdan nefiy ve ihracına Risale-i Nurca verilen karar infaz edilmiştir.
2-Elhasıl, tabiiyyunların, mevhum ve hakikatsiz, tabiat dedikleri şey, olsa olsa ve hakikat-i hariciye sahibi ise, ancak bir san'at olabilir, sâni olamaz. Bir nakıştır, nakkaş olamaz. Ahkâmdır, hâkim olamaz. Bir şeriat-ı fıtriyedir, şâri' olamaz. Mahlûk bir perde-i izzettir, hâlık olamaz. Münfail bir fıtrattır, fâtır bir fâil olamaz. Kanundur, kudret değildir, kadîr olamaz. Mistardır, masdar olamaz.
3-Madem bir harf, kâtibini göstermeksizin olmaz. San'atlı bir nakış, nakkaşını bildirmemek olmaz. Nasıl olur ki, bir harfte koca bir kitabı yazan, bir nakışta bin nakşı nakşeden nakkaş, kendi kitabıyla ve nakşıyla bilinmesin?
Tabiat, tesadüf gibi iki körün elinden mevcudatı kurtarıp sahiplerini gösteriyor…
Evet, bir yerde diyor ki;
“Kâinat kapıları görünüşte açık gibiyken hakikatte kapalıdır…”
İşte insana verilen bütün latifeler özelliklerin bu alemde bir karşılığı var..Atomlardan zerrelere kadar her şey Rabbini gösterir İnsan ise bunları anlayacak özellik içindedir…
Vazifesini yapsa..mesela..Kur’an da tekrar tekrar söylenen”hiç düşünmezmisiniz..hiç akıl erdirmezmisiniz..Rabbinizin sanat eserlerine baksanıza…semadan yağmuru indiren yerden nebatı çıkaran o dur”gibi bakmaya emrettiği şeylere baksa..Onların üzerinde Rabbini isim ve sıfatlarıyla tanısa..yaratmışlıkla yaratılmışlık arasında istenilen sentez gerçekleşmiş olur…
Ve İnsan kurtulur..Çünkü Cennet hiç ucuz değil ve cehennem lüzumsuz değildir…
Efendimiz buyurmuş ”ASM”ALLAH CEHALET ÖZÜRÜNÜ KATİYYEN KABUL ETMEZ” ÇÜNKÜ imtihan kabiliyete adil teklif edilmiştir… Kim merak etmez kim tembellik etse vebali boynuna bir yük altındadır…
İşte başta da söylediğimiz gibi “Nurlar “en iyi kendini o anlatır… Biz kısaca yazdık kendi aynamızda olanları… Şimdi Sözler kitabın arkasında” konferans”diye bir bölüm var İnşallah onu okursunuz okuyunuz…
Hangi kitabı nasıl okuyacağınızdan çok..İlme ve imana iştiyak her türlü nur’ celbeder..biz ihtiyacımızı tesbit edip itiraf edelim her şey hizmetkar olur İnşallah…
selam ve dua