Orijinalini görmek için tıklayınız : Nur'larda Çocuk terbiyesi
.
Dördüncü taife ki, çocuklardır.
Bunlar hamiyet-i milliyeden merhamet isterler, şefkat beklerler.
Bunlar da, zaaf ve acz ve iktidarsızlık noktasında,
merhametkâr, kudretli bir Hâlıkı bilmekle ruhları inbisat edebilir,
istidatları mesudâne inkişaf edebilir.
İleride,
dünyadaki müthiş ehval ve ahvâle karşı gelebilecek
bir tevekkül-ü imanî ve teslim-i İslâmî telkinatıyla
o masumlar hayata müştakane bakabilirler.
Acaba, alâkaları pek az olduğu terakkiyât-ı medeniye dersleri
ve onların kuvve-i mâneviyesini kıracak
ve ruhlarını söndürecek,
nursuz, sırf maddî, felsefî düsturların taliminde midir?
.
Eğer insan bir cesed-i hayvânîden ibaret olsaydı
ve kafasında akıl olmasaydı,
belki bu masum çocukları muvakkaten eğlendirecek
terbiye-i medeniye tabir ettiğiniz ve terbiye-i milliye süsü verdiğiniz
bu firengî usul,
onlara çocukçasına bir oyuncak olarak, dünyevî bir menfaati verebilirdi.
Madem ki o masumlar hayatın dağdağalarına atılacaklar,
madem ki insandırlar.
Elbette küçük kalblerinde çok uzun arzuları olacak
ve küçük kafalarında büyük maksadlar tevellüt edecek.
Madem hakikat böyledir;
onlara şefkatin muktezası,
gayet derecede fakr ve aczinde, gayet kuvvetli bir nokta-i istinadı
ve tükenmez bir nokta-i istimdadı,
kalblerinde iman-ı billâh ve iman-ı bil'âhiret suretiyle yerleştirmek lâzımdır.
Onlara şefkat ve merhamet bununla olur.
Yoksa, divane bir validenin, veledini bıçakla kesmesi gibi,
hamiyet-i milliye sarhoşluğuyla,
o biçare masumları mânen boğazlamaktır.
Cesedini beslemek için
beynini ve kalbini çıkarıp ona yedirmek nevinden,
vahşiyâne bir gadirdir, bir zulümdür.
29. Mektup | 409
Çocuk terbiyesi o kadar önemli ki. Bediüzzaman hazretleride formülleri söylemiş. uygulayabilirsek ne mutlu bize, uygulayabilenlerden oluruz inş. Teşekkürler bu güzel paylaşım için
Risale-i Nur'un fıtraten ve zamanın vaziyetine göre talebesi olacak,
başta, masum çocuklardır.
Çünkü bir çocuk,
küçüklüğünde kuvvetli bir ders-i imani alamazsa,
sonra pek zor ve müşkül bir tarzda
İslamiyet ve imanın erkanlarını ruhuna alabilir.
Adeta gayr-ı müslim birisinin
İslamiyeti kabul etmek derecesinde zor oluyor, yabani düşer.
Bilhassa, peder ve validesini dindar görmezse
ve yalnız dünyevi fenlerle zihni terbiye olsa, daha ziyade yabanilik verir.
O halde o çocuk,
dünyada peder ve validesine hürmet yerinde istiskal edip
çabuk ölmelerini arzu ile onlara bir nevi bela olur.
Ahirette de onlara şefaatçi değil, belki davacı olur:
"Neden imanımı terbiye-i İslamiye ile kurtarmadınız?"
Emirdağ Lâhikası 39
Sanırım en can alıcı nokta burası... :(
"Neden imanımı terbiye-i İslamiye ile kurtarmadınız?"
İnşallah bu soruya muhatap olanlardan olmayız... :(Allah razı olsun paylaşımınız için..
Şimdi ise,
terbiye-i İslamiye yerine mimsiz medeniyet terbiyesiyüzünden,
ondan, belki yirmiden, belki kırktan bir çocuk
ancak peder ve validesinin
çok ehemmiyetli hizmet ve şefkatlerine mukabil
mezkûr vaziyet-i ferzendâneyi gösterir.
Mütebakisi, endişelerle, şefkatlerini daima rencide ederek,
o hakikî ve sadık dostlar olan
peder ve validesine
vicdan azabı çektirir.
Ve ahirette de dâvâcı olur:
"Neden beni imanla terbiye ettirmediniz?"
Şefaat yerinde, şekvâcı olur.
Kastamonu Lâhikası | 196
"Neden imanımı terbiye-i İslamiye ile kurtarmadınız?"
İnşallah bu soruya muhatap olanlardan olmayız...
Amin İnşaallah..
Allah razı olsun..
gülberranur
12-11-11, 20:52
ALLAH RAZI OLSUN
vBulletin v3.8.2, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.