Orijinalini görmek için tıklayınız : Urfa'da bitmeyen yolculuk 23 Mart 1960
http://risaleinurenstitusu.org/tr/enstitu/images/2001/03/23_03_2001_a.jpg
Eddâî
Yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde
Saidden yetmiş dokuz emvât bâ-âsâm âlâma.
Sekseninci olmuştur mezara bir mezar taş,
Beraber ağlıyor hüsrân-ı İslâm'a.
Mezar taşımla püremvât enîndâr o mezârımla
Revânım sâha-i ukbâ-i ferdâma.
Yakînim var ki, istikbâl semâvâtı, zemin-i Asya
Bâhem olur teslim yed-i beyzâ-i İslâm'a.
Zîra yemîn-i yümn-i imândır,
Verir emn ü emân ile enâma.
(Sözler, 635)
Allah razı olsun ablam...
Kabir, ebedi istirahatgah olarak kabul edilir.
Vefat edenler için, "ebedi istirahatgâhına defnedildi" tabiri kullanılır.
Herkes bilir ki, o kişi artık defnedildiği yerde ameli ile baş başadır.
O yerin dokunulmazlığı vardır.
Anadolu'nun bazı yerlerinde gömülü olup, sonradan yanından yolun geçtiği mezarlara rastlamak mümkündür.
Genelde tek bir mezar olarak bulundukları halde, sırf ölüye hürmet babından,
kabre dokunulmaz, yolun istikameti değiştirilir.
Mezara dokunma, büyük bir saygısızlık olarak kabul edildiğinden
kimse böyle bir lekeyi üstüne almak istemez.
Ancak, tarihimizde bunun bilinen bir istisnası vardır.
Ömrünü, iman hizmetine adayıp, dünya nimetlerinden feragat eden Bediüzzaman,
vefat ettikten sonra kabrinde de rahat bırakılmamıştır.
Bu olayın iki vechesi mevcuttur.
Birincisi, vefat etmiş bulunana ve sevenlerine büyük saygısızlık.
İkincisi ise, hayatta iken kendisine yönelen teveccühleri daimi bir surette Risale-i Nur'a yönelten,
büyük tevazu timsali Bediüzzaman'ın,
vefatından sonra kabrine olabilecek yönelmeleri arzu etmediğinden,
İlahi Rahmetten, kabrinin bilinmemesi niyazında bulunmasıdır.
Birincisi son derece çirkin bir hadise iken, ikincisi son derece ulvi bir taleptir.
Nitekim Cenab-ı Hak'da kabul buyurmuştur.
Bediüzzaman, vefatı ve defnedilmek istediği yerle ilgili olarak,
değişik tarihlerde talebelerine yazdığı mektup ve derslerinde temas etmiştir.
Bu konuda, Risale-i Nur'da geçen kayıtların ilki 1913 yılına aittir.
Kendi vefatı ve mezarını ziyarete gelenlerin getirecekleri bahar hediyelerini,
yok olan medresesinin mezar taşına benzettiği "Van Kalesi"nin başına takmalarını ister.
Medresesinin ve kendisinin mezarından söz eder. (Münazarat, s. 13)
Allah razı olsun ablam...
Amin, cümlemizden, keçeli..
Isparta'da vefat edip defnedilmek istediğini,
Siracü'n-Nur'daki şu bilgilerden anlamak mümkündür:
"Isparta vilayetinde kıymettar kardeşlerimin kucaklarında, teslim-i ruh edip,
o mübarek toprakta defnolunmamı kalben niyaz ettim...
Ve Isparta'ya mevkufen beşinci nefyimi, o kalbi duanın kabul olmasına delil eyledi".
"(Isparta) benim için taşı-toprağı ile mübarektir... Onun için ben kabrimi o havalide istiyorum."
Emirdağ Lahikası'nda da ahir ömrünü geçirmek istediği
ve kabrinin bulunmasını istediği yerlerle ilgili bilgiler mevcuttur.
Barla kendisi için özel bir öneme haizdir.
hir ömrünü burada geçirmek isteğini belirtir.
Senirkent'te de oturmak istediğini, ancak iradenin elinde olmadığını ilave eder.
Ufak bir dipnot: Üstâdımızın r.a. "taşıyla toprağıyla mübârektir" dediği iki şehir, biri Urfa diğeri Isparta'dır.
Gündüz devam edelim inşaAllah..Nur'la kalın cümleten..
Ufak bir dipnot: Üstâdımızın r.a. "taşıyla toprağıyla mübârektir" dediği iki şehir, biri Urfa diğeri Isparta'dır.
Gündüz devam edelim inşaAllah..Nur'la kalın cümleten..
Allah razı olsun ..devamını bekliyoruz inş..
emeğinize sağlık ablacım...Rabbim razı olsun.
vBulletin v3.8.2, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.