PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kahramanâne Bir Tavır..


Hakendiş
22-04-09, 13:07
.

Aziz kardeşlerim,

Risale-i Nur'un zuhurundan kırk sene evvel,

geniş bir hiss-i kablelvuku,

acip bir tarzda,

hem bende,

hem bizim köyde,

hem nahiyemizde tezahür ettiğini

şimdi bir ihtar-ı manevi ile kat i kanaatim gelmiş.

Şefik ve kardeşim Abdülmecid gibi eski talebelerime

bu sırrı faş etmek isterdim.

Şimdi Cenab-ı Hak sizlerde çok Abdülmecid leri

ve çok Abdurrahman ları verdiği için, size beyan ediyorum:

Hakendiş
22-04-09, 13:09
.

Ben, on yaşında iken,

büyük bir iftihar,

hatta bazan temeddüh suretinde bir haletim vardı.

İstemediğim halde

pek büyük bir iş ve büyük bir kahramanlık tavrını takınıyordum.

Kendi kendime derdim:

Senin beş para kıymetin yok.

Bu temeddühkârane,

hususan cesarette çok fazla gösterişin niçindir?

Bilmiyordum, hayret içindeydim.

Bir iki aydır o hayrete cevab verildi ki:

Risale-i Nur, kablelvuku kendini ihsas ediyordu.

Sen, adi odun parçası gibi bir çekirdek iken,

o firdevs salkımlarını

bilfiil kendi malın gibi

hiss-i kablelvuku ile hissedip hodfuruşluk ederdin.

Hakendiş
22-04-09, 13:12
.

Bizim Nurs köyümüz ise,

hem eski talebelerim,

hem hemşehrilerim biliyorlar ki,

bizim köyümüz,

fevkalade gösteriş ve cesarette ileri göstermek için

temeddühü çok severdiler;

güya büyük bir memleketi fetheder gibi

kahramanâne bir tavır almak istiyordular.

Ben, hem kendime,

hem onlara çok hayret ederdim.

Şimdi hakiki bir ihtar ile bildim ki:

O masum Nurslu insanlar, Nurs karyesi;

Risale-i Nur'un nuruyla büyük bir iftihar kazanacak;

o vilayetin, nahiyenin ismini işitmeyen,

Nurs köyünü ehemmiyetle tanıyacak diye

bir hiss-i kablelvuku ile

o nimet-i İlahiyeye karşı teşekkürlerini

temeddüh suretinde göstermişler.

Hakendiş
22-04-09, 13:14
.

Hem, o nahiyemiz olan Hizan kazasına tabi Isparta da,

birden bire,

meşhur Seyda namında Şeyh Abdurrahman-ı Taği himmetiyle

o kadar çok talebeler ve hocalar ve alimler çıktılar ki,

bütün Kürdistan onlarla iftihar eder bir şekil aldığı zaman,

içlerinde

münâzara-i ilmiye

ve pek büyük bir himmetle

ve pek geniş bir daire-i ilim ve tarikat içinde

öyle bir vaziyet hissediyordum ki,

güya rû-yi zemîni fethedecek bu hocalardır.

Hakendiş
22-04-09, 13:16
.

Eski meşhur ulemâ ve evliyâlar ve allâmeler ve kutublar

-onların medâr-ı bahsi oldukça-

ben de dokuz on yaşındayken dinliyordum,

kalbime geliyordu ki,

bu talebeler, alimler,

ilimde, dinde

büyük bir fütuhat yapmışlar gibi vaziyet alıyorlardı.

Bir talebenin bir parça ziyade zekaveti olsaydı,

büyük bir ehemmiyet verilirdi.

Münazarada, bir meselede birisi galebe çalsa

büyük bir iftihar alırdı.

Ben de hayret ediyordum,

o hissiyat bende de vardı.

Hatta tarikat şeyhleri ve dairelerinde

medar-ı hayret bir müsâbaka,

hem nâhiye, hem kaza, hem vilayetimizde vardı.

O hâletleri başka memleketlerde o derece göremedim.

Hakendiş
22-04-09, 13:24
.

Şimdi bir ihtar ile kat i kanaatim geldi:

O talebe arkadaşlarım,

o üstadlar hükmünde hocalarım,

o mürşidlerim, evliya ve şeyhlerim,

bir hiss-i kablelvuku ile ruhu hissedip akıl bilmeyerek

-ki en lüzumlu bir zamanda-

o talebeler içinde

ve o hocaların şakirtleri içinde

ve o mürşidlerin müridleri içinde

parlak bir nur çıkacak,

ehl-i imanın imdadına gelecek diye,

o istikbaldeki nimet-i İlahiyeye

gayet ağır

ve acip şerait içinde

ve hadsiz muarızların karşısında

ve bin seneden beri kuvvet bulan dalaletin mukabilinde

ve gayet vehham ve garazkar düşmanlarımızın desiselerinin ihatasında

ve iki dehşetli mahkemenin uzun tetkikatında

Risale-i Nur'un bu

fevkalade galebesi

ve harikulade perde altında tenviratı

ve düşmanlarını mecbur edip serbestiyetini kazanması gösteriyor ki,

o mevkiine layıktır ki,

kablelvuku

İmam-ı Ali Radıyallahu Anh ve Gavs-ı Azam (kuddise sırruhu)

ondan haber verdikleri gibi,

bunlar, köy ve nahiye ve vilayetim,

benimle beraber şuursuz olarak geleceğini hissedip mesrur olmuşlar.

Nesrin
20-11-11, 21:58
Allah(c.c) razı olsun..

ayser
20-11-11, 23:52
Allah razı olsun kardeşim