m_safiturk
17-05-09, 12:19
Işık Oyunları:
Yollara düşmüşlük..Ve hep aynı düşkünlük..Kendine ..veya feleğin fendine …kendi kendine ..kaçak köçek…Allı pullu..Evvel karasından allı güllü…Düşkünlük işte..Müptela bir pişkinlik ilişiğinde…Aynı anafor..Aynı dalga..Aynı deniz…Gözlerinden göçtüğünde yalnızlık..Aykırı bir direnişi soluklarım..değil mi sonu sessizlik…sadece uzun uzun sessizlik…
Ve sevilir sessizlikten konuşmak sesli sesli…Söze kılçık batmış gibi…Topak topak kalmış ham…Beyninin bir yerinde kemirgen resitaller…Döngü dönekliğinde döndüğün semahsız…Sanki boşuna…Kirpiklerinin tentesine yüklenen bulutların bahaneleri hazır…Ve aslında bahane hep hazır..bahanesizlik mi yoksa bahanesi olmalı bahanenin bilmiyorum…Ağlayanlarla ağlıyorum..İyidir diye duymuşum..Boşalıyormuş içi insanın..Hiçbir şeyi kalmıyormuş…Damlalar birer ve biner alemi alıp kumlara taşlara ellere yerlere taşıyormuş…Yani, giden yine gidiyormuş…Ayağını sürttüğün yerdeki adımların gölgeleri kalıyormuş…
En sonu belki susmak ..atmış arşın bir derinlikte..Başını gökyüzüne kaldırıp…İncirden nar’a..Vardan yok’a ..Ar’dan yar’a seslenerek…uzun sessizliğin uzanmışlığından kaçarak…Uzun uzadıya susmak..Olgun bir olmuşlukla….Buda geçer ..düzelir..Arayan bulur…Bulan arayandır..Aramayan ne bulacak..Ve arananlar da var bucak kaza nahiye belde bedeline berdel…Omuzları eskimiş bir eskimişlik..Dayanakları dayanamadan…
Sonra bir şey yokmuş gibi…Hiç deyip bir hiçliği çekerek yakasından ..Hiç olmadığın hiçliğinde hiç hiçine bir efgan bularak cenazesi üzerinde dövündüğün düğünler..ve benim kaygılarım,Senin avuçlarında..Dizine vurduğunda vuruluyorum…
İnsan söküğünü dikemiyor..Söküğünün olduğu yere istinaden..Bazı bir duygu yırtılıyor can evinden..Tam yerinden yama tutmuyor…Tütün basanı olur..Tuza yatanı da…Yaylım sızı altında sızlanarak uyur kızıl tülbentli güller…
Unutulur gecenin külleri… Rüya gibidir her şey… Bir şeyler oldu da sanki hiç bir şey olmadı…
Uyuyor muyum..Uykulu muyum ..Hep karanlık mı var düşüncenin düşüncesinde…Tiryaki saltolar atıyorum ak sakalına saklı kentin…Aklımı almak zor takıldığı ağlardan…Ya hiç bulaşmamak lazım..ya çalıyı dolaşmak…Körü körüne dalaşmamak lazım kör ebeyle gece vakti…Oyalanmamak lazım oyazasında taşıyıcıların…Onlar durmayacaklar..Ne bulurlarsa hendeğinde olmuşların ve olası ihtimal muhtemellerini imkanattan vukuata taşıyıp kalbinin köşesini recm edecekler…
Bir musluk bulayım diyorum bazen şu çamurlu ayaklarıma..Sonra bir havuz sonra bir deniz bir okyanus..Yüzmek ölüm korkulu kokuyor…Dalmakta öyle..Kendinden geçene bir dünün yarının sırtına vurduğu adem yükleri..Boş küfelerin ağırlığında inim inim defler…Defterler…Bugün dünden alıngan yarından umutlu..Yarın olana dek…
Birkaç satır..Bir kaç hatıra..Bir kaç süslü çadır..Bir garip ova…dünya işte..Öyle böyle dünya….
Işıklar…Işıl ışıllar..Gece vakti yine..Az önce ..Adı evvelde geçmeyen kelime demin de …Demin her şey…Kırılıyorlar bardak gibi cam gibi ışıklar...
Gölgeler haki bir bakışla sokak başlarını tutmuşlar... Kurgularımın ayağına çakıl taşları batıyor… Açıyorum kapısını ağılımın ne varsa dışarı koşuyor… Sesler… Bazen duyulan bazen duyulmayan bazen duyulsa da anımsanmayan…
Ne varsa içinde bu yazgının..ne zoruna gitmişse..neler terk etmiş..Neler istemiş de gitmemiş…
Her yer bir yerde dağılmış.. ortalığı toplamak lazım……………………………………
m_safiturk
Yollara düşmüşlük..Ve hep aynı düşkünlük..Kendine ..veya feleğin fendine …kendi kendine ..kaçak köçek…Allı pullu..Evvel karasından allı güllü…Düşkünlük işte..Müptela bir pişkinlik ilişiğinde…Aynı anafor..Aynı dalga..Aynı deniz…Gözlerinden göçtüğünde yalnızlık..Aykırı bir direnişi soluklarım..değil mi sonu sessizlik…sadece uzun uzun sessizlik…
Ve sevilir sessizlikten konuşmak sesli sesli…Söze kılçık batmış gibi…Topak topak kalmış ham…Beyninin bir yerinde kemirgen resitaller…Döngü dönekliğinde döndüğün semahsız…Sanki boşuna…Kirpiklerinin tentesine yüklenen bulutların bahaneleri hazır…Ve aslında bahane hep hazır..bahanesizlik mi yoksa bahanesi olmalı bahanenin bilmiyorum…Ağlayanlarla ağlıyorum..İyidir diye duymuşum..Boşalıyormuş içi insanın..Hiçbir şeyi kalmıyormuş…Damlalar birer ve biner alemi alıp kumlara taşlara ellere yerlere taşıyormuş…Yani, giden yine gidiyormuş…Ayağını sürttüğün yerdeki adımların gölgeleri kalıyormuş…
En sonu belki susmak ..atmış arşın bir derinlikte..Başını gökyüzüne kaldırıp…İncirden nar’a..Vardan yok’a ..Ar’dan yar’a seslenerek…uzun sessizliğin uzanmışlığından kaçarak…Uzun uzadıya susmak..Olgun bir olmuşlukla….Buda geçer ..düzelir..Arayan bulur…Bulan arayandır..Aramayan ne bulacak..Ve arananlar da var bucak kaza nahiye belde bedeline berdel…Omuzları eskimiş bir eskimişlik..Dayanakları dayanamadan…
Sonra bir şey yokmuş gibi…Hiç deyip bir hiçliği çekerek yakasından ..Hiç olmadığın hiçliğinde hiç hiçine bir efgan bularak cenazesi üzerinde dövündüğün düğünler..ve benim kaygılarım,Senin avuçlarında..Dizine vurduğunda vuruluyorum…
İnsan söküğünü dikemiyor..Söküğünün olduğu yere istinaden..Bazı bir duygu yırtılıyor can evinden..Tam yerinden yama tutmuyor…Tütün basanı olur..Tuza yatanı da…Yaylım sızı altında sızlanarak uyur kızıl tülbentli güller…
Unutulur gecenin külleri… Rüya gibidir her şey… Bir şeyler oldu da sanki hiç bir şey olmadı…
Uyuyor muyum..Uykulu muyum ..Hep karanlık mı var düşüncenin düşüncesinde…Tiryaki saltolar atıyorum ak sakalına saklı kentin…Aklımı almak zor takıldığı ağlardan…Ya hiç bulaşmamak lazım..ya çalıyı dolaşmak…Körü körüne dalaşmamak lazım kör ebeyle gece vakti…Oyalanmamak lazım oyazasında taşıyıcıların…Onlar durmayacaklar..Ne bulurlarsa hendeğinde olmuşların ve olası ihtimal muhtemellerini imkanattan vukuata taşıyıp kalbinin köşesini recm edecekler…
Bir musluk bulayım diyorum bazen şu çamurlu ayaklarıma..Sonra bir havuz sonra bir deniz bir okyanus..Yüzmek ölüm korkulu kokuyor…Dalmakta öyle..Kendinden geçene bir dünün yarının sırtına vurduğu adem yükleri..Boş küfelerin ağırlığında inim inim defler…Defterler…Bugün dünden alıngan yarından umutlu..Yarın olana dek…
Birkaç satır..Bir kaç hatıra..Bir kaç süslü çadır..Bir garip ova…dünya işte..Öyle böyle dünya….
Işıklar…Işıl ışıllar..Gece vakti yine..Az önce ..Adı evvelde geçmeyen kelime demin de …Demin her şey…Kırılıyorlar bardak gibi cam gibi ışıklar...
Gölgeler haki bir bakışla sokak başlarını tutmuşlar... Kurgularımın ayağına çakıl taşları batıyor… Açıyorum kapısını ağılımın ne varsa dışarı koşuyor… Sesler… Bazen duyulan bazen duyulmayan bazen duyulsa da anımsanmayan…
Ne varsa içinde bu yazgının..ne zoruna gitmişse..neler terk etmiş..Neler istemiş de gitmemiş…
Her yer bir yerde dağılmış.. ortalığı toplamak lazım……………………………………
m_safiturk