PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Leziz şeyleri yiyebilmenin şartları nelerdir?


Hakendiş
19-05-09, 19:14
İşte, Hazret-i Gavs'ın bu emrinin mânâsı şudur ki:

Ne vakit senin oğlun da

ruhu cesedine,

kalbi nefsine,

aklı midesine hâkim olsa

ve lezzeti şükür için istese, o vakit leziz şeyleri yiyebilir.

19. Lem'a | 145


Bu hâkimiyetler nasıl olacak peki..?

gulname
19-05-09, 19:35
ALLAH razı olsun
inşaalah Yemek duasında yapıyoruz.
Rabbim şartlara uygun Lezzete şükür nasib etsin :)

Hatice_Sultan
19-05-09, 20:08
ALLAH razı olsun
inşaalah Yemek duasında yapıyoruz.
Rabbim şartlara uygun Lezzete şükür nasib etsin :)

Amin inşallah...Allah razı olsun....

asilNUR
19-05-09, 20:13
Ben Nurları ilk tanıdığım zamanlarda pek anlamıyordum bu kısmı.. :)

Ama öyle yüksek manaları birazcık anlamaya başlayınca..

Rabbim hayata tatbik edebilmeyi ihsan eylesin inşaallah.. AMİN AMİN AMİN

Cennetasa ablam; Allah razı olsun.. vesselam..

nuryolcusu
03-06-09, 01:04
İşte, Hazret-i Gavs'ın bu emrinin mânâsı şudur ki:

Ne vakit senin oğlun da

ruhu cesedine,

kalbi nefsine,

aklı midesine hâkim olsa

ve lezzeti şükür için istese, o vakit leziz şeyleri yiyebilir.

19. Lem'a | 145


Bu hâkimiyetler nasıl olacak peki..?

Nurlardan anlayabildiğim kadarıyla, insanın cismaniyet, hayvaniyet, insaniyet, melekiyet olmak üzere 4 hali vardır.

İmanı zaif, maneviyattan uzak olan, gafletle uyuyan insanlar umumiyetle cismaniyet ve hayvaniyet daire ve tabakasında oldukları için, yaptıkları herşeyi bu dairelere uygun olarak nefis hesabına yaparlar.

Marifetullah da terakki edenler ise, terakkileri nisbetinde insaniyet ve melekiyet daire ve tabakasına çıkınca, herşeyi ve her maddi şeyi maneviyat namına yaparlar. Allah nam ve hesabına işlerler. O zaman maneviyatın kaynağı olan ruh, kalb ve akıl, nefsin, midenin ve cesedin önüne geçer. Mesela yemeği karnını doyurmak için değil; esma-i İlahinin tecellilerini temaşa, tefekkür, teftiş, istihsan, şükür ve hamd için veya ahirete ait ibadetlerini ve hizmetlerini yapabilmek için yer.

İç dünyamızda terazinin iki kefesi gibi iki cemaat var. Biri maneviyat cemaati ruh, kalb ve aklın reisliğini yaptığı latifeler, diğeri maddiyat cemaati şeytan, nefis ve hevanın reisliğini yaptığı hissiyatlar.

Hangisine kuvvet verir, gıdalandırır, vazifelerde çalıştırırsak; o ağır basar ve hakim olur. O vücud memleketinin hakimi, maliki onlar olur.

İmama Şafii demiş: Sen Hakk ile meşgul olmazsan batıl seni istila eder.

Üstadımız 17. Lem'ada diyor: Hayvaniyetten çık, cismaniyeti bırak, kalb ve ruhun dairesine gir.

3. Lem'ada ise:

hayat-ı kalbî ve ruhîye medar olan marifet-i İlahiye ve muhabbet-i Rabbaniye ve ubudiyet-i Sübhaniye ve marziyat-ı Rahmaniye...

Yani ruh ve kalbin hayatı, seviyesine çıkmanın yolu:

1- Marifet-i İlahiye
2- Muhabbet-i Rabbaniye
3- Ubudiyet-i Sübhaniye
4- Marziyat-ı Rahmaniye

Nurlarla samimi, ciddi, devamlı meşguliyet; derslere ve mütalaalara iştirak, ibadetlerde okuduğumuz hakikatları tekrarlamak ve hatırlamak (Mesela 15. Şuada: iyyake na'budu meselesindeki daireleri anlatıktan sonra şöyle diyor: o üç cemaatin ve o büyük ve küçücük arkadaşlarım hesabına da söylemeye ALIŞTIM.) İki-üç kişi biraraya geldik mi, hemen Nurlardan bir bahis açıp, mütalaa ve müzakere ile, istidatlarımızı inkişaf ettirmek, malayaniyata müsaade etmemek. Kendimizi uyanık tutmak, yani gafletten, ülfetten uzak tutmaya çalışmak ila ahir.

tuareg
03-06-09, 01:18
Allah razı olsun..

hediye
03-06-09, 11:04
Allah razı olsun...