PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Orucun Sünnet ve Adabı


guzelhan
06-08-11, 15:24
Orucun sünnet ve adabı:

1- Sahur yemeği:
Hz. Peygamber (sav) "Sahur yapın: Çünkü sahurda bereket vardır" buyurmuşlardır. Buna göre gecenin sonuna doğru, imsaktan birkaç dakika öncesine kadar kalkıp bir şeyler yemek ve içmek sünnettir; bunun ruh ve bedene faydaları vardır. Sahurun tehiri, vaktin sonuna doğru yenmesi Rasul-i Ekrem (sav)'in tavsiyesi ve sahabenin adetleri cümlesindendir.

2- İftar:
Peygamber Efendimiz (sav) oruçlu iken güneş batınca evvela birkaç yaş hurma, bu yoksa kuru hurma yer, bu da yoksa birkaç yudum su içer, sonra akşam namazını kılardı. İftarın namazdan önceye alınmasını tavsiye buyururdu.
Oruçlu iftarını yapıp namazını kıldıktan sonra yemeğine oturacak, rahat bir şekilde yiyecektir. Ancak namazdan önce yemek hazır ise önce yenmesi sonra namaz kılınması da Peygamberimiz'in (sav) tavsiyeleri arasındadır.

3- İftar duası:
"Oruçlunun iftar esnasında yaptığı bir duâ vardır ki geri çevrilmez" (İbn Mâce) hadîsine göre iftardan önce dua sünnettir. Efendimizin (sav) ve sahabenin yaptığı rivâyet edilen birkaç duâ örneği sunuyoruz:
"Allahım! Her şeyi kuşatan rahmetinle senden beni bağışlamanı diliyorum!" "Susuzluk gitti, damarlar ıslandı ve inşaallah sevap kazanıldı." "Allahım senin için oruç tuttum ve senin rızkınla orucumu açtım."
4- İtikaf:
Ramazana mahsus olmamakla beraber daha çok bu ayda yapılan bir ibadet de itikaftır. İtikaf, Allah rızası için dünya işlerini terkederek bir müddet için erkeğin mescide (camiye), kadının da evinin -ibadet için ayırdığı- bir köşesine kapanması demektir. Ramazanın son on günü içinde her yerleşme merkezinden bir müslümanın camide itikafa çekilmesi müekked sünnettir. Herhangi bir zamanda bir müslümanın kısa veya uzun bir müddet camide itikaf yapması ise müstehabtır.
İtikafa niyet eden kimse camiin bir köşesinde kalır, gece ve gündüz, zaruretler dışında dışarıya çıkmaz, tefekkür, namaz, zikir, dinî sohbet, ilmî müzakere gibi şeylerle vakit geçirir. Günah olmayan sözleri söylemek, konuşmak da yasak değildir.
İnsanın bir gün istemese de terkedeceği dünyadan ve dünya işlerinden isteyerek bir müddet için çekilmesi, kendisini ibadete vermesi, Allah ile beraberlik saadetine erme temrinidir. İtikaf insana derlenip toparlanma hayatının muhasebesini yapma, geleceğini Allah'a kulluk prensibine en uygun bir şekilde planlama... fırsatı veren müstesna bir ibadettir.

5- Teravih namazı:
Ramazan ibadetlerinden biri de "teravih namazı"dır. Fahr-i kainat Efendimiz (sav) Ramazan gecesi bu namazı kılmaya başlamış hemen sahabe de O'na uymuş idi. İkinci gece aynı ibadet aynı şekilde tekrarlanmış, üçüncü gece Peygamberimiz (sav) bu namazı kılmak üzere mescide çıkmamıştır. Ertesi günü bunun sebebini "farz olmasından çekindiği" şeklinde ifade etmiştir. Efendimiz'in (sav) hem sözlü teşvikleri, hem de bizzat kılması, kendisinden sonra da hulefâ-i râşidînin bu ibadete devam etmeleri, Hz. Ömer'in tensibi ile cemaat halinde kılınmaya başlaması onun müekked sünnet olduğunu göstermektedir.
Teravih namazı, yatsı ile vitir arasında kılınır. Sekiz, yirmi ve otuz altı rek'at kılındığına dair rivâyetler ve uygulamalar vardır. Hanefîler yirmi rek'atı tercih etmişler, memleketimizde tatbikat bu şekilde olagelmiştir.
Teravih namazı ikide, dörtte, sekizde, onda bir selam verilerek kılınabilirse de en faziletlisi iki rek'atta bir selam ile, en pratiği ise dörtte bir selam ile kılınan şeklidir.
Bu namazı cemaatle kılmak sünnet-i kifayedir; yani her yerleşim merkezinde en az bir cemaatle (camide ) bu namazın kılınması sünnettir. Herkes evinde kılarsa cemaat sünneti terkedilmiş olur. Bir grup cemaat olarak camide kılarsa diğerlerinin evlerinde kılmaları da caizdir. Ancak camide cemaatle kılmak daha faziletli ve sevaplıdır.

6- Oruç ahlâkı:
Orucun bir terbiye vasıtası olduğuna, insanın alışkanlıklara, gazap, şehvet gibi saptırıcı, günaha itici faktörlere karşı güç ve hakimiyet kazanması hedefine yönelik bulunduğuna yukarıda işaret etmiştik. Oruç tutan müslüman yalnızca yeme, içme ve birleşmeyi terketmekle kalır; dilini, kalbini, gözünü, elini, hasılı bütün duygu, düşünce ve uzuvlarını ibadet için seferber etmez ve özellikle günahtan menetmezse orucu çok eksik kalacak, şekilden ibaret olacak, ruh ve manasından soyulmuş bulunacaktır. Yine yukarıda zikrettiğimiz hadîslerde Nebiyy-i Ekrem (sav) Efendimiz müslümanları bütün uzuvlarıyla oruç tutmaya teşvik ediyor, böyle bir orucun büyük neticelerini müjdeliyorlardı. Şu hadîs bu konuda çok düşündürücüdür: "Nice oruçlu vardır ki, orucundan kendisine kalan yalnızca açlıktır; nice geceleri namaz kılan vardır ki, namazından yanına kalan yalnızca uykusuzluktur." (Nesâî, İbn Mâce, Hakîm)

7- Fukaraya yardım ve Kur'ân okumak:
Buharî'nin naklettiği bir hadîse göre her zaman cömert ve fukaraya karşı merhametli olan Rasul-i Ekrem (sav)'in bu vasıfları Ramazanda doruk noktasına ulaşırdı. Nimet, lûtf ve ihsanı, esen yel gibi herkese ulaşırdı. Ramazanın her gecesinde Cebrail O'nu ziyarete gelir, karşılıklı Kur'ân-ı Kerîm okurlardı.
Salih kullar ve sünnet aşıkları Ramazan ayında fukarayı daha ziyade görüp gözeterek, Kur'ân-ı Kerîm'i de en az bir kere hatmederek bu sünneti ihya etmekten geri kalmamaya çalışırlar.
Efendimiz bilhassa Ramazanın son on gününde geceleri daha çok ibadetle meşgul olur, ailesini de bunun için uyandırırdı. Kur'ân-ı Kerîm'in "bin aydan daha hayırlı olduğunu" ifade buyurduğu Kadir Gecesi'nin son on gecenin birinde olması ihtimali diğer gecelerdekinden daha kuvvetlidir.
Son on gecenin ihyası bu büyük fırsatın değerlendirilmesini de temin edebilecektir.

BÜŞRA
06-08-11, 15:31
Allah razı olsun kaedeşim güzel bir paylaşımdı.