m_safiturk
27-10-11, 16:16
Her şey yerli yerindeydi bana göre. Bana olan her şeyin O’na göre olmadığı muhakkak. Haklıydım da oysa. Sağını solunu temizlediğim bir sürü meram mendilleri bırakıyordum bab-ı istigaseye.
Ne vardı ki sanki..işte bir cenahı mazinin nuruna bir kanadı müstakbelin nur dağlarına kadar uzanmış,bulegayı minnete sokar bir üslubun tulu ettiği gece yarılarını kotarıyordum ya..
Yedi düvelini ve evvelini ve ahirini de sitayiş ile anıyor,gönlümden de nümayişle geçiriyordum…
Pas geçmediğim iftar sofralarında,sakız gibi uzattığım dileklerin boyları serviye varmış,kıyamete kadar ötelenmişlik vehmiyle usanmadan didiniyordum ya..
Sevgi ise bende..
Aşk’ı kimseye bırakmam…Hele adı yâd edildiğinde bir iç çekişi var ki cezbeyi kıskandırır..yaz gecelerin kısa aralıklarında yıldızlara da baktığım..hakkını verdiğim taktirlerimde vardı ya…
Hele de hissimin hissesine düşmüşte o da ona nazire birkaç saatini feda ettiği leyali-i meşhureden de haberim vardı ya…
Şu gözler hurufat-ı kitab-i âlinin hikmetine mebni gözlerini yumsa da,iştigal kararında berdevam olduğu kararın kelama münhasır varidatını da kontrol altına almış bir himayesi de bulunuyordu ya..
Hem din-i mübinin ve tabileri olan ehlinin başına bir şey gelmesin,bütün esbabını bilir,kül bırakmaz talimlerle ihkak-ı hakkı taksim eder,adalet-i nazarı da temin eder,birde Rabbena mebdeli münacatı lütfen atfettiğimde,hamalı olduğum hamiyetinde keyfi yerine gelirdi ya..
Hani birde intisabdan gelen bir isimle,istinaddan gelen emniyet kurgusunu karpuz sonrası istimal ettiğimizde rahvan bir yolculuk başlardı ya fikirde..
Birkaç sayfada suhuftan aşırıldımı ,vazife de itmam bulur..gelecek olan günlerde madem daha gelmemişler,hacete kafi imkanda hasılsa,felsefenin cenazesine iştirak edebilirdim.
Şimdi, Bedi’nin söylediği gibi:
Çünkü gençliğimde en yüksek bir intibah şâhikasına çıktığımı sanıyordum. Şimdi anlıyorum ki, o intibah, intibah değilmiş. Ancak, uykunun en derin kuyusunda bulunmaktan ibaretmiş.Demekten alamadığım bir kendim var…
Arada bir de olsa insan yanlış anladığını bilmeli..
Anlayamadım efendim demeli…
Ver sormalı sormadığı soruları kendine;
Bir türlü zarfını bile açmaya dayanamadığım kaç mektubum var
Saklayıp mübadele edemediğim kaç düşüm..
Üzerine yalın bir istiğfar çekip bir daha dönüp bakmadığım kaç pencere kalmış..
Bir daha mı el aman deyip,çalmadığım kaç kapı.............................
Heyhat! Aklım korunmaya kalbim kadar muhtaç, Ey Sultan! Ruhum nuruna kalbim kadar aç…
m.safitürk
Ne vardı ki sanki..işte bir cenahı mazinin nuruna bir kanadı müstakbelin nur dağlarına kadar uzanmış,bulegayı minnete sokar bir üslubun tulu ettiği gece yarılarını kotarıyordum ya..
Yedi düvelini ve evvelini ve ahirini de sitayiş ile anıyor,gönlümden de nümayişle geçiriyordum…
Pas geçmediğim iftar sofralarında,sakız gibi uzattığım dileklerin boyları serviye varmış,kıyamete kadar ötelenmişlik vehmiyle usanmadan didiniyordum ya..
Sevgi ise bende..
Aşk’ı kimseye bırakmam…Hele adı yâd edildiğinde bir iç çekişi var ki cezbeyi kıskandırır..yaz gecelerin kısa aralıklarında yıldızlara da baktığım..hakkını verdiğim taktirlerimde vardı ya…
Hele de hissimin hissesine düşmüşte o da ona nazire birkaç saatini feda ettiği leyali-i meşhureden de haberim vardı ya…
Şu gözler hurufat-ı kitab-i âlinin hikmetine mebni gözlerini yumsa da,iştigal kararında berdevam olduğu kararın kelama münhasır varidatını da kontrol altına almış bir himayesi de bulunuyordu ya..
Hem din-i mübinin ve tabileri olan ehlinin başına bir şey gelmesin,bütün esbabını bilir,kül bırakmaz talimlerle ihkak-ı hakkı taksim eder,adalet-i nazarı da temin eder,birde Rabbena mebdeli münacatı lütfen atfettiğimde,hamalı olduğum hamiyetinde keyfi yerine gelirdi ya..
Hani birde intisabdan gelen bir isimle,istinaddan gelen emniyet kurgusunu karpuz sonrası istimal ettiğimizde rahvan bir yolculuk başlardı ya fikirde..
Birkaç sayfada suhuftan aşırıldımı ,vazife de itmam bulur..gelecek olan günlerde madem daha gelmemişler,hacete kafi imkanda hasılsa,felsefenin cenazesine iştirak edebilirdim.
Şimdi, Bedi’nin söylediği gibi:
Çünkü gençliğimde en yüksek bir intibah şâhikasına çıktığımı sanıyordum. Şimdi anlıyorum ki, o intibah, intibah değilmiş. Ancak, uykunun en derin kuyusunda bulunmaktan ibaretmiş.Demekten alamadığım bir kendim var…
Arada bir de olsa insan yanlış anladığını bilmeli..
Anlayamadım efendim demeli…
Ver sormalı sormadığı soruları kendine;
Bir türlü zarfını bile açmaya dayanamadığım kaç mektubum var
Saklayıp mübadele edemediğim kaç düşüm..
Üzerine yalın bir istiğfar çekip bir daha dönüp bakmadığım kaç pencere kalmış..
Bir daha mı el aman deyip,çalmadığım kaç kapı.............................
Heyhat! Aklım korunmaya kalbim kadar muhtaç, Ey Sultan! Ruhum nuruna kalbim kadar aç…
m.safitürk