Hatice_Sultan
29-05-09, 12:59
http://img352.imageshack.us/img352/4576/b2vqiu6.jpg
Yolculuklar da bir gün biter ey hanende! Düzlüğe çıkar nihayette.
Nefislerin fasılalarla dizilecekleri, nefeslerin tek bir sazende etrafında
pervane olacakları bir son. Hanendeler ise farklı farklı. Ne sahne kurulu
hakim tepede, ne de parlak ışıklar, sadece inip kalkan yürekler ve alınıp
verilen hızlı nefesler var.
Bütün çabaların, isteklerin, azimlerin sonu; son durak değil, ondan da
alası. Belki bilmişlerin altı, dervişlerin maverası bir alem. Zamanın
altınlaştığı dergah burası. Ne sofralar var, ne de o sofraları kuran canlar.
Ermişler bile şaşkın. Mesrur olmuş yüreklerin zangır zangır titriyor
ayakları.
Mesela, bir vaha burası; ıssız, sıcak, tehlikeli. Varsa yoksa kum ve kum
fırtınası. Şu satırlarda bile sonu yok mekanın. Mekanın en şereflileri var
sadece. Mekana yakışan heybet içinde. Semadan dökülen yıldızlarda. Gecenin
koyuluğunda... yorum yok, ama çöllerin de geceleri bir başka olur hani.
Zikir ehlinin parmaklarında kalan nasırlar, üşütmez o zarif elleri. Ellerin
iki tasdikçisi, titretmez o bedeni. Yolculuk sarp kayalıklardadır şimdi.
Görünenin saydam olduğu yerde...
Hanendeler tek yürek; ne cennet, ne cehennem. Ne çıkarsa divandan o... Ya
vuslat, ya gurbet. Artık tek arzulanan, vazgeçilmiş hayatın ötesi. Belki de
ruhun ilk adımlarında anlamadığı, zamanın zeminini oluşturan mekan. Bir vaha
olamaz mı? Bir yudum su, belki bir ağaç gölgesi. Fakat her hal net,
şatafatsız.. Tıpkı çöl gecelerinin yıldızları gibi.
Bu alemin sazendeleri yok. Lakin musikiler üstü bir ahenk, bedenlerin her
hücresinde sema etmekte. Her yer Tur-i Sina şimdilerde. Her can tek başına
Musa.
Hiç çölün arafı olur mu? Ya hayat... Ya ölüm. Zaman meçhul, zemin mana,
olmasın Ey Rabbim rüya. Hayır hayır, asıl rüya dünya. Aradığın bir avuç
toprakla başlayan ise boşa arama. Yok tecrübesi zira.
"Ee bebeğim ee..ee..ee" diye başlar her rüya... Bir ezan, bir sala. Eğer
girersen bir seyirli yola, bir açar bir kaparsın gözünü. Bir de bakmışsın
ki, geldiğin yer Nemrut'un tepesi. İşte güneşin batışına hayran kaldığın
yerdir orası. Rüyadan uyandığın yer yani. Yolculuğun bittiği yer. Ahiri yok
zaten bu satırlarda. Ama musikisi muhteşem. Ne görebilirsin, ne
dokunabilirsin. Aklın varsa aç kulaklarını, aç da dinle. Huu.
alinti
Yolculuklar da bir gün biter ey hanende! Düzlüğe çıkar nihayette.
Nefislerin fasılalarla dizilecekleri, nefeslerin tek bir sazende etrafında
pervane olacakları bir son. Hanendeler ise farklı farklı. Ne sahne kurulu
hakim tepede, ne de parlak ışıklar, sadece inip kalkan yürekler ve alınıp
verilen hızlı nefesler var.
Bütün çabaların, isteklerin, azimlerin sonu; son durak değil, ondan da
alası. Belki bilmişlerin altı, dervişlerin maverası bir alem. Zamanın
altınlaştığı dergah burası. Ne sofralar var, ne de o sofraları kuran canlar.
Ermişler bile şaşkın. Mesrur olmuş yüreklerin zangır zangır titriyor
ayakları.
Mesela, bir vaha burası; ıssız, sıcak, tehlikeli. Varsa yoksa kum ve kum
fırtınası. Şu satırlarda bile sonu yok mekanın. Mekanın en şereflileri var
sadece. Mekana yakışan heybet içinde. Semadan dökülen yıldızlarda. Gecenin
koyuluğunda... yorum yok, ama çöllerin de geceleri bir başka olur hani.
Zikir ehlinin parmaklarında kalan nasırlar, üşütmez o zarif elleri. Ellerin
iki tasdikçisi, titretmez o bedeni. Yolculuk sarp kayalıklardadır şimdi.
Görünenin saydam olduğu yerde...
Hanendeler tek yürek; ne cennet, ne cehennem. Ne çıkarsa divandan o... Ya
vuslat, ya gurbet. Artık tek arzulanan, vazgeçilmiş hayatın ötesi. Belki de
ruhun ilk adımlarında anlamadığı, zamanın zeminini oluşturan mekan. Bir vaha
olamaz mı? Bir yudum su, belki bir ağaç gölgesi. Fakat her hal net,
şatafatsız.. Tıpkı çöl gecelerinin yıldızları gibi.
Bu alemin sazendeleri yok. Lakin musikiler üstü bir ahenk, bedenlerin her
hücresinde sema etmekte. Her yer Tur-i Sina şimdilerde. Her can tek başına
Musa.
Hiç çölün arafı olur mu? Ya hayat... Ya ölüm. Zaman meçhul, zemin mana,
olmasın Ey Rabbim rüya. Hayır hayır, asıl rüya dünya. Aradığın bir avuç
toprakla başlayan ise boşa arama. Yok tecrübesi zira.
"Ee bebeğim ee..ee..ee" diye başlar her rüya... Bir ezan, bir sala. Eğer
girersen bir seyirli yola, bir açar bir kaparsın gözünü. Bir de bakmışsın
ki, geldiğin yer Nemrut'un tepesi. İşte güneşin batışına hayran kaldığın
yerdir orası. Rüyadan uyandığın yer yani. Yolculuğun bittiği yer. Ahiri yok
zaten bu satırlarda. Ama musikisi muhteşem. Ne görebilirsin, ne
dokunabilirsin. Aklın varsa aç kulaklarını, aç da dinle. Huu.
alinti