PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Üstad'dan Yadigar 33 Hadis!


m_safiturk
31-05-09, 22:27
Bismihi Sübhânehu

Üstâdımız Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, 3. Defa girdiği Afyon Medrese-i Yusufiyyesinde, şu gelen 33 hadis-i şerifeyi kendi evrak defterinde yazmış, bilâhare bâzı Nur talebeleri de, kendi defterlerinde kay- detmişler. Bunların bâzılarını, Üstâdımız kendi kalemiyle tashih edip, bâzı Arabî ve Türkî hâşiyeler ilâve etmiştir. Risâle-i Nur'un talebe-i ulûm şerefini kazandıran ve ilim içinde hakikata bir yol açan mesleğini, bu hadis-i şerifler beyân etmektedirler. Bu hakikatı ifâde için, merhum mualla üstâdımız, Emirdağ-1, sf. 90'da: "Ehli velâyetin amel ve ibâdet ve süluk ve riyâzet ile gördüğü hakikatler ve perdeler arkasında müşahade ettiği hakik-ı imâniye, aynen onlar gibi Risâle-i Nur; ibâdet yerinde ilim içinde hakikata bir yol açmış, süluk ve evrad yerinde, mantıkî bürhanlarla, ilmî hüccetler içinde, hakikat-ül hakaika yol açmış ve ilm-i tasavvuf ve tarikat yerinde, doğrudan doğruya ilm-i kelâm içinde ve ilm-i akide ve usul-üd din içinde bir velâyet-i kübra yolunu açmış ki, bu asrın hakikat ve tarikat cereyanlarına galebe çalan felsefî dalâletlere galebe ediyor." diye beyân buyurmuşlardır.

Mustafa SUNGUR

1. "İlmi öğreniniz.Çünkü onun öğrenilmesi, Allah'a karşı haşyettir Talebi ibâdettir. Müzâkeresi tesbihtir. Ondan bahis ise cihaddır." (Hadis)


Açıklama:"Risale-i Nurlar ilmi hakikat dersleridir.Demak Risale-i Nur dersleri ile alınan ve öğrenilen ilim, Allah korkusunun en büyüğüdür.Risale-i Nur ilmini taleb etmek ise ibadettir.Risaleleri okumak hem zikir,hem şükür,hem fikir,hem dua,hem ubudiyet...hem hem hem'dir.Risale derslerinin müzakeresi ise tesbih ve zikirdir.Risale-i Nurlardan bahis ise cihaddır yani cihad-ı manevidir." dersini yukarıdaki hadisten bir müjde olarak almalıyız ve birbirimizi tebrik etmeliyiz aziz kardeşlerim.(Abdulbaki-B.Ç.)


2. "Bir âlimin yatağına yaslanarak ilmine (kitabına) bir saat bakması, yetmiş saat ibâdetten hayırlıdır." (Hadis)


Açıklama:Evet kardeşim bu bölümdeki Üstaddan yadigar hadis 33 tane.İnşallah bunları paylaşacağız.
İkinci hadis Üstad'ın yatağına yaslanarak kitaplarını tashih etmesine ne kadar tevafuk ediyor.Risale-i Nur eserlerini bir yıl anlayarak ve kabul ederek okuyanlar da asrın hakikatli bir alimi ünvanını aldığına göre ve Risale-i Nur talebelerinin vazifeleri "Sözleri kendi telifi bilip,bütün hayatını onun hizmeti ve neşri bilmelidir." hakikatine mazhar olmaları nedeniyle bu hadisten Nur talebelrine de inşallah bir hisse düşer ümidindeyim.Haza min fazlı Rabbi.(B.Ç.)

3. "İlmin tâlibi (talebesi), RAHMAN'ın tâlibidir. İlmin talipçisi, İslâm'ın rüknüdür. Onun ser-ü mükâfatı, Peygamberlerle beraber verilir." (Hadis)


Açıklama:Risale-i Nurlar iman ilmidir.İlimlerin şahı ve padişahı ise imanıbillahtır. Demek bu ilmi talep etmek ve bu ilme talebe olmak RAHMAN'ın talibi yani Allah'ın merhametini taleb etmektir.İlmin takip edilmesini ise zaten cenab-ı Allah (cc) emreder ve kadın erkek bizlere farzdır.Bunun için ilmin talebi islamın bir rüknüdür.Bu ilmin mükafatını ise Rabbimizz yukarıdaki hadiste belirtildiği gibi Peygamberlerle birlikte vercektir.Ya Rabbi bizleri bu asrın hakiki iman ilmi ile hallenmeyi ve yaşmayı nasip et.İmanıbillah,marifetullah,muhabbetetullah ve en sonunda lezzeti ruhaniye mertebelerine bizleri ulaştır.Amin.(B.Ç.)


4. "İlim talep etmek, Allah'ın katında nâfile namaz, oruç, hacdan ve fiy-sebiylillah olan cihaddan efdaldir." (Hadis)
Açıklama:Bu hadis ilim talep etmedeki makbuliyetin nafile ibadetlerinden ne kadar eftal olduğunu belirtiyor.Çünkü İman ilmi kainatta hiç bir ilimle muvazeneye gelmez.Risale-i Nurlardaki ilim de iman-ı hakiki dediğimiz hakiki ilimdirki onu talep etmek ilimlerin zirvesini teşkil eder.Üstad "Risale-i Nur davasından daha büyük bir dava bu kainatta yok."demekle belki de bu hakikate işaret ediyor olmalıdır.


5. "İlminden menfaat görülen bir âlim, bin abidden hayırlıdır." (Hadis)

Açıklama:Bütün insanlık Risale-i nurlardan ve Üstadımızın eserlerinden istifade etmektedir.Dünyada Kur'an'dan sonra en fazla satılan ve okunan eserler Risalelerdir.Risale-i Nurlar 40'a yakın dünya diline çevrileren ilminden menfaat görülen alim sıfatına Üstadımız Said Nursi mazhar olmuştur.Allah ebeden ondan razı olsun.

"Gelmesi vaad olunan Mehdi'nin dahi rabbı (terbiyesine gelen) ilim sıfatıdır. (("Mektubat-ı Rabbani", c. 1, 251. Mektup, s. 550, 554))

6. "Din ile dünyayı talep edenlere veyl olsun." (Hadis)

veyl: yazık.

Açıklama: Din semavidir,dünyaya alet edilmez.Dünyaya basamak yapılmaz,din ile dünya kazanılmaz.Din sadece ve sadece Allah rızası için yaşanır.Üstad hazretlerinin hayatında hizmeti karşılığında hiç bir hediye ve karşılık almaması ve beklememesi bu hadisin yaşanmış bir izdüşümü olmalıdır.Dini siyasete ve ticarete alet edenlere özellikle bu asırda yazıklar olsun hitabına muhatap olmamak için Risale-i Nur hakikatlerine ve metoduna ne kadar ihtiyacımız var.Ya Rabbi bizleri"Doğru yolda olan ve sizden bir ücret de istemeyen kimselere uyun.(Yasin suresi-Ayet:21)."ayetine uyanlardan eyle.


7. "Bir demin bir hikmet kelimesini işitmesi, duyması, bâzen olur ki, ona bir sene ibâdetten hayırlı olur ve bir saat ilim müzâkeresi yanında oturmak, bir köle azad etmekten daha hayırlıdır." (Hadis)


dem:can,(adam,kişi manaları da var.)

Açıklama:Bu hadis gereği Risale-i Nur hakikatleri ve derslerinin ne kadar önemli olduğu açıktır.Çünkü Risale-i Nurlar eşyanın hikmetlerini tefsir eden bir ilim hazinesidir.Bu hikmet derslerini işitmek,o derslerin müzakere meclislerinde olmak ve bulunmak ne kadar büyük mükafatlarla eşdeğer olduğu hadiste belirtilmektedir.Risale-i Nur deslerini bu manada anlamalı ve o hikmet derslerinden mahrum kalmamalıyız.
Ya Rabbi,bizleri bu müzakereli ilim meclislerinden alıkoyan muzur manileri şerrinden muhafaza et.


8. "Cenâb-ı Hak, bir demi senin elinle (vasıtanla) hidâyete getirmesi, güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha çok sana hayırlıdır." (Hadis)

Açıklama:Bu hadis-i şerif "Senin vasıtanla birisinin imana gelmesi sahralar dolusu kırmızı koyunları tasadduk etmekten daha eftaldir."hadisi ile eş anlam ifade etmektedir.Kırmızı koyunlar çok değerli ve makbul kabul edilir.Sahralar dolusu koyun tasadduk etmek ve güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha çok hayırlı bir vesilelik için haydi iman hakikatleri ile muhtaç olanların imanını kurtarma vazifemize daha fazla gayret edelim.Bizler vazifemizi yapalım,Allah tesirini halk eder inşallah.Bizim vazifemiz tebliğ,neticesi Allah'a aiddir.

Ya Rabbi,bizleri senin(vazife-i ilahinin) vazifesine karışanlarden etme.Vazifemizi Senin vazifene bina etmekten bizleri muhafaza eyle.Amin.

""ONÜÇÜNCÜ NOTA: Medar-ı iltibas olmuş olan beş mes'eledir.

Birincisi: Tarîk-ı hakta çalışan ve mücahede edenler, yalnız kendi vazifelerini düşünmek lâzım gelirken, Cenab-ı Hakk'a ait vazifeyi düşünüp, harekâtını ona bina ederek hataya düşerler.

Edeb-üd Din Ve-d Dünya Risalesi'nde vardır ki: Bir zaman şeytan, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'a itiraz edip demiş ki: "Madem ecel ve herşey kader-i İlahî iledir; sen kendini bu yüksek yerden at, bak nasıl öleceksin." Hazret-i İsa Aleyhisselâmdemişki: öYani: "Cenab-ı Hak abdini tecrübe eder ve der ki: Sen böyle yapsan sana böyle yaparım, göreyim seni yapabilir misin? diye tecrübe eder. Fakat

abdin hakkı yok ve haddi değil ki, Cenab-ı Hakk'ı tecrübe etsin ve desin: Ben böyle işlesem, sen böyle işler misin? diye tecrübevari bir surette Cenab-ı Hakk'ın rububiyetine karşı imtihan tarzı sû'-i edebdir, ubudiyete münafîdir."

Madem hakikat budur, insan kendi vazifesini yapıp Cenab-ı Hakk'ın vazifesine karışmamalı.

Meşhurdur ki: Bir zaman İslâm kahramanlarından ve Cengiz'in ordusunu müteaddid defa mağlub eden Celaleddin-i Harzemşah harbe giderken, vüzerası ve etbaı ona demişler: "Sen muzaffer olacaksın, Cenab-ı Hak seni galib edecek." O demiş: "Ben Allah'ın emriyle, cihad yolunda hareket etmeye vazifedarım, Cenab-ı Hakk'ın vazifesine karışmam; muzaffer etmek veya mağlub etmek onun vazifesidir." İşte o zât bu sırr-ı teslimiyeti anlamasıyla, hârika bir surette çok defa muzaffer olmuştur.(Lemalar:131) ""

9. "Cenâb-ı Hak şu ümmetin üstünde hem deccalın kılıncını, hem de büyük harbin kılıncını beraber cem etmeyecektir." ( Mülâheme-i Kübrâ olan ikinci Harb-i Umumi, lem-i İslâm'ı hırpalamadığı işaretiyle, İslâmlar içinde bir deccâl, lem-i İslâm'ı başka bir surette hırpalayacak.) (Hadis)


Açıklama:Bu hadisin izahı Risale-i Nur külliyatında yeterli olarak işlenmiştir.Şu kadar diyebiliriz,bu Anadolunun İkinci Dünya Şavaşı'na girmemesinin en büyük sebebi Risale-i Nur hizmetidir der Üstad.Nasılki sadaka belayı def eder,aynen öyle de Risale-i Nur hizmetleri de musibet ve belaları def eder.Aynen öyle de olmuştur.Fakat,başka bir cerayan şeair-i islamı ve şeriat-ı Muhammediyeyi tahrip ve tağyir etmiştir.İşte bu hadis bu iki musibeti bu ümmete birlikte yaşatmamıştır.Ancak islamın başka bir surette hırpalanması halen de devam etmektedir.

Ya Rabbi,bizleri lem-i islamın başka bir surette hırpalandığı bu zamanda bu hırpalayanları tanımayı ve onlardan korunmayı nasip et.Doğru yerde durmayı ve Kur'anın manevi kalesinde muhafaza olmayı ve bu istikamette ömrümüzü tamamlamayı nasip et.

10. "Hilâfet-i İslâmiyye, babamın kardeşi amcam Abbas'ın oğullarından zâil olmayacak.Tâ onu deccala teslim edinceye kadar." (Hadis)


Açıklama:Bu hadis vuku bulmuş ve gerekli izahlar da Risale-i Nurlarda vardır.Hilafet-i islamiyenin ne zaman kaldırıldığı malumdur.Demak bu zamandaki olaylara ve icraatlara çok dikkat etmek icap eder.Bu zamanda cereyan eden olayların Kur'an ve Sünnet-i Peygamberi çerçevesinde anlamak için Risale-i Nur külliyatının ilgili bahislerinin mutlaka okunması gerekir.

Ya Rabbi,bu zamanın maddi ve manevi fitme cerayanlarını anlamayı ,tanımayı ve bu cerayanlardan muhafaza olup korunmayı nasip buyurdun ,bizleri kaydırma Ya Rabbi.

11. "Ulemânın mürekkebiye Şühedâ kanı muvâzene edilse, muhakkak ki Allah yanında, ulemânın mürekkebi, Şühedânın kanından râcih gelecektir." (Hadis)

Açıklama:Bu hadis"[Linkleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye olmak için tıklayınız...] (ev kemâ kàl). Yani, "Mahşerde ulema-i hakikatin sarf ettikleri mürekkep şehidlerin kanıyla muvazene edilir, o kıymette olur."(Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn, 1:6; el-Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 6:466; el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 2:561; Süyûtî, Câmiu's-Sağîr, no: 10026.) hadisi ile aynı manayı taşımaktadır.

m_safiturk
31-05-09, 22:29
Hocam bunu biraz açalım.Bize çok gerekli.Ancak bu hadisle Allahualem (şehitlerin kanıyla) kurtaracağız.Biz ne gibi mürekkep kullanıp neyi yazacağız ki (Benim anladığım Risaleleri) şehit kanıyla aynı kefede oluyor.Bi zahmet genişçe izah istiyoruz.

11. "Ulemânın mürekkebiye Şühedâ kanı muvâzene edilse, muhakkak ki Allah yanında, ulemânın mürekkebi, Şühedânın kanından râcih gelecektir." (Hadis)



Açıklama:Bu hadis"(ev kemâ kàl). Yani, "Mahşerde ulema-i hakikatin sarf ettikleri mürekkep şehidlerin kanıyla muvazene edilir, o kıymette olur."(Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn, 1:6; el-Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 6:466; el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 2:561; Süyûtî, Câmiu's-Sağîr, no: 10026.) hadisi ile aynı manayı taşımaktadır.



arayiş kardeşim yukarıdaki hadisin biraz daha açıklanmasını arzu ediyor.Bizler burada sadece kendi yorumlarımızı yazmaya gayret edeceğiz.Bu hadisin daha isabetli yorumlarını müdakkik kardeşlerden de bekliyoruz.

Ulamanın yaptığı hizmetler elbette ki manevi cihat olarak önce nefis ile yapılan cihat hesabıyla çok önem arzeder.Efendimiz(asm) de maddi bir savaştan döndükten sonra "Şimdi küçük savaştan büyük savaşa döndük." diyerek nefis ile yapılan mücadelenin enfüsi boyuttaki önemini beyan etmiştir.Özellikle bu asırda dinsizlik cerayanlarının en şiddetli olduğu bir zamanda ve cihadın ,cihad-ı maneviyeye döndüğü bir zamanda elbetteki ebedi hayatımızı ebedi helaketten kurtaracak olan ulamanın özellikle Risale-i Nurların yazılması,basılması ve neşredilmesinde kullanılan mürekkep dikkate değerdir.

Elbetteki bizler alim değiliz,öyleyse bu hadisteki ulama tabiri nedeniyle bizler ne yapmalıyız sorusuna yine Üstad hazretlerinden bir izah alalım buraya.



" Eğer deseniz: "Hadiste âlim tabiri var. Bir kısmımız yalnız kâtibiz."

Elcevap: Bir sene bu risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan, bu zamanın mühim, hakikatli bir âlimi olabilir. Eğer anlamasa da, madem Risale-i Nur şakirtlerinin bir şahs-ı mânevîsi var; şüphesiz o şahs-ı mânevî bu zamanın bir âlimidir. Sizin kalemleriniz ise, o şahs-ı mânevînin parmaklarıdır. Kendi nokta-i nazarımda liyakatsiz olduğum halde, haydi, hüsn-ü zannınıza binaen bu fakire bir üstadlık ve tebaiyet noktasında bir âlim vaziyetini verdiğinizden bağlanmışsınız. Ben ümmî ve kalemsiz olduğum için, sizin kalemleriniz benim kalemim sayılır; hadiste gösterilen ecri alırsınız.(21.Lem'a)

Said Nursî


Muhterem kardeşlerim,"Bir sene bu risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan, bu zamanın mühim, hakikatli bir âlimi olabilir. Eğer anlamasa da, madem Risale-i Nur şakirtlerinin bir şahs-ı mânevîsi var; şüphesiz o şahs-ı mânevî bu zamanın bir âlimidir. Sizin kalemleriniz ise, o şahs-ı mânevînin parmaklarıdır. Kendi nokta-i nazarımda liyakatsiz olduğum halde, haydi, hüsn-ü zannınıza binaen bu fakire bir üstadlık ve tebaiyet noktasında bir âlim vaziyetini verdiğinizden bağlanmışsınız. Ben ümmî ve kalemsiz olduğum için, sizin kalemleriniz benim kalemim sayılır; hadiste gösterilen ecri alırsınız.(21.Lem'a)"

bahsi biz Nur Talebeleri için çok ehemmiyetli ve kaçırılmaması gereken sırlarla doludur diye düşünüyorum.Bizler madem ki bir şahs-ı manevinin birer azasıyız.O şahs-ı manevi bu zamanda bir veliyy-i kamil hükmünde ve hakiki bir alim,mürşittir.Bizlerde bu şahs-ı manevinin tüm sevaplarına şirket-i manevi cihetiyle dahiliz.Her bir Nur talebesi ihlas,sadakat ve tesanüt derecesine göre bu sevaba sahip olabilir.Bu nedenle Risaleleri yazan,basan,neşreden kardeşlerimiz bizden çok daha fazla sevap kazanıyor değil,bizlerde o hizmetleri,yani neşir hizmetlerinde bizzat bulunamamakla bir şey kaybetmiyoruz.Bizim yaptığımız hizmetlerin sevabından onlar,onların yaptığı hizmetlerden de bizler inşallah istifade ediyoruz.Haza min fazlı Rabbi.

Abdülbaki..B.Ç

m_safiturk
31-05-09, 22:34
12. "Şedid, kuvvetli, kahraman o değildir ki, insanları mağlup etsin. Belki kahraman odur ki, gadap ve hiddet ânında, nefsini mağlup eder."(Hadis)

13. "Bir müslüman, bir müslüman kardeşine bir hediye ihdâ etmesi; onun hidâyetini artırıp, kötülüklerden onu alıkoyan bir hikmet kelimesinden daha hayırlıdır." (Hadis)


Değerli kardeşim, buradaki manâyı ben anlayamadım. Burada kullanılan "ihdâ" kelimesi lügatta: "iman ve İslâmiyet yolunu göstermek. Hidayete eriştirmek" manâlarının yanında, "hediye etmek, armağan yollamak" manâlarını da içeriyor. Hadiste kastedilen manâ birinci manâ olursa, iman ve İslâmiyet yolunu göstermek, hidayetini arttırıp, kötülüklerden alıkoymak işlevinden daha hayırlıdır." manâsı mı çıkıyor? Yani, insana doğru yolu göstermek, doğru yolda giden birisinin makamını yükseltmekten daha hayırlı olduğunu mu anlamalıyız. Biraz açabilir miyiz?

bu hadisin anlaşılmasını için,hadisin Üstad tarafından hadis-i bilmana olarak alması nedeniyle izaha gerek duyuluyor.Allah razı olsun isabetli ve bizimde düşündüğümüz manaları kapsayan açıklama yapmışsınız.Burada hediye ihda edilmesi,onun hidayetini artırır manası ile açıklanmış.Bir müslümanın bir müslümana bir hediye ihda etmesi söz konusu.Elbetteki bir müslüman ilk önce müslüman kardeşini hayıra davet etmelidir.Hayıra çalışan ve hayırda sebat edip doğru yolda istikamette gitmek elbette ki kötülüklerinde işlemmemesi için önem arzeder.Üstad hazretleri "Risale-i Nurlar bu zamanda önce ehl-i imanın imanını kurtaracak "der."Bu asırda ehl-i imanın imanı tehlikede " der. Öyleyse bu ihda kelimesinin Risale-i Nurlarla çok yakın ilişkisi olacağını düşünüyorum.Kelime hediye de olsa bu hediye Risale-i Nurlar olmalı diye düşünüyorum.İnsanların kusurlarını önüne koymaktan daha çok bu iman hakikatlerini onlara hediye etmekle en büyük ihda edilmiş olur diye düşünüyorum.Bu hadisin hakiki manasını Rabbim bilir.selamlar.

m_safiturk
31-05-09, 22:39
14. "Halk-ı demden (A.S) tâ kıyâmete kadar, âlem-i insaniyyet arasında, deccâl hâdisesinden daha büyük bir umur, mes'ele yoktur." (Hadis)


Açıklama: Berşinci Şua'dan:
Altıncı Mes'ele: Rivayette var ki: "Fitne-i âhirzaman o kadar dehşetlidir ki, kimse nefsine hâkim olmaz." Bunun için, binüçyüz sene zarfında emr-i Peygamberîyle bütün ümmet o fitneden istiaze etmiş, azab-ı kabirden sonra"Deccelin fitnesinden ve ahir zaman fitnesinden (bizi koru Allahım).(Buhari,1:211,2:126-Müslim,2:2200-Müsned,2:185...)"vird-i ümmet olmuş.

15. "Bir ilim talebesi, ilim tahsil ederken eceli gelse, vefât etse, onun derecesiyle Enbiyâ derecesi arasında, bir peygamberlik mertebesi kalır." (Üstad'dan naklen Hadis)


Risale-i Nulardan açıklama:
Aziz, sıddık kardeşlerim,

Cenâb-ı Erhamürrâhimîne hadsiz şükür olsun ki; bu acip zamanda ve garip yerde, talebe-i ulûmun kıymetli şerefini ve ehemmiyetli hizmetlerini kazanmayı sizler vasıtasıyla bizlere de müyesser eyledi.

Ehl-i keşf-i kuburun müşahedesiyle, müteaddit vâkıatla, tahsil-i ulûm ânında vefat eden bazı müştak ve ciddî bir talebe-i ulûm, şehidler gibi kendini hayatta ve kendi dersiyle meşgul görüyor. Hattâ meşhur bir ehl-i keşf-i'l-kubur, vefat eden ve ilm-i sarf ve nahvi okuyan bir talebenin kabrinde Münker, Nekir'e nasıl cevap verecek diye murakabe etmiş. Ve müşahede edip işitmiş ki, melek-i suâl, ondan sordu. "Men Rabbûke? Senin Rabbin kimdir?" dediği zaman, o nahv dersiyle iştigal ederken vefat eden talebe, o meleğin cevabında demiş: "Men mübtedâdır, Rabbûke onun haberidir." Nahiv ilmince cevap vermiş, kendini medresede zannetmiş.

İşte bu vâkıaya muvafık olarak, ben merhum Hâfız Ali'yi aynen hayattaki gibi Risale-i Nur'la meşgul olarak en yüksek bir ilimde çalışan bir talebe-i ulûm vaziyetinde ve tam şehidler mertebesinde ve tarz-ı hayatlarında biliyorum ve o kanaatle ona ve onun gibi Mehmed Zühdü'ye ve Hâfız Mehmed'e bazı dualarımda derim: "Yâ Rabbî! Bunları kıyamete kadar Risale-i Nur kisvesinde hakaik-i imaniye ve esrar-ı Kur'âniye ile kemâl-i ferah ve sevinçle meşgul eyle. Âmin. İnşaallah."(On Üçüncü Şua )

16. "Kim ki ilimden (yâni ilm-i imânî ve tahkikîden) bir bâb, bir mes'ele taâllüm ederse, onunla amel etsin etmesin, bir rek'ât nafile namazdan efdaldir. Eğer öğrenmekle beraber amel de ederse, yâhut onu başkasına da öğretirse, o zaman tâ kıyâmete kadar, onun o büyük sevabı ve onunla amel edenin sevabı onun olacaktır." (Üstad'dan naklen Hadis)


Açıklama:Muhterem ağabey ve kardeşlerim,Yukarıdaki Üstad'dan yadigar hadis bizim için Risale-i Nur derslerine gitmemiz ve Risale okumamızın ne kadar önemli olduğunu açıkça ortaya koyuyor.Elimizdeki ilm-i imani ve tahkiki derslerinin kıymetinin ve değerini bilmemiz için bu hadis inşallah hepimize Risale-i Nur eserlerinin mahiyeti noktasında çok büyük bir şevk ve gayret verir ümidindeyim.O ders mekanlarında bulunmak ve o hakikatleri yaşayıp,anlatmanın gayreti içinde oluruz inşallah.

""""Öğrenmekler beraber amel etmek...

İlim islamın hayatıdır,imanın direğidir.İlim öğrenen kimsenin mükafatını Allah tam tamına verir.Bir kimse öğrenir ve öğrendikleri ile amel ederse,Allah bilmediklerini de öğretir.(Muhtarü'l-Ehadis,1.100:786)""""

17 "Kim ki İslâmı ihyâ etmek niyetiyle ilimden bir bâb tahsil ederse, onun derecesiyle peygamberlik derecesi arasında, yalnız bir kalmış olur." (Üstad'dan naklen Hadis)


18 "Bir mü'minde dört şey, dört ahlâk içtimâ ettiği zaman Cenâb-ı Hak, o dört ahlâkıyla ona cenneti vâcip etmiş olur. - Lisanında SIDK. ( Doğruluk.Yâni yalan söylememek.) - Malda SEH. (Yâni cömertlik.) - Kalpte meveddet, SEVGİ. - Hazırda ve gaybda olanlara NASİHAT etmek. (Üstad'dan naklen Hadis)

"""18 "Bir mü'minde dört şey, dört ahlâk içtimâ ettiği zaman Cenâb-ı Hak, o dört ahlâkıyla ona cenneti vâcip etmiş olur. - Lisanında SIDK. ( Doğruluk.Yâni yalan söylememek.) - Malda SEH. (Yâni cömertlik.) - Kalpte meveddet, SEVGİ. - Hazırda ve gaybda olanlara NASİHAT etmek. (Üstad'dan naklen Hadis)

"Hazırda ve gaybda olanlara NASİHAT etmek" kısmını biraz açabilir misiniz?

"Bir mü'minde dört şey, dört ahlâk içtimâ ettiği zaman Cenâb-ı Hak, o dört ahlâkıyla ona cenneti vâcip etmiş olur. - Lisanında SIDK. ( Doğruluk.Yâni yalan söylememek.) - Malda SEH. (Yâni cömertlik.) - Kalpte meveddet, SEVGİ. - Hazırda ve gaybda olanlara NASİHAT etmek. (Üstad'dan naklen Hadis)

"Hazırda ve gaybda olanlara NASİHAT etmek" kısmını biraz açabilir misiniz?

Hazırda olanlara nasihat etmek tabiri bizlere yani şahadet aleminde olan insanlara nasihat etmek;Gaybda olanlara nasihat etmek ise melaike,ruhaniyat ve cinniler niçin olmasın?Sanırım onlarda yani gayb aleminde olanların da özellikle Risale-i Nur derslerini dinlediğini yine Risale-i Nurlardan biliyoruz.Sanırım murad bu olsa gerek.

"Hem hak ve hakikati dinleyen ve söyleyene sevap kazandıranlar yalnız insanlar değildir. Cenâb-ı Hakkın zîşuur mahlûkları ve ruhanîleri ve melâikeleri kâinatı doldurmuş, her tarafı şenlendirmişler. Madem çok sevap istersin; ihlâsı esas tut ve yalnız rıza-yı İlâhîyi düşün. Tâ ki senin ağzından çıkan mübarek kelimelerin havadaki efradları, ihlâs ile ve niyet-i sadıka ile hayatlansın, canlansın, hadsiz zîşuurun kulaklarına gidip onları nurlandırsın, sana da sevap kazandırsın. Çünkü, meselâ sen "Elhamdü lillâh" dedin. Bu kelâm, milyonlarla büyük küçük Elhamdü lillâh kelimeleri, havada izn-i İlâhî ile yazılır. Nakkaş-ı Hakîm abes ve israf yapmadığı için, o kesretli mübarek kelimeleri dinleyecek kadar hadsiz kulakları halk etmiş. Eğer ihlâs ile, niyet-i sadıka ile o havadaki kelimeler hayatlansalar, lezzetli birer meyve gibi ruhanîlerin kulaklarına girer. Eğer rıza-yı İlâhî ve ihlâs o havadaki kelimelere hayat vermezse, dinlenilmez. Sevap da yalnız ağızdaki kelimeye münhasır kalır. Seslerinin ziyade güzel olmadığından, dinleyenlerin azlığından sıkılan hafızların kulakları çınlasın!(20.Lema)

19. "Kâhinlerden birisi gelecek, Kur'an'ı (Kur'an'ın hakikatlarını) öyle bir tarzda ders verecektir ki, ondan sonra, onun gibi o ders ve talimi veren olmayacaktır." (Kâhin : Hadisin metnindeki kâhinden murad, Allah-u lem, ilhâma mazhâr, gaybî umuru veyâhut gizli kalmış esrârı veyâhut mestur olan Hakaik-ı Kur'aniyyeyi ilhâm-ı ilâhi ile ders verecek birisi demektir. Bu ise, gaybî ve istikbâlî bir işâret, bir ihbâr-ı Nebevîdir.) (Üstad'dan naklen Hadis)


Açıklama:Bu hadis-i şerifi Üstad hazretleri hadisi bilmana olarak almış ve izahatınıda kendisi parantez içlerine yapmıştır.Bilmem arife tarif gerekir mi?Sanırım gerekmiyor.


20. "Bir ilim talebesi ilim tahsil etmekteyken ölüm ve ecel gelse, vefât etse şehiddir." (Üstad'dan naklen Hadis)


21 "Kur'an'ın hamelelerine ikrâm, hürmet ediniz." (Kur'an'ın hameleleriyse, ya Kur'an'ı hıfzedenlerdir, veyâhut Kur'an'ın hakikatlarını yaşayanlardır.) (Üstad'dan naklen Hadis)

22. "Ulemâya hürmet ediniz, ikrâm ediniz. Çünkü ulemâ, peygamberlerin vârisidir." (Üstad'dan naklen Hadis)

23. "İlmin efdali imân ilmidir. Bu ilimle az olan amel, ilim ile olduğu için menfâât verir. Fakat çok amel cehil ile olsa menfââtsizdir." (Üstad'dan naklen Hadis)

m_safiturk
31-05-09, 22:45
24. "Cenâb-ı Allah (C.C), mü'min kulunu tecrübe ve imtihan için, musibet ve belaya giriftâr eder. Fakat, O'nun bu iptilâi ve denemesini, o mü'min kulunun üstünde kerâmât ve ikrâmını izhâr içindir." (Üstad'dan naklen Hadis)


Açıklama:Hayat musibetlerle, hastalıklarla tasaffi eder(safileşir), kemal bulur, kuvvet bulur, terakki eder, netice verir, tekemmül eder(mükemmelleşir), vazife-i hayatiyeyi(hayat vazifesini) yapar. Yeknesak(tekdüze) istirahat döşeğindeki hayat, hayr-ı mahz(hakiki hayır) olan vücuttan ziyade, şerr-i mahz(hakiki şer) olan ademe(yokluğa) yakındır ve ona gider.(2.Lema)
Hem yüzer tecrübenle, ey sabırsız nefsim, kat'î kanaatin gelmiş ki, zahirî musibetler altında ve neticesinde inayet-i İlâhiyenin(ilahi yardımların) çok tatlı neticeleri var. (Said Nursi.)

Musibet iltifatat-ı rahmanidir.(Said Nursi)

25. "Said, fitnelerden uzak kalmış kimse, musibet ve fitneye giriftâr olduğu hâlde, sabreden kimsedir. Böyle adam ise, çok garip ve pek nâdirdir." (Üstad'dan naklen Hadis)


26. "Muhakka fitne gelmektedir. İbâdı (insanları) parça parça edecektir. Ancak âlimler ondan kurtulurlar." (Üstad'dan naklen Hadis)

27. "Ahir zamanda, şiddetli ve dehşetli bir belâ gelecek. Herkese isâbet edecek. Ondan kurtulan olmaz. Ancak Allh'ın dinini bilen ve ona göre lisânıyla ve kalbiyle mücâhede eden bir adam kurtulacak. O ise, ona geçmişlerin mesleği sebkât etmiştir. Bir de, Allah'ın dinini bilip, tasdik eden birisi kurtulacak." (Üstad'dan naklen Hadis)

sebkât:Geçmek, ilerlemek.

28. "Benî demin en cömerti, en kerimi ve en sâhisi benim. Benden sonra, onların en kerimi, en cevâdı ise, bir recul, bir demdir ki; o dem (hususi) bir ilim bilecek ve o ilmini neşredecektir. Kıyâmet gününde müstakilen bir cemaat hâlinde baas olunacaktır." (Üstad'dan naklen Hadis)

28. hadisteki "dem" kelimesini "âdem" manâsında mı anlamalıyız? Lûgatta vakit, saat ve kan gibi anlamları var ama cümle kuruluşuna göre "âdem" manâsı var olduğu anlaşılıyor. Böyle olduğu takdirde o "dem" Bediüzzaman olmalı ve ilmi de Risale-i Nur.

Rabb-i Rahîm'im "kıyamet gününde müstakilen bir cemaat hâlinde baas olunacak" o cemaatten bizleri ayırmasın. Amin.

ilk önce bende dem kelimesini yanlış yazılmış diye âdem olarak
düzeltmiştim.Dedim herhalde yazım hatası var.Sonra dem kelimesinin anlamını lügatlardan araştırdım baktım ki;kan,can,Nefes. Soluk. * Ağız. * Nazar. * An, vakit, saat. * Koku. * Kibir, gurur. * Âli, yüksek. * Körük."gibi manalar karşıma çıktı. Bu manalardan hadisin anlamına en uygun olanın ise can,kan,nefes,manaları âdem manasına yakın olduğu için dem kelimesine hiç karışmadan o şekliyle bıraktım.Zaten bir dem bir şahıstan-bize göre Üstad'dan-bahsettiği çok açık.Hadiste bir recul kelimeside geçiyor.Recul biliyorsunuz yetişkin erkek,Bir işin ehli, Er kişi,Adam anlamlarını taşıyor.Duanız için amin diyorum.

29. Kur'an'ı öğrenen ve öğreten, içindeki hakaikını ders veren bilmiş olsunlar ki; kıyâmet gününde onların cennete girmelerine, sâik ve delil ben olacağım." (Üstad'dan naklen hadis)


30.. "Sakın bid'atlara yanaşmayınız. Çünkü, bütün bid'atlar dalâlettir. Bu dalâletler de, ceheneme dayanacaklardır." (Üstad'dan naklen hadis)

31. "Bizden gayrısına kendisini benzeten, bizden değildir. Sakın Yahudi ve Hıristiyanlara kendinizi benzetmeyiniz." (Üstad'dan naklen hadis)

32. "Cihâdın en efdali odur ki, eğri yolda olup, Hakka karşı mümânaat gösteren en cebbâr hükümdarlara, kumandanlara karşı hak söz söyleyendir." (Üstad'dan naklen hadis)

33. "Cihâdın en faziletlisi, kişinin kendi nefsi ve hevâsına karşı mücâhade etmesidir."(Üstad'dan naklen hadis)


ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI MEŞVERET VE ŞURADIR.


Abdülbaki BÇ

Allah Razı Olsun...

m_safiturk
31-05-09, 22:49
KUDSİLERE ÖVGÜ

Bir gün Efendimiz, Ebu Zerr-i Gıfari (R.A.)'e buyurdular ki:"Ya Eba Zerr ALLAH güzeldir, güzeli sever. Benim niçin gamlandığımı, ne düşündüğümü ve neyi özlediğimi biliyor musunuz, ya Eba Zerr?"

Oradakiler:"Bilmiyoruz ya Resulallah, Gamını ve düşünceni bize haber ver" dediler.

Resulullah (a.s) bir "Aaah!" dedi:"İştiyakım benden sonraki ihvanıma kavuşmak içindir. Onların durumları enbiyaların durumları gibidir.

Onlar şühedaların menzilesindedirler. Babalarından, ve kardeşlerinden sadece ALLAHÛ Teala'nın rızasını kazanmak için ayrı düşerler.

Malı ALLAH için terk ederler. Nefislerini tevazu ile hor hakir ederler. Şehevata ve dünya füzuliyyatına rağbet etmezler. ALLAH'ın beytlerinden bir beytde Muhabbetullah'dan dolayı mahrum ve mahzun olarak toplanırlar, kalblerini ALLAH'a verirler.

Ruhları ALLAH'a bağlı, onları bilmek ALLAH'a aid. Onların birinin hastalanması bir sene ibadetten efdal olur."

"Eğer istersen anlatayım ya Eba Zerr?"

"İsterim ya Resulallah."

"Onlardan birisi öldüğü zaman ALLAH indindeki şereflerinden dolayı semada ölenler gibidirler.

Eğer istersen daha anlatayım ya Eba Zerr?"

"İsterim ya Resulallah."

"Onlardan birisi elbisesindeki bir böcekten müteezzi olduğu vakit ona ALLAH indinde yetmiş hacc ve gazve ecri ve İsmail zürriyyetinden kırk köle azad etmiş sevabı verilir,onlardan da her birisi on iki bin kişiye muaddildir.

Eğer istersen daha ziyade edeyim ya Eba Zerr?"
"Evet ya Resulallah." "Onlardan birisi ehlini hatırlayıp da gamlandığı vakit her bir nefesine bir derece yazılır.

Eğer istersen daha anlatayım ya Eba Zerr?"

"Evet ya Resulallah."

"Onlardan birisinin arkadaşları arasında iki rek'at namaz kılması Nuh (A.S.)'ın Cebel-i Lübnan da, bin yıl ibadet ettiği gibi ibadet eden bir adamın ibadetinden daha efdaldir.

İstersen daha ziyade edeyim ya Eba Zerr?"

"İsterim ya Resulallah."

"Onlardan birisinin tesbihi kıyamet gününde bütün dünya dağları kadar altın tasadduk edip de gelen bir kimsenin ecrinden daha fazladır.

lstersen daha sayayım ya Eba Zerr?"

"Evet ya Resulallah." dedim.

Meftar-ı Mevcudat Efendimiz saymaya devam ederler:

"Onlardan birine bir kerre nazar etmen ALLAH indinde Beytullah'a nazar etmenden daha sevimlidir, ona nazar eden ALLAH'a nazar etmiş gibidir. Onun sevindirdiği kimse ALLAH'ın sevindirdiği bir kimse gibidir. Ona it'am
eden ALLAH'ı it'am etmiş gibidir.

İstersen anlatayım ya Eba Zerr?"

"Evet ya Resulullah."

"Onların yanına günahlarda ısrar ede ede hantallaşmış bir topluluk oturunca ALLAH onları nazan rahmeti ile nazar edip günahlarını onların hürmetine afv etmeden kalkmazlar. Ya Eba Zerr onların gülmeleri ibadettir, şakalaşmaları tesbihtir, uykuları sadakadır.

ALLAH onlara her gün yetmiş kerre nazar eder.

Ben bunlara müştakım ya Eba Zerr.

Resulullah bitkin bir şekilde saçlarını düzeltdi, sonra başını kaldırdı, ağlıyordu, gözyaşları gözlerinden inci daneleri gibi dökülüyordu. Bir kere daha "ALLAH" dedi, "Onlara müştakım, onlara kavuşmak istiyorum" sonra Nebi Efendimiz:

- "ALLAH'ım! Onlan
muhafaza et, muhaliflerine karşı onlara yardım et, kıyamette gözümü onlarla nurlandır."

Amin Amin Amin

m_safiturk
31-05-09, 22:52
Abdülbaki ağabeyimizden Rabbimiz Razı olsun Hizmet-i İmaniye ve Kur'aniyede İstihdam etsin....

mekseline
31-05-09, 23:47
Amin Alah onlardan ve sizlerden razı olsun...
çok istifadeli bir yazı idi...

musahhih
31-05-09, 23:57
Allah(c.c.) razı olsun
Rabbim bu hadis-i şeriflerdeki gibi talebe olmayı nasib eylesin..

serihan
01-06-09, 23:22
Allah razı olsun..

Nükte
13-06-09, 23:03
Allah razı olsun istifadeli bir yazı oldu bizim için..ALLAH ilminizi ve ilmimizi artırsın inşAllah..amin..